Pazar yazıları…

Her hafta olmasa bile, gelecek yıldan itibaren Pazar günleri havadan-sudan ama hayata dair şeylerden dem vurmak istiyorum.
Yılın bu son pazarından başlayalım istedim.
İlk yazım yaşlılara dair.

Yaşlanmak,ölümün son durağına yönelmenin en önemli göstergelerinden biri.

Atlantik ötesinden posta kutuma gelen mail belli ki bizim toplumumuza ait değil.
Ama yaşlanmak insanların ortan yanı.
Ortak paydamız.

İşte size “En iyi biçimde yaşlanmanın gizemi” başlıklı yazı…
Emekli ve yaşlı herkese, tüm dostlara:

“Orta yaşa gelmeden hiçbir şeyi tasa etme.
Orta yaşı geçince hiçbir şeyin özlemini çekme.

Olanak buldukça yaşamın tadını çıkar. Pişmanlık duymak için yürüyemeyeceğin günleri beklemek yerine, imkanın varken (varsa tabii) görmek istediğin yerlere git.

Fırsat buldukça eski okul ve iş arkadaşlarıyla dostlarını ara. Beraberliğiniz sadece yemek yemek amacıyla değil, önünüzde az zaman kaldığı bilinciyle olsun.

Bankadaki (Bizlere göre yastık altındaki) paranı nasılsa beraberinde götüremeyeceksin. Harcaman gerektiğinde düşünmeden harca.. Zira her gün yaşlanmaktasın.

İştahının olmamasına aldırma, yemeye bak. En önemlisi mutlu olmak. Ancak sağlığın için yararlı olanları sık ve daha çok ye.
Sağlığına zararlı olanları daha az ve seyrek ye ama kendini onlardan tamamen de mahrum etme.

Hastalıkların tedavisi konusunda iyimser ol. Yoksul da olsan, varlıklı da unutma ki herkes doğar, yaşlanır, hastalanır ve günü gelir ölür.Bu konuda hiç ayrıcalık yok. Yaşam da işte bu zaten.

Hastalandığında endişe ve kuşkudan elinden geldiğince uzak dur..Önceki yıllarca canını sıkan şeylerin neler olduğunu düşün, yeni üzüntüler edinmeden yaşarsın.

Bırak bedeninden doktorun sorumlu olsun. İzin ver sağlığını Tanri düşünsün. Ama mizacının kontrolü hep sende kalsın.

Çocuklarımız kendi yazgılarını kendileri saptayacak:

Sen elindeki dört yazgını korumaya bak:
1- Yaşlı bedenin: Sağlığına dikkat et, bunu en iyi sen yapabilirsin.
2- Emekli aylığın: Onu sen hak ettin. Sadece kendin için harca.
3- Yaşlı yaşam arkadaşın, eşin: Senin yarın olan, bu tatlılar tatlısı eşinle yaşadığın anılara sahip çık. İkinizden biri daha önce gidecek.
4- Eski dostların: Onlarla birlikte olabileceğin hiçbir fırsatı kaçırma. Zira bu fırsatlar gün geçtikçe seyrelecek.

Her gün yapmayı ihmal etmemen gereken şey gülümsemek ve gülmek.
Akıp giden su geri gelmez. Yaşamda aynen su gibi.. O zaman mutlu olmaya bak. Tanrı sana tüm iyilikleri sunsun.”

Evet yaşama ve yaşlığa dair görüşler bunlar.
Bir Portekiz atasözü gözüme çarptı bu yazıyla ilgili olarak:

“Yaşadıkça yaşlanmazsınız.
Yaşamadıkça yaşlanırsınız”
Bu atasözü bana “iyi” geldi. Hani pek de yabana atılır gibi değil.
Yazımı Benson ile bitirmek istiyorum.
Kim mi Benson?

“Bellek” üzerine yaptığı çalışmalarla 2009 Nobel Tıp ödülünü alan bilim adamı.
İşte size Dr.Jonathan Benson’dan önemli, öz ve en anlamlı tören konuşması:

…”Bugün dünyada Viagra’ya ve meme silikonlarına, Alzheimer hastalığı
araştırmalarından beş kat fazla yatırım yapılmakta.
Bu yüzden, birkaç yıl sonra etraf dik memeli yaşlı kadınlar ve sert
penisli yaşlı erkeklerle dolacak ama onlar bunun ne işe yaradığını
hatırlamayacaklar”.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.