İnternet komplo teorileri

Kontrolsüz şekilde ilerleyen, teknolojiklik hastalığına çare olabilmesi ümidiyle yazıma başlıyorum.

Bir sabah uyandınız ,işyerinizin telefonu sabahın erken saatlerinde ısrarla çalıyor. Telefondaki ses, “hemen sitenize bakar mısınız?” diyor. Siz de endişe ve merakla sitenize baktınız ve Amerikan Bayrağı sitenizde dalgalanıyor. İlk başta bunun kötü bir şaka olduğunu, ya da büyüyünce hacker olma sevdasında gençlerin yaptığı aklınıza geliyor. Hemen web sitenizi yapan kişiye ulaşmak için telefonunu arıyorsunuz ancak telefonu cevap vermiyor. Biraz önemsemediğinizden, biraz da ucuz olsun düşüncesiyle şirketinizin web sitesini bir gence yaptırmıştınız, ama şu an ona ulaşamadığınız için endişeniz daha da artıyor. Öneren kişiye ulaşmaya çalışıyorsunuz, ulaştığınızda o da aynı dertten şikayet ediyor. Bizim sitede de Amerikan Bayrağı var. Kim koydu ki bunu diye düşünmeye başlıyorsunuz…

Aklınıza yeni site yaptırmak geliyor, hemen Google’a girip, Kayseri web tasarım kelimelerini aratıyorsunuz. Çıkacak sonuçların güvenilirliğinden, firma olduğundan ya da yeterlilik düzeyinin ne olduğundan habersiz şekilde mecburiyetten en üstteki sonuca tıklıyorsunuz. Bu firmalardan bazılarının Kayseri’de olmadığı dikkatinizi çekiyor, sütten ağzınız yandığı için kendi şehrinizdeki bir firmayla görüşme yapmaya karar veriyorsunuz.

Öncelikle bu firmanın sitesini inceliyorsunuz ve çok güzel diyorsunuz. Sitedeki tasarımı kendileri mi yaptı, bir yerden satın mı aldı ya da çaldı mı, bunlar hiç aklınıza bile gelmiyor. Gözünüze hoş geliyor, etkileniyorsunuz. En etkileyici olanı aramaya karar veriyorsunuz. Referanslara da bakıyorsunuz, beğeniyorsunuz ve hemen arıyorsunuz. Durumu anlatıyorsunuz. Aradığınız firmadaki kişi, “domain şifresi sizde mi?” diye bir soru yöneltiyor ve şaşırıyorsunuz. O da ne ki, bana şifre vermişlerdi ama diyerek, siteye ekleme çıkarma yapmanıza yarayan ama bir kez dahi kullanmadığınız şifreleri telefonda, ilk kez görüştüğünüz birine vermeye çalışıyorsunuz. Telefondaki kişi, bu şifreyle bir şey yapılamayacağını, domaini alan kişiye ulaşıp, DNS’lerin değiştirilmesi gerektiğini hatta ileride tekrar sorun olmaması için domaini transfer edebileceklerini söylüyor, siz yine bir şey anlamıyorsunuz.

Kendinizi çaresiz hissediyorsunuz çünkü bu web sitesi, kartvizitinizde, antetli kağıtlarda, zarfların üstünde, reklam panolarında ve heryerde geçen adresinizdi. Çaresiz en baştan başlamaya karar veriyorsunuz. Ama yine de sitenizdeki Amerikan bayrağına anlam veremiyorsunuz.
Bu sorunu yaşayan kişi sayısının artması sonucu araştırma yapıldığında görülüyor ki, açık kaynak kodlu olduğu için birçok firma, kurum ve kuruluş tarafından tercih edilen sistemlere uzaktan bağlanarak ana sayfaya ulaşılmış ve lisans satın alınmaması durumunda siteye müdahaleniz engellenmiş. Ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz ama mecburen de istenilen ücreti ödüyorsunuz. Neyse ki kredi kartınızdan ödeme yapınca, sitenizdeki bayrak da kalkıyor. Aldığınız hizmet karşılığında fatura istemek, sözleşme yapmak kesinlikle aklınıza gelmiyor. Web sitesinin de faturası mı olurmuş diye düşünüyorsunuz ve neyse ki sorun düzeltildiği için bu sistemi kullanmaya devam ediyorsunuz.

