Önlem alınmazsa çevre krizleri hayatı yok edecek!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Bu sözler Karl Marks’a değil Emine Erdoğan’a ait. Erdoğan, “Şayet acilen bazı tedbirler almazsak yaşayacağımız çevre krizleri hayatı tüm yönleriyle yok edecek” dedi…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, himayesinde yürütülen ‘Sıfır Atık Projesi’ kapsamında düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, “Sağlıklı bir çevrede yaşamak herkesin en temel insan hakkıdır. Fakat bu hak sadece insana yönelik değildir. Ekosistemin de gelecek nesillerin de bunda hakkı vardır. Bizden sonra gelecek olan nesillere kaynakları tükenmiş, yaşam şartları zorlaşmış bir dünya bırakamayız. Misafiri olduğumuz yeryüzünü bize emanet edildiği şekliyle bizden sonrakilere bırakmak hepimizin temel sorumluluğudur. Ne yazık ki modern insan kendini doğanın hâkimi zannediyor. Oysa bizler doğanın sadece bir parçasıyız. Doğa biz olmadan hayatiyetini sürdürebilir fakat biz tabiat olmadan yaşayamayız” ifadelerini kullandı.

EMİNE ERDOĞAN: ‘MODERN İNSAN KENDİNİ DOĞANIN HÂKİMİ ZANNEDİYOR’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Cumhurbaşkanlığı külliyesinde organize edilen ‘Sıfır Atık Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, sürdürülebilir yaşamın, toprağın, suyun, ormanın, iklimin ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına bağlı olduğunu vurgulayarak, “Bu nedenle her birinin doğru yönetilmesi hayati önem taşır. Sağlıklı bir çevrede yaşamak herkesin en temel insan hakkıdır. Fakat bu hak sadece insana yönelik değildir. Ekosistemin de gelecek nesillerin de bunda hakkı vardır. Bizden sonra gelecek olan nesillere kaynakları tükenmiş, yaşam şartları zorlaşmış bir dünya bırakamayız. Misafiri olduğumuz yeryüzünü bize emanet edildiği şekliyle bizden sonrakilere bırakmak hepimizin temel sorumluluğudur. Ne yazık ki modern insan kendini doğanın hâkimi zannediyor. Oysa bizler doğanın sadece bir parçasıyız. Doğa biz olmadan hayatiyetini sürdürebilir fakat biz tabiat olmadan yaşayamayız” dedi.

‘DÜNYAMIZ SANAYİ ÖNCESİ DÖNEME GÖRE 1 DERECE ISINDI’

Himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi’nin bir ayağı olan zirvede, küresel ısınmaya da değinen Emine Erdoğan, “yakın zamanda yayınlanan bilimsel bir çalışmaya göre dünyamız sanayi öncesi döneme göre 1 derece ısındı. Bu ısınma sonucu iklimde büyük değişiklikler oldu. Deniz seviyesi yükseldi, buzullar erimeye başladı. Sera gazı emisyonları bu şekilde devam ederse küresel ısınmanın 2050’lerde 1,5 derece sınırını aşması bekleniyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Akdeniz’de tatlı su kaynaklarının yüzde 10’a yakın azalması, yangınların yüzde 30 oranında artması demektir. Avrupa şehirlerinde sıcaklık kaynaklı ölümlerin yüzde 15 ila yüzde 22 oranında artması demek. Buzullardaki erime sonucu deniz seviyesinin yükselmesi, sahillerde yaşayan 400 milyon insanın büyük riskler altında kalması demek” ifadelerini kullandı.

‘ACİLEN ÜRETİM VE TÜKETİM KÜLTÜRÜMÜZÜ GÖZDEN GEÇİRMELİYİZ’

“Sadece bu rapor dahi bize acilen üretim ve tüketim kültürümüzü gözden geçirmemiz gerektiğini vurguluyor” görüşünü dile getiren Erdoğan, “aksi halde sadece doğal yaşam ve türlerin kaybı değil, toplumların refahı ve ekonomisi de geri dönüşümü olmayacak şekilde etkilenecektir. Bu sebeple tüm dünya en hızlı şekilde yenilenebilir enerji kullanımına yönelmeli. Yaşam tarzları yeniden tasarlanmalı. İşte Sıfır Atık Projesi de bu tasarımlardan birisi” diye konuştu.

