Pespembe haberler köşesi

Önce şu pes vurgusuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Pes hecesi düşünenlere “PES” düşünmeyenlere “daha ufak kes” dedirtecek türden haberleri yansıtıyor.


Yaşadığımız çağ, haberleşmeyi o kadar çabuk hale getirdi ki hani abartma olmazssa şu tekerleme buraya çok münasip gelecek.


“TEKERLERİM TEKER TEKER, HABERLERDEN ÖNCE HABERI HABERLEYECEK HABERCİLER “


Örnegin; 200 km  hizla giden, sürücüsü bir sıpa olmasına rağmen motor gücü 350 yeni Türk beygiri olan bir Bağdat caddesi aracının, az sonra o caddeyi  bizzat Bağdat yapması kaderin cilvesi değil haberin en civcivlisi olacaktır.


Örnegin; sigorta hastanelerine acile getirilen bir bıçak yarası vakası apaçık bellidir ki; ya aile töresinin ya da trafik kavgasının rutin sonuçlarından biridir. Hele hele yaralı, parasız yatılı bir travesti ise haber hem paralı hem de hem de zamparalı olacaktır.


Acil kapısında bekleyen nöbetçi uzman Pdr (Doktor kılığındaki paparazzi) bunu hemen o dakka gazetesine haber olarak ulastırabilir.Vakanın ayrıntısı ise hiç önemli degildir. Uzman Pdr başlığının altına ASPARAGAS bir öykü bile koyabilir. (Kelimeyi bilmeyenler için de bir not düşelim; (Asparagas kelimesi Aspartam kökenli olup, gerçek şekerin yerine kullanılan sahte sekerden türemiştir.)


Böylece hanımefendi ve hadım-efendi sanatçılarımızdan başkalarının da haber olma hakları bir kez daha uzman bir doktor tarafindan tescil edilip onaylanacaktır.


Artık sadede gelmenin zamanı. Çünkü yasadigimiz çağ devr-i saadet değil devr-i sadet tir. Okuyanı yormamak, konuşma ve yazma hazinesi milyarlarca yeni Türk kelimesi oldugu halde düşünme ve okuma  hazin-esi 50 lerde kalan bir kesimin reyting onayından da geçmelidir.


Haberlerimiz iki türden oluşacaktır.


1-Bana gelen “SAĞIR SULTAN” haberleri


2-Benden size gelecek “SIR SALTIN ” HABERLERI.


SAGIR SULTAN HABERLERI:


Bunların içeriği zaten adından belli. Balık bellekli toplumumuzun ancak bir hafta aklında kalan ama sağır sultanın bile duyduğu cinsten.


İşte bu nedenle bunların başlık altları naçizane yorumlardan ibaret olacaktır.


Böylece bir taşla iki kanatlı itlaf edilecek, hem olay hatırlatılacak, hem de yorumla aydınlatılacaktır.


İLK ÖRNEKLER.


HABER: Unakıtanların kaçak villalari ve pastorize yumurtaları artık iyice açığa çıktı.


YORUM: Bence bu işin üstesine gitmeli. Çünkü ortada Türk halkına dışarda da prestij kazandıracak bir başka gerçek var. Horozların yumurtladığı yumurtalar.. Malumunuzdur ki bu yumurtaları tavuklar değil baba oğul horoz cinslerimiz yumurtlamıştır.


Ayrıca bana kadar gelen haberlerde Unakıtanların bir de değirmenleri olduğu ileri sürülmüstür. Hatta Don Kişot bu değirmenleri duyunca bir gece ansızın Türkiye’ye gelmiştir.


