Olimpiyat meşalesi

Brit kültürünün yansıtılma bahanesi, Wembley’in 66‘daki efsanevi çimlerinden bizim köye geldi, olimpiyat köyüne, eski evimin arka bahçesine… Kraliçemiz o zaman 30’lardaydı, şimdi 80’lerin sonlarında…
İhtişam vardı ama abartı yoktu, bir İngiliz asilzadeliği vardı ama, sömürgecilik tarihi ıskalanmıştı adanın evrimi yansıtılırken, keza holiganizm de işlenmemişti, bir devre damgasını vuran… Zaten onun da bastırılmasından sonra kuralların esaretine girdiler deşarj olamayarak… Ve bugünkü paranoid, gizli baskılı, demokrat görünümlü, çok kültürlü, digital toplum modeli oluştu…
Ama digital dünyada bile aşkın yaşayabileceği teması var ya, işte o bitirdi beni… Gerçi aşkın arasına Iphone reklamı sızdırılması sıkı bir ürün yerleştirme emperyalizmiydi tüketime zorlayan… Ve aşkı da orda tüketen… Ki yerleştirilenler yerleştirildiğini bile anlayamadılar.
Beckham’ın nehir yoluyla, sürat teknesiyle stada gelişiyle, Kraliçe’nin 007 Bond ile beraber helikopterden şeref tribününe atlayışı mizanseni, soğukkanlı ve mavi kanlı kraliçemizi bile onurlandırırken duygulandırdı da… Feri kaçmış gözlerinden bile okunuyordu gurur.
David Bowie, Beatles, Rolling Stones, Queen etc. fonlamaları süperdi ve Rock kültürünün tohumlandığı adamızdan dünyaya yayılan Rock asaletinin Kate Middelton’a kadar uzayan o olağanüstü evrimini yaşattılar benim kuşağıma… Kate’i, Di’den daha çok seviyoruz… Di mi?
Açılış, İngiltere’yi tanımayan birisi için güzel bir özet tanıtım senteziydi… Muhteşemdi ama abartısızdı, yalındı doyurucu mesajlar, sadeydi ihtişam… Tema, total kalite belgeseli gibiydi.
Mr Bean’in Londra Filarmoni ile müthiş piano performansı ve Ateş arabaları filminin photo shopsal montajı müthiş bir digital evrim vurgusuydu aynı zamanda ki ben bilirim, digital computing dersini, digitalizm yok iken, İngiltere’de taa 1978 yılında görmeye başlamıştık bile… Şimdi UK’nin bir evrim basamağı olarak lanse ediliyor Mr WEB’ce… Hakkıdır. Peki Stephen Hawking niye yoktu, ateistleştiği için mi?
Anglo Saxon’ların 1066’da Hastings’te Normanlar’la birleşmesinden peydahlanan Britler’in hakkıdır gurur… Dünya’yı madden, manen, coğrafi, tarihsel ve kültürel anlamda değiştirmişlerdir… Sömürgecilik tarihlerini ne kadar da ustaca atlarlar ve hala Basra’lardan, Libya’lardan nasıl da nemalanırlar… Hatta paranoid otistismi de onlar bulmuşlardır ve bi hakkın uygulamaktadırlar robotik sistemleriyle. Böyle krize can kurban…
God save the Queen, 124 milyar Pound ceptedir… Yaşasın İngiliz ekonomisi ve yansımaları… Ki bize de düşer belki ucundan…
Ha! ülkece de nasipleniriz inşallah, Dünya’nın kültür sentezini orada müşahede eden devlet büyüklerimizin Rock işaretini el hareketi sanmamaları doğrultusunda… Buna faydası olsa ve vizyon açsa, bakarsınız şansa alırız da 2020’yi taşeron kontenjanından… O zaman deplasman tribünlerinde trendy görünümleriyle ! yalnız kalmaz belki büyüklerimiz…
UK, havasını atmıştır, yakışmış mıdır? Yakışmıştır… We will rock you… Seviyorum bu ülkeyi, herşeye rağmen… Ne kapsak kardır… Nice açılışlara… bu köy dardır…
Dünya’nın bu adadan başlayarak değişegeldiği kazınmıştır belleklere nakış gibi… Hele o meşalenin şelalelenme sahnesi… Gençlere verilen değer… Kapaktır sindirenlere… Biz bundan iyisini yapar mıyız? Yaparız 2120’de… Kalırsak…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four × 3 =