Noel’de Ergenekon

Noel’de Ergenekon

0
PAYLAŞ

24 Aralık Noel. ABD’de yarın olsa da bugün akşam tüm Avrupa’da milyonlarca insan Noel nedeniyle süsledikleri çam ağaçlarının yanı başında güzel saatler geçirecekler. Genelde aileler bir araya gelecek ve ekonomik durumlarına göre farklı, farklı hediyeler verilecek. Anneanneler, dedeler, çocukları anne ve babalar ve de onların çocukları torunlar dedelerinin çocukken söylediği aynı şarkıları söyleyecekler çam ağaçlarının başında. Üstelik bu kış bol karlı ve bembeyaz bir noel yaşatmakta. Türkiye’de yaşamakta olan hristiyanlar da dilerim aynı şekilde kutlarlar noellerini. Hepsinin noeli kutlu olsun.
Çarşamba Günü TBMM’deydim. Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın mecliste nöbetçi bakan olması nedeniyle oldukça uzun bir süre konuğu olarak Ankara Politikası’nı özellikle kulislerde bir çok milletvekili dostumdan birinci elden dinleme olanağı buldum. TBMM’de görev yapan bir çok gazeteci ile tanışma şansına sahip oldum. Meclisteki dernek lokallerinde neşeli bir sohbete katıldım. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği (ABGS) tarafından uzun bir çalışma sonucu hazırlanan yeni logo aynı zamanda rozet olarak bir sembol haline gelmek üzere. Türk ve AB bayraklarından oluşan güzel bir konzept olmuş. Bu rozeti ben de taşıyorum artık. Ama en güzeli meclis koridorlarında bir çok bakan ve milletvekilinde de bu rozeti görmek sevindirdi beni. AB üyesi olma yolunda kararlı olan Türkiye’nin bakanlarının ve politikacılarının ve de devlet üst düzey görevlilerinin Türk ve AB bayraklı ve de kendi kurumları ABGS’yi temsil eden bir rozet takmaları sıradan bir olay değil. Üstelik Pazartesi Günü Brüksel’de Çevre Başlığı açılırken yapılan basın toplantısında hem AB hem de Türkiye’den beş bakan ve komiser de aynı rozetle çıktılar medya karşısına. Bu rozet Egemen Bağış ve ABGS’nin hem Türkiye’de hem de AB’de kamuoyunun önyargılarını yenme amacıyla başlattıkları uzun soluklu bir kampanyanın başlangıcı ve de belki de küçük ama anlamlı bir parçası.
ABGS canla, başla çalışıyor. Bu çok güzel. Ancak işi de kolay değil. Noel’de Türkiye’de Ortodoks Patriği’nin Türkiye’de neredeyse parmakla sayılacak kadar az sayıda kalan TC’nin Rum vatandaşları ile ilgili sıkıntılarını dile getirirken kullandığı bence de talihsiz bir cümle nedeniyle bazı medya organlarında hakkında yazılmadık kalmadı. Özellikle Heybeliada Ruhban Okulu konusunda bilen, bilmeyen konuşmakta. Oysa bu sorun çözülse bu çözümden en fazla yararlanacak olan da Türkiye olacak. Günümüzde Türkiye’de Ortodoks Kilisesi din adamı yetiştirememekte. Oysa Ortodoks Kilisesi’nin dünya lideri Heybeliada’da yetişmiş bir Arnavutköylü “TC vatandaşı Rum” olsa daha iyi olmaz mı? Rusya ya da Yunanistan’da yetiştirilen bir Patrik mi yoksa Türkiyeli bir Patrik mi söz konusu Türkiye olduğunda daha duyarlı olacaktır?
Noel günlerinde sadece Patrik bazı medya organlarında hakkında yazılan hakaretleri okumak zorunda kalmıyor. Ülkenin Başbakan Yardımcısı’nın evi çevresinde suikast hazırlığı içinde oldukları iddia edilerek gözaltına alınan şahısların subay olduğu gerçeği ile Türkiye Demokrasi’si acı çekmekte. Üstelik bu şahısların aynı şekilde TBMM Başkanı’na yönelik planları olduğu iddiasını okumaktayız gazetelerde. Ergenekon denilen “canavar” hala tehlikeli olduğunu göstermeye çalışıyor galiba.
Maalesef Türkiye 2009 Noel’inde de hala Ergenekon ile boğuşmak zorunda. “Demokratik Hukuk Devleti” prensipleri ile demokrasi için büyük bir tehlike olan bu durumun bir an önce sona ermesinin sağlanmasını dilemekten başka çaremiz yok. İşte bu nedenle Türkiye’nin AB üyeliği yolunda attığı her adım daha da anlamlı hale geliyor. ABGS’nin rozetleri belki de Avrupalı bir Türkiye’nin “Ergenekonsuz Geleceğini” sembolize etmekteler.
Bir de son iki yazıma yönelik bana “madem iyi bir şey sen niye Alevi olmuyorsun” şeklinde sorular yazacak kadar acilen genel kültüre ihtiyacı oldukları ortaya çıkan bazı şahıslara verebilecek tek bir cevabım var, o da Mevlana’dan: “Kör cehalet çirkefleştirir insanı, suskunluğum asaletimdendir, her lafa verilecek bir yanıtım var elbet, lakin lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye.”

BİR CEVAP BIRAK