Bu sefer de domaininizin süresi dolduğu için siteniz kapanıyor. Bu ifadeyi, bir fabrikada mühendislik yapan komşunuz söylüyor. Bir okulda öğretmenlik yapan başka arkadaşınız ise teyit ediyor. Peki ne yapacağım diyorsunuz, domaini aldığın kişiyi bulman gerektiğini söylüyorlar. İyi de onu bulsam, zaten ….. sorunları düzeltmesini isteyeceğim. Bu sefer siteniz yine kapanıyor. Hatta kapanmıyor, bir bayan siteye giren kişiye gülümsüyor. Altında da popular links diye bir yazı beliriyor. Sol tarafta sizin sektörle ilgili başka sitelerin adı yer alıyor. Bu firmayı bulamadınız üzülmeyin, soldaki firmalara tıklayarak devam edin işlemlerinize mesajı verirmiş gibi. Bu arada çalıştığınız firmalar aramaya başlıyor, e-mail göndermiştik aldınız mı diye. Onlara da ne diyeceğinizi bilemiyorsunuz, hemen aklınıza Hotmail ya da gmail adresinizi vermek geliyor. Peki ya da onlar da bir gün ücretli olur ve bir anda kapatılırsa diye hiç düşünmüyorsunuz. Bu süre zarfında yüzlerce e-mail de gelmiş geri dönmüş, gönderen kişiler “mail delivery konulu mesajın içeriği İngilizce olduğu için zaten bir şey anlayamamışlar, yoğunluktan da sizi aramak akıllarına gelmemiş. Teklif verebileceğiniz, işini alabileceğiniz ya da başka konuda bilgi almak üzere beklediğiniz firmalardan hiç ses çıkmıyor diye sizin de canınız sıkılmaya başladığı için bir arasam diye düşünüyorsunuz. Ama her şey o kadar karışık ki. Neyse, öncelikle yeni site yaptırayım diyorsunuz. Tam bu sırada, gazetenin birinde “Web Sitesi Yaptıracaklar İçin Uyarılar” başlıklı yazı dikkatinizi çekiyor. Bu yazıda Domain kelimesinin Türkçesi’nin alan adı olduğunu gördünüz. Bu isim daha da aklınıza yattı.

O yazıda şunlar yazıyordu;

1) Alan adını TR uzantılı almak. Çünkü muhatabınız ODTÜ’dür. Alan adını ilk tescil eden kişi kaybolsa da, işi bıraksa da bir dilekçeyle alan adı kontrolünü yeniden almak daha kolay.
2) Hosting yani yayınlama hizmetini Türkiye’de yerleşik bir firmadan almak. Yurt dışında tanımadığınız bir firmaya dosyalarınızı teslim etmek doğru olmayacağı gibi, herhangi bir sorun anında ulaşmak da o denli zor olacaktır. Telekominikasyon Kurulu Yetki Belgesi sahibi olup olmadığını sorgulamak.
3) Alan adı için fatura almak, sertifika veya sözleşme talep etmek.
4) E-mail yani e-posta tanımlanacak panelin ve diğer şifreleri talep etmek.
5) Tüm hizmetler için fatura talep edeceğiniz için, işlemleri bir firmayla yapmak. Bu işi ek iş olarak yapan kişiler yerine “tek iş” olarak yapan firmaları tercih etmek.
6) Web sitesini bilgisayarcıya yaptırmamak. Bir ajansla ortaklaşa çalışan bilişim firmalarını tercih etmek.
7) Sürekli bilgi ve fotoğraf girişi yapmanız gerekiyorsa, yönetim paneli olan site talep etmek.

Ertesi gün bu kurallara uyarak site yaptırmaya başladığınız için, içinizde bir huzur var. Gayet mutlusunuz. Kafanızdaki tüm soru işaretleri ortadan kalktığı için, gönül rahatlığıyla sitenizi tüm basılı evraklarda kullanmaktan da çekinmiyorsunuz.

