Paydaş’a verilen ödülün anlamı?

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semra Paydaş, 2013 yılı ‘Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri’nin bu yılki bilim ödülüne laik görülmüş.

Başkanlığını Prof. Dr. Emin Kansu’nun yaptığı Bilimsel Değerlendirme Kurulu’nun değerlendirmeleri sonucunda Eczacıbaşı camiası tarafından ‘bilime katkı, başarıya ödül’ ilkesi ekseninde her yıl tıp bilimi öncülerine verilen bu ödülün Sayın Prof. Dr. Paydaş’a verilmesi birçok yönden anlamlıdır. Hocamızı candan kutluyorum.
Prof. Dr. Semra Paydaş ve diğer iki profesör kardeşlerini, üniversitemiz çalışkanlıkları yanında özellikle ücret talep etmeden hasta bakmaları ve zamanlarının neredeyse tamamını bilime adamaları ile tanıyor. Paydaş kardeşlerin para ve puldan arî bilime gönül vermiş ve bu konuda tavizsiz tavırları hep takdir görmüştür. Semra Paydaş’ın bugüne dek yaptığı çalışmalar kapsamında çok saygın bir ödüle layık görülmesi bu bağlamda hak edilmiş bir ödüldür.

Bilim Ödülü Diğer Bilimcileri ve Üniversiteyi Teşvik Etmesi Bakımından Önemlidir
Bilim ödülleri salt bir destek ve övgü değil bilime yapılan katkının anlaşılması ve bilinçlendirilmesi nedeniyle çok önemli bulunuyor. Akademik ve bilimsel bilincin yaratılması yaygınlaştırması bakımında bilim Ödülleri üniversiteler için çok önemlidir. Özellikle Nobel Ödülleri açıklanırken konuyla ilgilenen bilim insanları hangi alanlara bilim ödülü verildi, neden verildi, verilen ödüller ne denli hak edildi soruları yazılı ve görsel basında sık işlenir. Dünyada iddiası olan üniversiteler bu bağlamda üyelerinin bilim ödülü almasını isterler. Çünkü üniversitelerin farklılaşmasının önemli ölçütlerinden biri de bilim insanlarının bilime katkılarıdır. Üniversiteler bunun için özel önlem alır ve çaba harcarlar. Geçen hafta Finlandiya Helsinki Üniversitesinin bir üyesi ile Budapeşte’de konuşurken üniversitelerinin hedeflerinin 2014 yılı için Dünyada ilk 50 üniversite arasına girmek için ciddi destek sunduğunu belirtmişti.
Adı üstünde evrensel kurumlar olarak üniversiteler özerk ve kendine haz özellikleri özgürce bilim yapma ve düşünce üretme yerleridirler. Üniversitelerin en önemli görevi insana düşünmeyi öğretmek, düşünce ve bilgiyi metodolojik sistematik içinde üretmek ve yaymaktır. Bilimsel düşünce niteliği ve yetkinliğine sahip dinamik insan potansiyelini bünyesinde toplamak ve bu dinamizmle ülkesine heyecan kazandırmaktır. Bu konuda iyi donanımlı, bilgi üretme yeteneğine sahip bilim insanı yetiştirmek ve onların bilimsel çalışmalarını teşvik etmek ve ödüllendirmektir.

Ödül Törenlerinde Bilimin Önemi Vurgulanmalıdır
Bu bağlamda Çukurova Üniversitesi bünyesinde kendini iyi yetiştirmiş, herkesin çalışmasında gayretinde emin olduğu Sayın Prof. Dr. Semra Paydaş ödül verilmesi bilim camiamız ve Çukurova Üniversitesi için de önemli bir gururdur. Sayın Prof. Dr. Semra Paydaş’ın şahsında verilen bu ödül ile üniversitenin bilimsellik düzeyini daha yukarılara taşımaya yönelik isteklendirme daha da artacaktır.

