Oyuncu Devrim Evin: Hakkımız olanı almayı başardığımız gün çok daha mutlu bir yaşam bizi bekliyor

FARUK ESKİOĞLU- Türkiye’nin tanınmış tiyatro ve film oyuncusu Devrim Evin, toplumu 24 Haziran’da Millfield Theatre’de sahneleyeceği “APEx/Çıkış Yolu Yok” oyununa çağırarak, “DAY-MER Kültür ve Sanat Festivali’nde olmak da ayrı bir mutluluk benim için. Buluşacağımız anı sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.

İlk gösterisini, 20 Mayıs’ta Van’da gerçekleştiren ve Devrim Evin’in oynadığı tek kişilik oyun “APEx/Çıkış Yolu Yok”, 29. DAY-MER Kültür ve Sanat Festivali’nde Londra’daki seyirciyle de buluşacak. Türkiye’de büyük ilgi gören ve başta Avrupa olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde de gösterilere hazırlanan Devrim Evin sorularımızı yanıtladı:

– “APEx/Çıkış Yolu Yok” ile Londra’da seyirci karşısına çıkıyorsunuz. Kutuplaştırmanın, ötekileştirmenin ve göçmenlerin sorunlarına dikkat çekiyorsunuz. Neden bu dönem böyle bir oyunla seyirci karşısına çıktınız?

– Yaşadığımız çağ bizlerden tanıklık bekliyor çünkü. Gözümüzü kapatmamamızı korkmamamızı, kitlelerin tek yumruk olabilmesi için öncü olmamızı. Madem öyle vahşetin, katliamların, ötekileştirmenin, ayrımcılığın böylesine tavan yaptığı bir çağda sanat insanlarına düşen bir görev var, o halde bu absürt, kokuşmuş, vahşi düzeni gözler önüne sermek değil midir? Tüm bu nedenlerle ve özelde de Kafka’ya duyduğum ilgiden bu esere odaklandım.

– Türkiye’de Van’da prömiyer yaptınız ve sonrasında Adana’da oynadınız, Londra’da ve Avrupa’da oynamayı sürdüreceksiniz. Şu ana kadar seyircinin tepkisi nasıl oldu?

– Evet İngiltere’de provayı bitirip Van’da prömiyer yaptım. Sanırım bu, ilk kez olan bir durumdur. Yani, İngiliz yapım, yönetim. Provalar İngiltere’de, fakat prömiyer Van’da. Muhteşem bir deneyimdi. Van çocukluğumun 4 senesinin geçtiği çok güzel dostluklarımı hala sürdürdüğüm muhteşem bir Anadolu şehri. Hep tarih boyunca ötekileştirilen Anadolu oldu ya metropollerin karşısında. Bu anlamda da oyuna Anadolu’da başlayıp, oradaki insanlarla öncelikli buluşmak gerçekten tarif edilemez deneyimdi.

Van ve Adana birbirinden farklı kültürel, sosyal yaşam biçimine sahip ancak ortak özellikleri de azımsanamaz. Bu doğrultuda çok enteresandır. Van seyircisi, oyun bittiğinde ve ben selamlamaya geldiğimde salonda adeta koltuklarında çakılı kalmışçasına idiler. Adana ise coşkulu ve tüm salon ayakta idi. Tabii ki, oyun çıkışı seyirci ile buluştuğumuzda Van ve Adana aynı coşkuyla kucaklaştı. Van’da görüştüğüm birçok seyirci kendi yaşamlarıyla oyun arasında özdeşlik kurduklarını ve etkilendiklerini dile getirdiler. Özetle, her bir seyirci kendi hikayesinden kesitler yakalıyor ve özdeşleşiyor.

– Londra’da Kuzey Londra’nın en uzun soluklu festivali olan, ‘DAY-MER Festivali’ nde oynayacaksınız. Londra seyircisini neler bekliyor? Nasıl bir mesaj vereceksiniz?

– Kuzey Londra göçmenlik tarihinde çok eskilere dayanan bir hikayesi olan ve onlarca ülkeden göçen, farklı kültürel, dini ve sosyal yaşam biçimleri olan insanların yaşadığı bir bölge. Bunların içinde, Türkiye’den göçen insanlarımız da oldukça fazla. Ve onların hikayesini onlarla birlikte Millfield Theatre’da dillendirebiliyor olmaktan dolayı müthiş heyecanlıyım. Kuzey Londra’nın en uzun soluklu, prestijli ve gelecek kuşaklar için umut vadeden festivalinde olmak da ayrı bir mutluluk benim için. Buluşacağımız anı sabırsızlıkla bekliyorum.

– Bir maymunu oynuyorsunuz, insanlığın bundan çıkaracağı dersler nelerdir?

