Çocuk ruhlu büyükler

Çocuk ruhlu büyükler

0
PAYLAŞ

Zamanında Zeki Müren’e sormuşlar: “Bülent Ersoy,  sizi taklit ediyor ne dersiniz?” İşte cevap: “Hiçbir taklit aslı gibi olamaz,  hep geriden gelir.”


Gerçekten her taklit kişiyi aslından uzaklaştırır. Kendi kişiliğini kaybettirir. O artık, kendi değil,  başkası olmaya çalışır ve başkası gibi de zaten olamaz.


Vahşi kapitalizmin çılgınca körüklediği tüketim toplumu, insanları ne hale getirdi?
Kazanmak için bin türlü maske takan insanlar…Başkaları gibi (zengin ya da şöhretli) olma ve yaşama arzuları…Tüketim ekonomisinin oluşturduğu insan tipi budur; taklitçi ve kişiliğini (kendini) kaybetmiş.


Parola da hazır; kazan ve kazan,  hayatını yaşa….


Kıran kırana bir mutlaka kazanma yarışı, çocukluktan itibaren katı bir şekilde verilmeye çalışılıyor. Daha baştan sınavlarla bir yarışma içine sokuluyor ve bencil  yetişiyor çocuklarımız. Mutlaka kazanmaya şartlanmış, hayatı sadece bu pencereden gören, istediği olmayınca hayata küsen, her şeyin bittiğini zannedenler… Çocukluğunu yaşamayan büyükler haline geliyoruz.


Eğitim ve ekonomi birbirinden etkileniyor.


Yetişkinlerin bile ruhi yapısı çocuk gibi… Kazan oyna, ye, eğlen vs …Bu hayat tarzını seçen bu  büyükler (!) ilgi ister , şöhret ister. Derin düşünme yerine, sloganlarla yaşamak daha kolayına geliyor.


Her şeyi uçlardadır yani aşırıdır. Sevgisi de, nefreti de, bağlılığı da… Tenkidi te övmesi de böyledir. Tabii olarak  buradan,  ön yargılar ve tabular ortaya çıkar. Toplum olarak,  son yıllarda çektiğimiz ya da şikayet ettiğimiz sıkıntıların altında bunlar yatıyor.


Ağlarken,  çocuğa şeker ya da oyuncak verin, daha gözyaşları akarken susacak ve gülmeye başlayacak. Bu kez, gülerken elindekini alın yine feryat edecek. Acaba büyükler daha mı farklıyız? istediğimiz hele bir olmasın neler yapıyoruz, ne isyanlara başlıyoruz. Oyuncağımız elimize verilince çocuklar gibi biz de teslim oluyoruz ve susuyoruz.


İnsanlarımızın günlük hayattaki aşırı stresi veya agresifliği nedendir dersiniz?


O sakin, olayları soğukkanlı karşılayan, düşünen ve sonra yapan insanımız nerede? Onların huzur veren sükuneti neden bizde yok? En sıkıntılı zamandaki dik  duruşları, metanetleri bize niçin geçmedi?


Biliyorum, bu satırlar okununca hemen; zaman değişti, iletişim araçları vs. denilecektir. Bu da doğrudur. Ancak,  insan  teknolojiye hakim olamayacaksa o vakit onun esiri olacaktır. Biz şimdi bu acıyı mı yaşıyoruz? Çocuğun oyuncağını doğru kullanamadığı gibi…


Siz ne dersiniz bilemem ama; ben, büyümek istiyorum.


izzettinicin@hotmail.com

BİR CEVAP BIRAK