İnsan faaliyeti olan yerleri korumayalım!

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Nisan 2014’te sulak alanlar yönetmeliğinde değişiklik yaparak ‘tampon bölge’ ve mutlak ‘koruma alanı’ tanımlarını değiştirirdi. Yönetmelikten önce izinsiz açılan tesislere iki yıl izin alma süresi tanıyan Bakanlık, yönetmeliğe eklediği geçici maddeyle de izin alan tesislerin faaliyetlerin önünü açtı. Bakanlığın yaptığı bu değişiklikleri yargıya taşıyan Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları (ÇEHAV), değişikliğin iptalini istedi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, söz konusu değişikliklerle ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi. Böylece sulak alanların tampon bölgelerinde, madencilik, metal üretimi, enerji endüstrisi ve petrokimya gibi kirletici tesislerin kurulmasının önüne geçilmiş oldu.

BAKANLIK SULAK ALANLARDA KORUMA KALKANINI KALDIRDI
Orman ve Su İşleri Bakanlığı, son yıllarda ardı ardında yaptığı yönetmelik değişiklikleriyle, canlı yaşamı ve tatlı su üretimi açısından hayati önemde olan sulak alanların, daha önce 5 kilometre olan tampon bölgelerini önce 2,5 kilometreye düşürdü, ardından da “2,5 kilometreyi geçmemek üzere ayrılan bölge” olarak değiştirdi. En son 2014’te yapılan değişiklikle ise Bakanlık, sulak alanların koruma kalkanı olan tampon bölgeler için “hiçbir asgari sınır belirlenmeden, bilimsel olarak komisyon tarafından belirlenecek bölge” tanımı getirdi.

ÇEHAV YÖNETMELİĞİN İPTALİ İÇİN DAVA AÇTI, DANIŞTAY DURDURDU
Bakanlığın yaptığı yönetmelik değişikliğini yargıya taşıyan Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları (ÇEHAV), düzenlemenin iptalini istedi. Davayı gören Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), ‘Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’nde geçen ‘tampon bölge’ ve ‘mutlak koruma alanı’ tanımlarının yanı sıra yönetmelikten önce izin almadan açılmış tesislere 2 yıl izin süresi tanıyıp, faaliyetlerine izin veren geçici 1. maddenin de yürütmesini durdurdu.

DANIŞTAY BAKANLIĞIN KEYFİ ‘TAMPON BÖLGE’ TANIMINI HUKUKSUZ BULDU
Danıştay kararında, daha önceki yönetmelikte yer verilen tampon bölge tanımının sulak alanların sürdürülebilir olmayan insan faaliyetlerine açık hale getireceği gerekçesiyle iptal edildiği, ancak bu yargı kararına karşın yapılan yeni düzenlemede, koruma bandının hiçbir asgari sınır olmaksızın komisyon tarafından belirleneceğine dikkat çekilerek, “Asgari bir sınırlama bile getirilmeyen bu düzenlemenin bilimsel gerekçeleri davalı idarece ortaya konulamadığı hususları dikkate alındığında, soyut ve belirsiz nitelikteki bu düzenlemenin sulak alanların korunması amacına aykırı göründüğünden ‘tampon bölge’ tanımında hukuka uyarlık bulunmamaktadır” ifadelerine yer verildi.

BAKANLIK: ‘İNSAN FAALİYETİ OLAN YER KORUMA BÖLGESİ OLMASIN’
Davalı Orman ve Su İşleri Bakanlığı ise, insan faaliyetleri olan bir yerin üreme, kuluçka veya konaklama yeri olmadığını öne sürerek, “teknik ve bilimsel açıdan insan faaliyetlerinin olduğu bölgeler mutlak koruma bölgeleri olarak belirlenmemelidir” ifadeleriyle yönetmelik değişikliğini savundu. Mutlak koruma bölgelerinin yalnızca kuşlara yönelik değil, aynı zamanda orada bulunan bitki türleri ve suyu da korumaya yönelik olduğunu anımsatılan Danıştay kararında ise düzenlemedeki muğlaklığın koruma bölgesinin belirlenmesinde idarenin keyfiliğine yol açabilecek nitelikte olduğuna dikkat çekilerek, şöyle denildi: “Belirtilen muğlaklık, bir sulak alanı ziyaret gibi en küçük insan faaliyetinde bile burada ‘insan faaliyeti’ olduğundan hareketle mutlak koruma bölgesi oluşturulmamasına neden olur ki bu yaklaşım, sulak alanların korunması amacına ve hukuka aykırı sonuçlar doğurur. Belirtilen nedenlerle anılan düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

SULAK ALAN TAMPON BÖLGESİNDE KİRLETİCİ TESİSLERE İZİN YOK
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun verdiği bu kararla, sulak alanların tampon bölgelerinde ilgili yönetmeliğin ‘Ek-1’ listesinde yer alan maden çıkarma, metal üretimi ve işlenmesi, enerji endüstrisi, kimya, petrokimya, kağıt ve atık tesisleri gibi kirleticilerin kurulmasının önüne geçilmiş oldu.

YÖNETMELİK SULAK ALANLARI NASIL TANIMLIYOR
Sulak alanlar, ilgili yönetmelikte “tabii veya suni, devamlı veya geçici, suları durgun veya akıntılı, tatlı, acı veya tuzlu, denizlerin gelgit hareketlerinin çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan, başta su kuşları olmak üzere canlıların yaşama ortamı olarak önem taşıyan bütün sular, bataklık, sazlık ve turbiyeler ile bu alanların kıyı kenar çizgisinden itibaren kara tarafına doğru ekolojik açıdan sulak alan kalan yerler” olarak tanımlanıyor.

4,5 KİLOMETREYE KADAR OLAN ARAZİ KULLANIMLARI ETKİLEYEBİLİYOR
Tampon bölgeler ise “sulak alan ekosisteminin ve suların korunması ve sistem içindeki canlı, cansız varlıkların birbiriyle karmaşık ilişkilerini ve dolayısıyla doğayı korumak amacıyla tanımlanmış bölgeler” olarak adlandırılıyor. Yapılan araştırmalara göre sulak alanlar 4,5 kilometreye kadar uzak bölgelerdeki arazi kullanımından kullanım şeklinden bile etkilenebiliyor. Türkiye’nin önemli tatlı su kaynakları olan Eğirdir, Beyşehir ve İznik gibi göllerin yanı sıra irili ufaklı onlarca göl, yönetmeliğe göre sulak alan olarak koruma altında ancak bütün bu göller hatalı kullanım yüzünden oldukça ağır bir kirlilikle boğuşuyor.

Fotoğraflar: Yusuf Yavuz

Avlan Gölü

Avlan Gölü

Beyşehir Gölü

Beyşehir Gölü2

Burdur Yarışlı Gölü

Büyük bölümü çekilen Burdur gölü

Eğirdir Gölü ve Boyalı kuş cenneti

Isparta Gölcük

Gölcük Gölü çevresi biyolojik çeşitlilik zengini

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.