Dünya Çapında Araştırıcılarımızın Sayısı Yetersiz
Semra Paydaş’ın Onkoloji alanında yaptığı çalışmalar ve verdiği hizmetlerle ne kadar övünsek azdır. Paydaş hocamızla övünelim ancak bilelim ki; Sayın paydaş hocamız gibi bilimcilerimizin sayısı ne yazık ki çok az, araştırmalarıyla dünya ölçeğinde çığır açan çok az insanımız var. En son Macaristan’da katıldığım toplantıda hep neden bizler Batılı bilim insanlarının çalışmalarını öğrenmek için çırpınıyor ancak kendimiz bir şeyler üretemiyor ve batıları arkamızda koşturamıyoruz, diye sormaktayım. Üniversitemizde yapılan bu törende bilim ve gelecek konusunda ne konuşuldu, bilime destek çıkılması için neler öngörüldü bilmiyorum ancak gönül ister ki üniversite de hocamızı onurlandırsın ve bilimin her alanında Paydaş’ların sayısı artsın ve üniversitede çalışmanın emek vermenin bir anlamı olduğu anlaşılsın.
Yöneticilerimize bu bağlamda çok büyük görevler düşüyor. Benden misin, Değil misin, yerine yaptığı işe ve bilime katkısı ölçüsünde kişilerin değerlendirilmesi temel ilke olmalıdır. Bu bağlamda Sayın Paydaş hocamıza verilen ödül çalışmaya ve gayrete verilmiş bir ödüldür ve bu şekilde daha çok ödül verilmelidir.

Bilimsel Çalışmalar Uzun Soluklu ve Yorucu Bir Süreçtir
Bilimsel çalışma bir günde sonuç alınacak bir çalıma değil. Belirli bir birikime erişmek bardağın damla damla dolması gibidir. Öyle bir anda aklına gelen parlak bir fikir ile bilimsel başarı yakalanmaz. Bir kişi veya toplum bugün ha diye bilimde gelişeceğim dese bile bu en az 30 yıl alır. Bir de çalışma ortamınız, başta üniversitenin sunduğu sosyal ve mekân ortamı önemli sitemin teşvik ediciliği ve maddi desteği ayrıca önemlidir. Genelde üniversitelerimizin yerleşik sistemleri bilimi öne çıkarmaktan çok, sanki çalışana daha çok zorluk çıkaran ve hiç de kişiyi özendirmeyen bir durumdur.
Son yıllarda üniversitelerimizdeki mahalle baskısı, çalışmayanların üzerinde değil daha çok çalışanların üzerinde etkili olmaya başlamış görülüyor. Gelişmiş üniversitelerde bilim titrli taşıyan akademisyenlerin çoğunluğu ciddi bir çalışmanın içinde ve herkes kendi arasında daha çok üretmek ve bilime katkıda bulunmaya çalışıyor. Ülkemizde çok sayıda hocadan aldığımız dönütlerde çalışmayanların daha çok destek gördükleri, liyakate daha az önem verildiği yönünde. Bugün üniversitelerimizin en ciddi sorunu öğretim üyelerimizin “çalışma şevkinin kırılması” olduğu görülüyor. Bunun nedenleri ağırlıklı olarak üniversitelerde özerkliğin olmaması, yönetsel sorunlar, liyakatin olmaması ve maddi sorunlar olarak sıralanabilir. İsteksizlik ve moralsizliğin ortadan kaldırılması için ödüller ve doğrudan yöneticilerin teşvikleri ve liyakate değer verilmesi kısmen yardımcı olabilir.

Çukurova Üniversitesinin 40 Kuruluş Yılı Dönümünde Üniversite Bilimsel Geleceğini Yeniden Tartışmalıdır
Yeniden Semra hocamızı candan kutlar, üniversitemiz adına önemli bir başarı sayarım. Üniversitemizin 40. yılını kutlayacağımız bu günlerde konuyu yeniden ele alıp geleceğe yönelik olarak hedeflerimizi Dünyanın ilk 500 üniversitesi arasına girecek şekilde yenilemeliyiz. Üniversitemizde daha çok bilim teşvikleriyle, daha nitelikli bir akademik kadro oluşturmalıyız. İyi bir akademik kadroya sahip olmak, evrensel ölçekte nitelikli eğitim veren bir düşence ortamı oluşturmak için aralıklarla üniversitenin kendini sorgulaması önemlidir. Bunun için, başta temel bilimler olmak üzere, belirli alanlarda öncü bilimsel ve teknolojik atılımları sağlamamız gerekiyor.
Üniversitelerimiz bilimi desteklemedikçe, liyakate dayalı bir yapılaşma ve özerk üniversite oluşturulamadıkça Türkiye’nin ve Üniversitelerimizin işi çok zor görünüyor. Umarım yaratıcı bir ortam oluşturmayı, bunun için özgürlükçü bir anlayışı, para pul yerine insan ve doğa odaklı bakabilmeyi başarırız.

Bu nedenle 29 Ekim Cumhuriyet bayramınız kutlu olsun.

_____________

Çukurova Üniversitesi, asortas@cu.edu.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.