Parti kapatmaya dair..

Yirmibirinci yüzyılda hala parti kapatmalarla uğraşıyor, demokrasinin vazgeçilmez unsurları olarak tanımladığımız bu anayasal örgütlenmeyi tartışıyorsanız demokrasi ile daha çok işimiz var demektir.
Partilerden murad halkın mecliste temsil edilmesi ise bu partiler, yani halkın içinde yer aldığı ve proğramını desteklediği partiler, sadece toplumun yükselmesi, halkın geleceğini hazırlaması, özgürlüklerini sağlaması için var olmalılar.
Partilerin önündeki anayasal ve yasal engeller olamaz mı?
Olur ve olmalıdır.
Misal.
Partiler ayrılıkcı olmamalıdırlar.
Etnik kimliklerini, ülke bütünlüğünü bozmak amacıyla kullanmamalıdırlar.
Azınlık haklarını “azgın” taleplerle ortaya koyup ve  güç kullanarak bunları hayata geçirme çabasında olmamalıdırlar.
Teröre bulaşmamalı, destek vermemeli, hatta çağmızın başbelası bu hastalığı yakalandığına dair belirti dahi vermemelidirler.
Terörden medtt ummamalıdırlar açıkcası.
Tabii laiklik karşıtı, din eksenli, cahiliye dönemi özlemli, şeriat takıntılı olmamaları da elzemdir.
Dini inançları kullanarak, Allahla birey arasına girip cennete bilet kesmeye kalkmamalıdırlar.
En önemlisi demokrasiyi çağ dışı kalmış yönetimler için amaç olarak kullanmamalıdırlar.
Bütün bunlar hayata geçirilmek istenirse ne olur?
Bu partiler anayasa ve yasal önünde güç durumda kalırlar, gerekirse yargılanır kapatılırlar. Parti patronları da siyasetten men edilebilirler.
“Efendim Avrupa’da yüzyıl içinde olsa olsa 3-4 parti kapatıldı, bizde ise 60 yılda 30’a yakın partinin kapısına kilit vuruldu” örneğine sarılırsanız bu savunma sizi demokrat yapmaz.
Hatta demokrasiyi savunmuş olduğunuz dahi tartışma götürür.
Batı örneğini ortaya koyduğunuzda onun önüne de çok şeyler koymanız gerek.
Sanayi devriminden tutun da, laikliğin oturtulması için verilen din ve mezhep savaşlarına kadar meseleyi götürmek zorunda kalırsınız.
Mukayesesini yaptığımız batı demokrasisi bizden 200 yıl önde.
Demokraside öyle de, sanayi de başka mı.
Onda da en az 100 yıl önce.
Ya hukukun üstünlüğü…
İnsan hakları…
Gelir dağılımındaki eşitsizlik.
Hepsinde nal topluyoruz.
Üstelik bu saydıklarımız batı demokrasilerinde dahi tam gerçekleşmiş değil, Avrupa’daki ülkeler sınırları kaldırdılar ama hala Nazilerin hortlamasından korkanlar var, faşistlerin parti kurmalarından endişe duyanlar var.
Fransa’da varoş ayaklanmaları önlenmiş değil.
İngiltere Ira’sını yeni halletti.
Ispanya Eta’yı hala çözebilmiş değil.
Fransa’nın Korsika’sı  kafalarda netleşmiş değil.
Peki bizde parti kapatılması için bir iddianame hazırlanınca neden sistem sarsılıyor?
Neden, halkın korku ve endişesini görmezlikten gelip bazıları ayağa fırlayıp yüksek yargının üzerine gidiyor?
Bırakalım herkes görevini yapsın.
Bırakalım yargı iddiasını ortaya atsın, karşı taraf masumiyetini kanıtlasın.
Efendim seçimlerden yeni çıkan partiye bu yapılır mı?
Yüzde 47 oy almış partinin meşruriyeti tartışılır mı?
Yapılır ve tartışılır.
Parti kapatılmasına karşı çıkmak başka, bir iddia ortaya atılınca bunun gereği neyse onun yapılması başka.
Yargıtay Başsavcısı “velevki” etki altında kalmış olsun.
Ak Parti’nin kapatılması “velevki” bazı güç odaklarının etkisi ila gündeme getirilmiş olsun.
“Veelevki” Türkiye, ekonomik krize sürüklenir durumda olsun.
Önce demokrasi diyorsak eğer, kızgınlığa, fevri harekete,
İnadına tahrike gerek yok.
Soğukkanlılık bugünler için lazım.
Sistemin ateşini düşürmek için.
Hem de şimdi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.