Shiftdelete.net adresindeki sitede “Teknolojik komplo teorileri” diye bir yazıyla daha karşılaşıyorsunuz. O da ilginizi çekiyor. Hem web sitesi yaptıracak kişilere gelen uyarıları, hem de bu yazıyı tanıdığınız herkesle paylaşmak isteğiyle herkese gönderiyorsunuz.
Virüsleri Kimler Yapıyor?
Bazıları çok büyük zarar verebilen, bazıları ise birkaç dosyanın silinmesinden ya da hasar görmesinden öte zarar veremeyen bilgisayar virüslerinin kimler tarafından kodlandığı ve nasıl yayıldığı her zaman merak konusu olmuştur. (Cep Telefonları İçin Güvenlik Çözümü)
Bu zararlı yazılımların arkasında, gizli servislerin ve devletlerin olduğu bile düşünülür. Ancak belki de aklı en çok kurcalayan iddia, virüsleri anti-virüs yazılımları satan güvenlik şirketlerinin saldığıdır.
Virüsleri Kimler Yapıyor?
Bazıları çok büyük zarar verebilen, bazıları ise birkaç dosyanın silinmesinden ya da hasar görmesinden öte zarar veremeyen bilgisayar virüslerinin kimler tarafından kodlandığı ve nasıl yayıldığı her zaman merak konusu olmuştur. (Cep Telefonları İçin Güvenlik Çözümü)
Bu zararlı yazılımların arkasında, gizli servislerin ve devletlerin olduğu bile düşünülür. Ancak belki de aklı en çok kurcalayan iddia, virüsleri anti-virüs yazılımları satan güvenlik şirketlerinin saldığıdır.
Virüs, Anti-Virüs İlişkisi
Virüsler olmadan anti-virüslerin bir anlamı olmayacağından bu düşünce mantıklı geliyor olabilir. Virüslerin yayılmasının güvenlik şirketlerinin işine geldiği de düşünülebilir. Ancak virüs kodlamayı sadece bir zevk olarak gören ya da bundan para kazanan o kadar çok kişi varken, dev güvenlik şirketlerinin riske girerek virüs tasarlatması pek mantıklı gelmiyor. Virüsler dünyanın dört bir yanında zaten sürekli üretiliyor ve güvenlik firmaları virüslerin yaygınlaşması için ekstra bir çaba sarf etmek zorunda değil.
Microsoft, Rakiplerine Sabotaj mı Yapıyor?
Microsoft’un tasarladığı işletim sistemi, ofis uygulamaları ve benzer yazılımlara bazı markalarla düzgün çalışmamasını sağlayan kodlar yerleştirdiği iddiası da teknoloji dünyasının en büyük komplo teorilerinden biri. (iPhone 4, Vista Gibi)
Hedef Apple
Özellikle Apple’ı hedef aldığı iddia edilen bu kodların, belli bir süre sonra yazılımları cihazlarla uyumsuz hale getirdiği ve düzgün çalışmamasına yol açtığı belirtiliyordu. (Microsoft Kafayı Tabletlerle Bozdu)
Bunu yapabilmek mümkün olsa da, pazar payı belli, müşteri kitlesi sabit olan bir marka için özel olarak uğraşılması pek de mantıklı gelmiyor. Durumun ortaya çıkması halinde Microsoft’un başına gelebilecek olanlar, gireceği riske değmez gibi duruyor.
Unutulan iPhone 4 Prototipi
iPhone 4’ün duyurulmasından kısa bir süre önce, bir Apple yetkilisinin iPhone 4 prototipini barda unutması ve daha sonra bunun dünyanın en çok bilinen teknoloji sitelerinden birinin editörünün eline geçmesi büyük olay olmuştu. (iPhone 4’ün İlk Görüntüleri)
Apple, iPhone 4’ü geri almak için davalar açmış fakat ürünün detayları resmi tanıtımdan çok önce yayınlanmıştı. Bir anda herkes iPhone 4’ü konuşur olmuştu.
Tesadüf mü?
Tüm bunlar aslında kulağa çok fazla tesadüf gibi geliyor. Yaşanan bu olayları Apple’ın tezgahladığı son dönemde çok fazla dile getiriliyor. iPhone 4’ün prototipini taşıma yetkisine sahip birinin bu kadar dikkatsiz olması ve tesadüfen bir teknoloji editörünün bu cihazı bulması, olayların bir kurgudan ibaret olduğunu düşündürüyor. (iPhone 4 Memnun Etti mi?)