DON KİŞOT TÜRKIYE ‘DE 


-İşte devler sanso!
-Ah çılgın şövalyem. Bunlar yine değirmen. İşte çarkları. İşte başlarında derebeyi Tayyibi el imam ve çırakları!
-Saçmaladın Sanso. Ne işi var derebeylerinin değirmende?
-Ah Don Kişot. Bu değirmenin suyunu devlet akıtır ;  Ama “devlet malı deniz yemeyen domuz” demesinler diye bu fedakar şövalyeler devleti yer bitirir. Hem gelin bakın daha yakından.
– Himm Şu kim? Unlara bakan. Sakalını tras etmiştir ama hepsi bıyıklı olduğu için tarafımdan ayırt edilemedi.
-Hacı şövalye UNAKITAN. O akıtır zaten unu. Doğal olarak Karun gibi zengin olur dö lü  mahdumu.
-Demek bu çağın da ortaçağdan bir farkı yok. Haydi dönelim sevgili atım Rozinente. Sen bile anladın ki Cervantes boşa yazmış ilahi destanımı, boşa döktürmüş ilahi komedyayı Dante… Değmezmiş kuş tüylü kalemi için bir kuş türünü itlaf etmeye.. Haydi Sanso. Sen de hazırlan. Vadideki kurtlar karanlıklari sever. Aydınların ışığı tam sönmeden dönmek için en uygun vakit.
-Ben kalıyorum Lan kişot. Sen atını al da git! Hem neme lazım. Bir rahip öldürülmüş derler. Bakarsın bu yüzden bizi de yargılar engizisyon. Oysa bak burada vadideki kurtlar henüz  birinci vizyon… Yani affınıza sığınarak daha uygun bir anlatımla şövalyem MASTERVIZYON!


Evet açik gazetenin sevgili okurlari. Sağır sultanlar simdilik bu kadar. Zaten bu bir deneydi. Bakalım sabrınız ne kadar?


Bundan sonra yayına girecek bazı haberlerin kısaca başlıkları.


-MADE IN ATATÜRK…
-POLAT IN HEYKELİ DİKİLECEK. AYAKLARININ ALTINA SHARON STONE SERİLECEK. 
-ÇÖMEZLER OBEZLERIN KİRİNİ VE YAĞINI NASIL ÇÖZDÜ?
-ONKOLOJI BAHÇESINE CAMİ
-LATIN ALFABESI Mİ LADİN ALFABESI Mİ
-FENERBAHÇEYE YEŞIL SAHADA YAPILAN KAYSERİ ŞAKASI DEĞIL YEŞIL TUTKAL ŞİKESİ!
– VS VS BIR HAFTADAN BILE AZZZ SONRA .


 VE ŞİMDİ DE BENDEN SİZE GELEN “SIR SALTIN HABERLERİ” 


Haberlerimizin doğruluğunu merak edenlere ilk ve önsöz: 


Amerika’da yaşadığım için bizzat şahidim. Türkiye burada çok ama çok STRA-TRAJİK  BIR ÖNEM taşıyor.


Hatta geçen gün bizim Amerikalı komşumuz yani Neyborumuz bana dedi ki; “Geçse de Borun pazarı, yine de You are en büyük Turkey. Siz var çok komik ve çok konuk sever!” Oysa biz var “we are the çildirin, you are the veri veri Çılgın”


O anda çok utandım. Onların Mersin limanından süklüm püklüm geri gidişlerini hatırladım. Onca Coni gemi güvertesinde bazen Esmeray’ın şarkısı “gel tezkere gel tezkere”yi söylüyor, mr prezidint bizzat Unkapanı’nda kaset yapıp Recep Tayyip Erdogan’a yolluyordu. “Hadi benim Recebim Recebim, Sana dolar verecegim.”


Gerçi İncirlik’te salkım saklım üzüm yiyorlardı ama o üzümler gazap üzümleriydi. Bu gazaplar Bağdat’a azap olarak yağmış, Bağdat’ı Amerika’nın bahçesi, baği yapmıştı.


Üstelik neyborum bana bilgisayarda çok önemli bir sırrını da vermişti. Boru değil yani; çok önemli bir haber vericisi. Bizzat CNN ve CIA ortaklığıyla oluşturulan bir reyting ölçer.