– Esasen her birey kendisine dönüp bir kez daha, sormaktan korktuğu, çekindiği soruları soracak ve geçmişlerine dönebilmeleri, bir an da olsa geçmişlerine emeklemeleri için fırsat yakalayacaklar diye umut ediyorum. İnsanoğlu bunu cesaretle başarabilirse artık ne kendi soyunu ne de doğayı ortak paylaştığı diğer canlıları ezmek, yok etmek yerine doğanın hepimize yeteceğinin farkına varacak, bilinç düzeyi yükselecek diye umut ediyorum.

Kendisine ezberletilenleri unutmak ve yeni bir ortak yaşam alanı kurmak konusunda devrimci adımlar atacak diye umut ediyorum.  “Kızıl Peter”, insanoğluna kendisiyle yüzleşebilmesi için deneyimlerini aktarırken aynı zamanda onlara, harekete geçmeleri için tartışma ortamı sunuyor. Sahnede karakter geçmisindeki deneyimlerini çırılçıplak aktarırken, aynı zamanda insanoğlunun kendi ÇIKIŞ YOLU’nun kapılarını aralaması için kışkırtıyor.

– Londra’da oyunun sahneleneceği gün Türkiye’de seçimler yapılacak. Oyunun böyle bir dönemde oynanmasının özel bir anlamı var mı? Özellikle de Türkiye’deki politik atmosferi göz önünde bulundurduğunuzda.

– Öncelikle şunu hemen söyleyeyim. Baskın seçim kararı verildiğinde, oyunun provalarının neredeyse son etabına girmiştim. Ve Londra’da Birleşik Krallık prömiyeri için tarihe karar verilmiş ve sahneyi kiralamıştık. Yani, seçim ile oyunun organik bir bağı yok. Ancak, oyunda dert edindiğimiz meseleler, evrensel anlamda çözüm aradığımız, yani insanoğlunun bir türlü hırslarından arınarak düze çıkmak çabasını göster-e-memesi üzerine meseleler olduğundan ve ‘seçmek’ kavramı tam da bu doğrultuda yadsıyamadığımız bir sorunsal olarak adeta başımızda bir tokmak gibi yerini sağlamlaştırdığından ve her daim taze bir kan olarak damarlarımıza pompalandığından, oyunu izleyen seyircilerimiz yaklaşan seçim için de bir tartışma bulacaklardır.

Türkiye özelinde meselenin, politik meseleden, yani nasıl bir dünyada nasıl eşit bölüşerek kardeşçe yaşayacağız meselesinden öte, siyasi holiganlık düzeyinde kaldığını ve yine ötekileştirerek ayrıştırarak ezen sınıfın sergilediği güç gösterisini seyrediyoruz. Tam da böylesine ayrıştırılan kutuplaştırılan toplumların esasen politikadan bilerek ve isteyerek uzaklaştırıldığını sadece siyasi holiganlık kafesine tıkıldığını düşünüyorum. Tam da bu nedenle, bu kafesten çıkabilmemiz için siyaseti değil politikayı önemsememiz gerektiğine inanıyorum. Seçim yapılmak zorunda bırakılanlar olmayı redderek hakkımız olanı almayı başardığımız gün herkes emin olsun ki, çok daha mutlu bir yaşam bizi bekliyor.

– Oyun Londra’dan sonra nerelerde sahnelenmeye devam edecek?

– Van ve Adana Anadolu’nun ilk şehirleriydi. Sahne koşulları uygun olan tüm Anadolu kentlerinde ve tabii ki bazı ilçelerde de oynayacak. Sonra İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropol kentlerimizde oynayacak. Avrupa’da Türkiyeli toplum üyelerinin yaşadığı şehirlerde ve mümkün olursa Avustralya ve A.B.D de oynayacak.

Bunun dışında Moskova başta olmak üzere birçok önemli solo performans festivalinde oynayabilmek için de başvurularımızı yapıyoruz. Özetle hikâyemizi gücümüz yettiğince herkese ulaştırmak için çaba sarf ediyoruz. Adım adım göreceğiz nerelerde olabileceğini.

– Okurlarımızaoyunla ilgili çağrınız var mı?

– “APEx/Çıkış Yolu Yok” oyunu, 29’ncu DAY-MER Kültür ve Sanat Festivali çatısında 24 Haziran saat 15’de yani Türkiye’de seçimin olduğu gün, Enfield’de “Silver Street Edmonton London N18 1PJ” adresindeki Millfield Theatre’de sahnelenecek. Seyircilerimizin oyunu seveceklerini umuyorum. Oyunda görüşmek üzere diyorum…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eight + fifteen =