‘UZUN SÜREDİR KÜLLİYEYE ÇÖP KAMYONU GİRMİYOR’

Atıkların kaynağında ayrıştırılması ve geri dönüşüme girmesiyle daha yaşanabilir bir çevre ve daha güçlü bir ekonomi hedeflediklerini kaydeden Emine Erdoğan, şunları söyledi: “Ekim 2017’de başlattığımız proje, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın gayretli çabalarıyla güzel bir aşamaya geldi. Cumhurbaşkanlığı külliyesi, TBMM ve bakanlık binalarında başlattığımız çalışma, dalga dalga tüm ülkeye yayılıyor. Sevinerek ifade etmeliyim ki uzun süredir Cumhurbaşkanlığı külliyesine çöp kamyonu girmiyor. Personelimizi eğittik, sistemimizi kurduk. Tüm atıklar kaynağında ayrıştırılarak azami geri dönüşüm sağlanıyor. Bahçe peyzajlarımızda organik atıklardan elde ettiğimiz kompost gübre kullanılıyor. İnanıyorum ki bu sistem yakın bir gelecekte tüm kamu binalarında uygulanır hale gelecektir.

‘BELEDİYELER VAHŞİ DEPOLAMAYI TERK ETMELİ’

Proje çerçevesinde bir yıl boyunca toplumun tüm kesimlerinden çok güzel destekler aldık. Sanayicilerimiz, iş adamlarımız, üniversitelerimiz kendi kurumlarında örnek sistemler kurdular. Her birini çevre duyarlılıklarından dolayı tebrik ediyorum. Şimdi iş büyük ölçüde belediyelerimizde. Vatandaşlarımızın evlerinde ayrıştırdıkları atıkları belediyelerimizin aynı mantıkla toplayıp dönüştürmesi gerekiyor. Belediyelerin vahşi depolamayı terk edip, depolama veya yakma yerine geri kazanıma odaklanması lazım. Atıkları enerjiye veya komposta dönüştüren tesisler tüm şehirlerimizde olmalı.”

ATIKLARIN DÖNÜŞÜMÜNDE JAPON KASABASI ÖRNEK OLDU

Konuşmasında atıkların dönüşümüyle ilgili dünyadan örnekler de veren Erdoğan, Japonya’da Kamikatsu adındaki küçük bir kasabanın, çöpünün yüzde 80’ini geri dönüştürdüğü, sadece yüzde 20’sinin depolama alanına gittiğine değinerek, “Burası, dünyanın ‘sıfır atık kasabası’ olarak tanınan bir yer. 2020’de yüzde yüz geri dönüşüm hedefleniyor burada. Kamikatsu kasabasının başarısının sırrı, orada yaşayan herkesin bu seferberliğe katılmasıdır. Çöplerini 45 ayrı kategoride ayıracak iştiyaka sahipler. Öyle ki plastik şişeleri, plastik kategorisine koymadan önce üzerindeki etiketi sökecek kadar aktif çalışıyorlar. Burada ilginç olan, vatandaşların çöplerini 45 ayrı kategoriye ayırırken, birçok şeyin ne kadar gereksiz şekilde paketlendiğinin farkına varmaları. Bu nedenle üretim yaparken ürettikleri her şeyin çevreye maliyetini düşünüyorlar” dedi.

‘KULLAN AT KÜLTÜRÜNÜ BIRAKIP DEĞİŞİMİ BAŞLATMALIYIZ’

Bireysel katılım ile üretim ve tüketimdeki seçiciliğin bu işin dönüm noktasını oluşturduğunun altını çizen Erdoğan, “İşte bu nedenle bizim de ‘kullan at’ kültürünü bir tarafa bırakarak değişimi başlatmamız gerekiyor. Bunun da ilk aşaması bireysel tutumlarımız. Sistemler kurabilirsiniz, fakat davranışları değiştiremezseniz sistem de işlemez” diye konuştu.

KÜLLİYEDE SIFIR ATIK EKİBİ KURULDU

Cumhurbaşkanlığı külliyesinde kurdukları sistemden de örnekler aktaran Emine Erdoğan, “Şayet insan unsurunu katmasaydık başaramazdık. Sıfır atık gönüllüleri ekibi kurduk, atık kumbaralarını her gün kontrol ettik. Personelimizin sorularını sorabileceği platformlar oluşturduk. Yani davranışlara odaklandık” ifadelerini kullandı.

