‘Oğlunuz Erdal’ bütün yurdu dolaşıyor, izleniyor.

İstanbul- Çığ gibi büyüyen talepleri karşılamak için çırpınan ekip duyulan ilgiden memnun. Korktukları tek şey ailenin özellikle de “ana” yüreğinin bunu izlemeye dayanıp dayanamayacağı.İmece ile ortaya çıkan belgeselde idamı oldu bittiye getirilen sakalı çıkmamış genç delikanlı Erdal Eren anlatırken sadece bir döneme ışık tutulmuyor. Unutturulmak istenenleri belleğe kazıyıp giderek yükselen gençlik düşmanlığının nerelere varacağının sinyalleri veriliyor.

Öğrenci olan Erdal Eren’in mahkemeye düşmesi, darağacına götürülmesi süreci, polisin ODTÜ öğrencisi Sinan Suner’i arkasından vurarak öldürmesinin ardından Erdal’ın da aralarında bulunduğu gençlerin buna tepkisiyle başlar. Sıkıyönetim ilanı baskıları daha da arttırırı, umutları karartır. Erdal savunmasında şöyle demektedir; ” Sıkıyönetim varlığıyla birlikte, halklar ve halk gençliğine başlı başına bir saldırıdır. Sıkıyönetimden bu yana dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle onlarca vatandaş ve devrimci jandarma ve polis tarafından katledilmiştir. Ve benim katıldığım gösterinin nedeni olan, bir gün önce polis tarafından katledilen Sinan Suner’in ölümü de bunlardan biridir.” Bu eylem sırasında başka bir emekçinin, bir dokuma ustası olan asker Zekeriya Önge öldürülmüş cinayet Eren yani gençlere yıkılmıştır. Erdal Eren, Önge’yi öldürmek suçlamasıyla tutuklanmış ve askeri mahkemelerin çok önemli bir kesimini bile ikna edemeyen “kanıtlarla,” ilgili bilim dallarının kabul etmediği bir adli tıp tutanağıyla idam cezasına çarptırılmıştır. Bu idam, devlet tarafından planlanmış her cinayet gibi, başka ölümlerin de çağırıcısı olmuş, “Erdal Eren’in hesabını faşist cuntadan soralım!” yazan bir pankartı otobüs durağına astığı gerekçesiyle, yakalanan Ercan Koca, işkence edilerek öldürülmüştür.

Belgesel şu sorulara yanıt arıyor; Sinan Suner, Erdal Eren ve Ercan Koca korku ve terörün buyruğundaki ölümün birer kurbanı mıydı; yoksa onun karşısında devrimci bir geleceği isteyenlerin cümleleri bir yerinden kesilmiş genç, boyun eğmez sözcüleri mi? İşte, röportajlarını Tevfik Taş’ın, müziğini Ayşe Tütüncü’ nün yaptığı bu belgesel, Erdal Eren’in doğduğu Şebinkarahisar’da başlıyor. Bütün bu yaşanılanları, gençlerin kişiliklerini ve onlarla birlikte dönemin gençliğini, ailelerini, toplumu baştan başa etkileyen olayları “Başka Erdal ölmesin, Erdal Eren unutulmasın!” diye kamuoyunun önüne seriyor. Bugün belgesel ailesine Ankara’da gösterilecek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.