Ortak akılın sağduyusu…

O kadar ilgi gördü ki, sola ait duyu bile, piyasada olmadığı halde, sağduyuya davet edildi…Durumdan analitik vazife çıkarılamadığı ortamlarda sığınılası yerdir sanal sağduyu…Herkesin sağduyu kavramı ve doğrusu kendine göre olduğu için, bu kavramın izafi olduğu ve bu davetin icabetsiz kaldığıdır gerçek olan…


Bir de “ ortak akıl ” bu aralar gözde… Eskiden AB’nin ilk adı Ortak Pazar idi… Onlar ortak, biz pazarız derdik… Ortak akıl da böyle birşey… Herkes akıllı ama, muktedirler ortak götürüyorlar malı… Herkesin aklı da kendine göre olduğu için, hangi ortak akıllıların daha duyarlı olabilecekleri bunca kavram kargaşasının içinde eriyip gidiyor… Ortada akıl kalmıyor ki ortak akıl olsun… Olsa olsa orta malı akıldan bahsedilebilir…


Eskiden bir de, sine-i millet vardı, sıkışan iktidar oraya döneceğini söylerdi… Şimdi “ milli irade “ var… Aslında buna kamulaştırılmış irade demek daha doğru olur… Bir kısmı, mal karşılığı kiralanabilen iradeye şimdilerde milli irade denebiliyor… Bu da milli irade kavramının saygınlığını yitirtiyor, içini boşaltıyor… Ve buna rağmen, “ milli iradeye saygısızlık, demokrasiye aykırıdır “ denebiliyor… Oysa şimdilerde milli iradenin oluşma şeklinin demokrasi ile alakası yok… Demokrasi serbest iradenin ürünüdür… Güdülebilen ya da satın alınabilen bir demokrasi unsuru olabilir mi? Bu  demokrasi kelimesinin anlamına aykırı en başta…


O zaman milli iradenin oluşturduğu sağduyuda, ortak akıl yürütmek diye bir çıkış yolu yok…


Rejimin idamesi için, rejimi zorlayan partileri kapatmak çözüm değil… Partilerden önce, ve seçimlerden önce, öngörüsü olmayan, oyunu satan ahlaksız halk yığınlarını bir yerlere kapatmak lazım aslında, hem de demokrasi adına yapmak lazım bunu… Geleceğimizi zora soktukları için… O zaman sandıktaki gücü ne kadar kalır acaba bu gücü kötüye kullananın? Oy satan seçmenlere hukuki bir cezai müeyyide uygulanabilmesi lazım… Bunun için de ayrıca bir bağımsız ortak akıl lazım ve beş duyu lazım onları ayıklayabilecek… Ayrıca, oy satın almak için mal dağıtmanın da bir cezası olmalı… Mesela kömür tozuna bulanabilmeliler… Ak olduklarına dair iddiaları çürür böylece…


Peki, benim cebimden kaçak elektirik çeken adamla mı buluşacağım ben ortak akılda… Devleti çarpanla mı, ülkemi satanla mı buluşacağım ortak akıl platformunda… Üç kuruşluk çıkarı için memleketinin geleceğini, üç kuruşluk oyu karşılığı kömüre, bakliyata satan adamla mı oturup ortak akıl geliştireceğim… Yoksa oy satın alan tatlısu demokratının zehirli zihniyetiyle mi buluşacağım ?  O zaman neyin sağduyusu… Aysun Kayacı’nın anlatmaya çalıştığı da buydu, çok akıllıcaydı, ama peşin hükümlüler saptırdılar, yargısız infaz yaptılar, hazımsızca ve terbiyesizce…


Karşı hiçbir düşünceye zerre saygısı olmayan, kaba ve dövüşken tavırlar sergileyen, suçluların gocunma güdüsüyle, pençe penç herkese laf yetiştirmeye çalışanların, kendilerini alacaklı görenlerin, beraber yürüdükleri o meşhur yolun sonunda, ne menem bir dava olduğu anlaşılamayan hedeflerine tam yaklaştıklarını sandıkları anda, kaybetmeyi kabullenebilecek olgunluğu gösterebileceklerini sanmıyorum…


Mitoz bölünme uygulamasına azimle devam edeceklerdir… Başka kılıklarda ve uzaktan komutalı…


Zaten buralara da en uzaktan komutalı gelmediler mi?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.