Uzun bir süre iPhone 4’ün manşetlerden düşmemesini sağlayan olay, tüm dikkatleri Apple’ın üzerine toplamıştı. Bu açıdan bakıldığında Apple’ın, o kadar yaygara koparmasına rağmen, hiç de kötü etkilenmediğini söyleyebiliriz.
Blackberry’nin Yasaklanması
Bir akıllı telefon markası olsanız ve ürünlerinizin ne kadar güvenli olduğunu kanıtlamak isteseniz, bir iki ülke tarafından yasaklanmayı göze alır mıydınız? İddialara göre, Blackberry’lerin üreticisi RIM bu riski göze alarak Birleşik Arap Emirlikleri’nin ve Suudi Arabistan’ın ürünlerini yasaklamasına göz yumdu. (Araplar Blackberry’leri Yasakladı)
Güvenliği Kanıtlamak İçin
RIM’in şimdilerde Suudi Arabistan’la anlaşması bu komplo teorisini daha da inandırıcı kılıyor. Ürünlerinin, bazı ülkelerde yasaklanacak kadar güvenli olduğunu bu şekilde kanıtlayan RIM’in, son hamlesiyle birlikte büyük bir pazarı elinden çıkarmamış olması da stratejinin ne kadar doğru olduğunu ortaya koyuyor. (Blackberry Torch Hakkında Tüm Detaylar)
Elbette bunların sadece birer iddiadan ibaret olduğunu hatırlatmak gerekir. RIM’in gerçekten güvenlik takıntılı bir firma mı olduğu, yoksa pazarlama uzmanlarının büyük bir oyun mu yaptığını kesin olarak söylemek imkansız.
iPhone 4’ün Anten Sorunu
Apple’ın başı iPhone 4’ün anten sorunları ile epey ağrıdı. Firma en son hatasını kabul ederek kullanıcılara bedava plastik kılıf dağıtma kararı aldı. Bu kılıf, yan tarafta bulunan anten kısmının kapanmasını önleyerek, sorunu bir nebze olsun çözüyor. (Steve Jobs’un iPhone 4 Açıklaması)
Kılıflar ve Teoriler
İşte komplo teorilerinin çıkış noktası da bu kılıflar. İddialara göre Apple en başından beri ürünün anten sorunlarını biliyordu. Bu yüzden plastik kılıfları, iPhone 4 ile aynı zamanda piyasaya çıkardı.
Olayın yayılmamasını uman Apple yetkililerinin planları tutmayınca, 30 $’a satılan plastik kılıfları bedavaya vermek zorunda kaldılar.
Heyecanla aramalara devam edince, populargazete.com sitesinde de benzeri bir konu başlığı altında şu bilgilerle karşılaşıyorsunuz.
ABD Wi-Fi güvenliği konusunda yalan söylüyor
Baz istasyonları bir yana yurt dışında okullarda Wi-Fi erişim noktaları bulunuyor. İddiaya göre hükümet bunun oluşturduğu sağlık riskinin farkında olduğu halde projeyi sürdürmektedir. Bu sayede Wi-Fi’nin sağlık riski oluşturmadığı gösterilmeye çalışılmaktadır. Gerçeğin üstü örtülmüştür ve çocuklar araştırmalarda gizli denek olarak kullanılmaktadır.
Bir Wi-Fi noktasının maksimum güç çıktısı bir watt’ın onda biri kadardır. Bir cep telefonu ise 2 watt iletebilir. Mesafeyle sinyalin etkisi düşer. Haliyle Wi-Fi erişim nktalarının olası zararları abartılmaktadır.
Google Earth’de sansür var
Dünya devletleri Google’a baskı yaparak boyun eğdirmiş ve Google Earth’ü sansürlemiştir. Eskiden sadece askeri kontrol altında olan yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerinin sivillerin ve potansiyel teröristlerin eline geçmesi devletleri rahatsız etmektedir. Aslında daha yüksek çözünürlüklü görüntüler, bilinçli olarak pikselleştirilerek detaylar yok edilmektedir.
Bu teori hem doğrudur, hem de değildir. Bazı askeri üstler açıkça görülürken bazıları sansürlenmiştir.
E-postlar Echelon ile okunuyor
Teoriye göre Amerika, İngiltere, Kanada, Yeni Zelanda ve Avustralya ortak bir dinleme projesine girişmiştir. Echelon cep telefonlarını, e-postaları ve dinlenebilecek ne varsa dinlemektedir. Güçlü bilgisayarlar da bu verileri analiz etmektedir.
Buna eskiden paranoyaklık deniliyordu ama günümüzün küresel terör tehditleri düşünüldüğünde her ülkede böyle bir sistem olmadığı söylenirse, esas bu şaşırtıcı olur