Amerikanın dış ülkelerde gösterdigi faaliyetlerine halkının ne kadar seyirci kaldığını belirtiyor bu ölçü aleti. Örneğin kuş gribi çkınca bu sevgili dost ülke biz TURKEY leri sofrasına davet etmekten vazgeçti. (BKZ turkey ingilizcede hindi demek.) Bizim kanatlarımızın altında değil, İran halılarının altında arayacaklarmış atomları olmazssa atom karıncaları.  Sonra bizim Rize’mize hiçbir rıza almadan girip Çernobilden kalan çay yapraklarının zamanla nükleer silah olduğunu ileri süreceklermiş. Ben bunları tabi ki neyborumun bana verdigi sır çözücü şifreleri çözerek girdigim CIA kayıp va kayıtlarından öğrendim. Üstelik şu haberim dünyada büyük olaylar yaratacak cinsten. Bu haber  Bush’u yeniden kelaynaklardan sonra korunması gereken bir kuş cinsi olan “pekmanyaklar”dan yapacak. Belki de Manyaks kuş cennetinde ona başkanlık sonrası için cennet gibi bir yer ayarlayacak…


Ve ilk haber… Hem felsefi hem de Nükleer.


BUSH UN BÜYÜK BULUŞU


Mr prezident evrensel ve evrimsel bir buluş yaparak Darwin’e öteki dünyayı dar etti.


Bütün bu evren, kainat, kıt kanaat bir evrim teorisiyle açıklancak kadar basit olamazmış. Bunların arkasında mutlaka büyük bir zeka olmalıymış. Ben Tanrıya inandığım için bunu kabul ediyorum. Ama Mr prezident dabilyu zeka bile olsa bunu düşünerek! bulmuş olamaz. Ya nasıl?


Bizzat kendi deneyimlerinden yola çıktı derim. Düşünsenize bir kere: dünya acaip  donanımlı, böylesine dakik, böylesine dehşet verici organize bir terörle boğuşuyor değil mi? Evet.


Peki, bu uzaysal terörü bu denli fakir ve güçsüz insanlara mal etmek akıl karı mı? Ayrıca insan yıllar isteyen teknik birikimlerle donanrken insani değerler de edinir. Bedenini bombalarla sarmak yerine beynini kullanmak gibi. Yani tıpkı evrendeki sonsuz yaşamın arkasında bir büyük zeka varsa, evrenin açıklaması Darwin’inkinden çok daha organizeyse; dolayısıyla arka sokaklarda neler oluyor?


KISACA uygulayanları uygunsuzlar olan, çöl bedevileri ile Afgan tazıları kadar zayıf, öğretmenleri bir değil bin Usame olsa da tabanı çıplak talabaniler olarak sürünen bu garibanlardan terör felaketlerini yaratan para gücü çikabilir mi? İşte ancak 6 milyar insanın el ele yaratabileceği bir baraj sorusu:


Kimlerin timsah gözyaşları bu bozkirt vadilerini bu kurak çölleri bu çorak Afgan dağlarını suluyor? Bu acımasız Topganları gökyüzünde kimler uçuruyor… Bush boşa konuşmaz ama, henüz ne dediğini kendi de anlamiyor. THE END.


Sevgili açik gazeteciler, simdi reklamlar. Ve tabi ki en doğru, en çarpıcı haberlerle yakında yine birlikte olacağız. Hayatı paylaşmak için… ama en güzeli en şahanesi tabi ki bizim.


Reklam:


Bilgisayar ekranı önünde oturan ama arkası bize dönük olduğu için kim olduğunu henüz anlamadığımız sarı saçlarından ancak tahmin edebileceğimiz bir insan.


Kamera onun yazı yazdığı ekrana yaklaşırken yazıların arkasında Açik gazete belirir. Kamera açılır. Sarı saçlımızın arkasında da her yaştan büyük bir kalabalığın biriktiğini görürüz.


Sarı saçlı adam ekrana şunları yazacaktır.


“Okurlar ilk hedefiniz geleceğe açılan Açik gazetenizdir. Onunla birlikte ileri daha da ileri…”


Bir müzik duyulur. Onuncu yıl marşı temasında şu şarkı yükselir:


“Çiktik açik gazeteyle.. On ayda çok uğraştan. On ayda binlerce okur biz yarattık her yaştan… VE  SLOGAN:


AÇIK GAZETE!  SİZ BİZİMLE BİZ SİZİNLE İLERİ DAHA DA İLERİ.


 


E-mail: sevdakaynar@e-kolay.net


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.