Konuşmasını, “Biraz önce iklim sorunlarından bahsederken hepimiz bu sorunlarla bizim adımıza birilerinin bu sorunlarla mücadele etmesi gerektiğini düşünmüş olmalı. Oysa her şey bizim gündelik hayatımızda başlıyor” sözleriyle sürdüren Erdoğan, şunları dile getirdi:

‘DÜNYAYI DEĞİŞTİREN ŞEY FİKİRLER DEĞİL ONLARI TAKİP EDENLERDİR’

“Endüstriler, bizim davranışlarımızla şekilleniyor. Bireysel talepler ve reddedişler belirliyor her şeyi. Mesela plastik poşetler yerine bez ürünler kullanmak, atacağımız küçük bir adımdır ama sonuçları korunmuş ağaçlar ve su kaynaklarıdır. Dünyayı değiştiren şey fikirler değil, onları takip eden insanlardır. Tek bir kişi olduğumuza bakmadan inandığımız yolda çevreci adımlar atmalıyız. Ürettiğimiz ve tükettiğimiz her şeyi tabiata ne kadar büyük bedeli olduğunu hesaba katmalıyız. Sıfır atık felsefesi sadece atıklar için değil, tüm kaynaklarımız için de geçerlidir. Su da bunların başında geliyor. ‘Gri su’ dediğimiz, evsel atık sular da pekâlâ peyzaj ve endüstride kullanılabilir. Bazı ülkeler yüzde 70 oranında bunu başarıyorlar. Fakat biz yolun çok daha başındayız.

‘EKMEK İSRAFI YÜZÜNDEN YILDA 880 MİLYAR LİTRE SU BOŞA HARCANIYOR’

Değerli misafirler, Sıfır Atık Projesiyle ilgili çalışırken, bu proje bizi gıda israfı ile de yüzleştirdi. Nitekim zirvemizin bir oturumu da bu konuya ayrıldı. Bu öylesine önemli bir konu ki bir ekmeğin israfı, bir ekmekten öte bir şeydir. Basit bir hesapla, bir kilo ekmek için 1.6 litre su harcandığını düşünelim. Yılda 6 milyon ekmek israf edildiğinde bu, yaklaşık 880 milyar litre suyun da boşa harcandığı anlamına geliyor. Oysa ekmeği alırken, bölerken, yarım bırakıp sofradan kalkarken bu bedelleri düşünsek, ekmek gözümüzde çevresel bir değere de dönüşmez mi?

‘ACİL TEDBİR ALINMAZSA ÇEVRE KRİZLERİ HAYATI YOK EDECEK’

Basit önlemlerle benzeri israfların önüne geçebiliriz. Unutmayalım, israf ettiğimiz gıdaların sadece üçte birini kurtarsak dünyada açlık diye bir sorun kalmayacak. Ben buradan özellikle kadınlarımıza seslenmek istiyorum. Çocuklarımızın bilincini özelikle sizler inşa ediyorsunuz. Çocuklarımıza bir ekmeğin, bir bardak suyun, bir ağacın değerini lütfen öğretelim. Yiyeceklerin tarladan sofraya uzanan öyküsünü onlara anlatalım. Öğretmenlerimiz, uğrunda şehitler verdiğimiz toprağın kıymetini tüm yönleriyle çocuklarımıza öğretsinler. Hayatın, emeğin değerini bilen nesiller olsun. Şayet acilen bazı tedbirler almazsak yaşayacağımız çevre krizleri hayatı tüm yönleriyle yok edecek. Öyle ki hayattan aldığımız ilhamın da sonu gelecek.”

‘RESAMLARA, ŞAİRLERE İLHAM VEREN TABİATIN YOK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜN’

Van Gogh’un eserlerini, her gün çıktığı uzun doğa yürüyüşlerine borçluyuz. Ressamlara, şairlere ilham veren tabiatın yok olduğunu düşünün lütfen. Belki de gelecek nesillerimiz Orhan Veli’nin ‘Gemlik’e doğru denizi göreceksin, sakın şaşırma’ dizelerini okuyup, burada deniz mi varmış diye şaşıracaklar. Yine şairin, ‘hava bedava, bulut bedava’ dediği dizeler, yarın bize bir ütopyadan bahsediyor olacak. Umuyorum ki bunların hiç biri olmaz. Masmavi gökyüzü, zümrüt yeşili deniz ve bol oksijenli ormanlarıyla bugünkünden daha güzel bir ülke bırakırız gelecek nesillere. Bu umutlarla sıfır atık projesine gösterdiğiniz ilginin katlanarak artmasını diliyorum. Kurumlarında sıfır atık sistemini kuran tüm yöneticilere takdir ve teşekkürlerimi sunuyorum. Medyamızın çevre konusunda toplumsal algılarımızı değiştirecek katkılar sunmasını diliyorum.”

EMİNE ERDOĞAN’A FAO ÖDÜLÜ VERİLDİ

Konuşmasının ardından Emine Erdoğan’a BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu tarafından bir ödül ve madalyon verildi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ise Emine Erdoğan’a Fatih Sultan Mehmet’in çevreyle ilgili bir fermanını hediye etti.

Önceki haberErmeni sorununu inceleyen RED belgeseli 3 Kasım’da
Sonraki haberİNGİLTERE… Londra Yunus Emre’den toplumdaki sanatçılara çağrı
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here