Microsoft HD format savaşlarını uzattı
Microsoft kasıtlı olarak HD-DVD ile Blu-ray arasındaki savaşı uzatarak tüketicilerin DVD yerine geçecek bir teknolojiye para yatırmasını önledi. Bunu yapmaktaki amacı HD medya için bir donanıma yatırım yapmak yerine vakit kazanmak ve bu hizmeti online olarak sunmaktı.
Başka bir versiyona göre Blu-ray’in kazanacağını bildiği halde savaştı. Bu sayede Windows Media Video 9 sayesinde 1920 x 1080 filmler indirmeye açılana kadar vakit kazandı.
Bu teori büyük olasılıkla gerçek. Blu-ray’in çıkışı çok uzun süre gecikti ve Microsoft Xbox 360′da HD-DVD’yi başta opsiyonel olarak harici bir disk olarak sundu ve sonra üretimi durdurdu. Bu bir strateji uyguladığını gösteriyor.
CIA’in kıramayacağı kod yok
Amerikan hükümetinin ne adı ne de hızı bilinen süper-süper bilgisayarları var ve bunlar bütün şifreleri kırabilir. 2002 yılında 64 bit şifreli mesajlar kırıldı. Bu 331,252 bilgisayarın neredeyse 5 yılını aldı.
128 bit şifrelemeyi kırmak bundan 18,446,744,073,709,551,616 kat uzun sürüyor. Uzmanlara göre bunu kırmak 2005′e kadar sürer ve 42,000 milyar dolarlık özel donanım gerektirir. Ancak bu standart metotlar için geçerli. Kuantum bilgisayarı için 128 bit şifreleme bile anında kırılabilir hale geliyor. Bu teori de diğerleri gibi sadece bir teori olabilir, veya gerçek olabilir ama kesin olan bir şey varsa, böyle bir gücü elinde tutan kimsenin gerçeği açıklamayacağı. İşte bu yüzden bu teori de sürüp gidecek.
Google hakkımızda bilgi topluyor
Google’da yaptığımız bütün aramalar depolanıyor ve bu sayede hakkımızdaki her şey öğrenilebiliyor. Dinimiz, dilimiz, ırkımız, politik görüşümüz, cinsiyetimiz ve çok daha fazlası. İddiaya göre daha sonra bu bilgiler reklam verenlere satılıyor ve bu yüzden reklam bombardımanına maruz kalıyoruz.
Google cookie’ler ile bilgi topladığını ve uygun reklam gösterdiğini zaten gizlemiyor. Ancak Google’ın bu bilgileri internette sörf yapan kullanıcıların gerçek kimlikleriyle bağdaştırıp bağdaştırmadığı veya bunu yapıp yapamadığı bilinmiyor. Böyle bir şey için internet servis sağlayıcısının iş birliği gerekiyor. Eğer ISP’den IP’yi kullanan abonenin ismi alınırsa mümkün, aksi takdirde mümkün değil.
Facebook CIA’nın işine yarıyor
DARPA Amerikan hükümetinin gelişmiş savunma araştırmalarını yürüten kurumu. Aynı zamanda internetin de mucidi olan kuruluş. İddiaya göre Facebook’un kuruluşunda DARPA’nın parmağı var. Ve amaç kullanıcıların gerçek isimleriyle abone oldukları ve kişisel bilgilerini özgürce paylaştığı bir platform oluşturmak, böylece herkesi fişlemek.
İstihbarat teşkilatlarını sıradan insanların bilgileri değil, suçlular ilgilendiriyor. Facebook’ta gerçek suçlular, suçlarıyla ilgili bilgi paylaşmıyor. Bu yüzden doğru olmama ihtimali var. Ama doğru bile olsa kimse doğru demeyecektir. Bu yüzden bu da devam edecek bir teori.

Conficker Çin hükümeti tarafından yazıldı!

İddialar göre Conficker virüsü Çin hükümeti tarafından gelişmiş siber savaş testi amacıyla yazıldı. Bulaştığı bilgisayarlara yeni komutlar iletilebilmesi sayesinde gerçek yetenekleri belirsiz ve tehlikesi büyük bir zararlı olan Conficker gerçekten korkutucu. Özellikle hükümet sistemlerine bulaşması bunun bir kanıtı.
Bir diğer teoriye göre bu solucanın kaynağı Ukrayna. Kaspersky uzmanı Eugene Kaspersky bu solucanın Ukrayna kaynaklı olduğuna yüzde 60 emin olduğunu belirtiyor. Elbette Gürcistan’ın Rusya’yı suçladığını da belirtmek gerekiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.