POLONYA’DAN… Ajanların arasında

Polonya’da yoğun ve hareketli bir hafta geçirdik… Gündeme gazeteciler damgasını vurdu diyebiliriz.

Genç bir gazetecinin “halkın haber alma özgürlüğü”ne dayanarak yaptığı eylem yöneticilerin hoşuna gitmese de ülke gündemini değiştirdi.  Rzeczpospolita Gazetesi’nde çalışan Branistaw Wildstein internette 1956-90 yılları arasında yönetime çalışan 240 bin ajan ya da muhbirin olduğu söylenen listeyi internetten yayınladı. Açık Gazete olarak 240 bin listedeki isimleri pösteki sayarcasına tek tek konhtrol ettik.

240 bin ajan ve muhbirin arasında tam iki gün ve iki gece geçirdik. Tam 25 Türkçe isim bulduk… Adı Muhammed olan pek çok Arap ismine de rastladık…

Gazetecilik görevinin yanısıra bir dönemin aydınlatılmasında tuzumuz olsun istedik. O dönemde çalışanlara şimdi ajan / muhbir demenin yanlış olduğunu biliyoruz. Sosyalistler bilinçle herkesin yeteneğine göre kazanacağı, adil ve özgür bir gelecek için yoldaş ülkelere yardım ettiler. Parayla yapılmadığı süreçte bunun ajan ya da muhbirlikle tanımlanamayacağı açıktır… 

Büyük olasılıkla kod adları yazılan bu isimlere (eğer sosyalizm adına bu listeye girmişlerse) saygı ve hürmetlerimizi gönderiyoruz.

***

Polonya sosyalizminin köküne dinamiti koyanlardan olan Papa II Joun Paul, Polonyalı olmasıyla da övünülen bir kişidir. Papa’nın İsa’dan sonra en meşhur şahsiyet olduğu söylenebilir bile… İşte Polonyalı Papa, 2000’de Polonya’yı ziyaret etmişti. Siz tahmin edersiniz herhalde önemli konuğun nasıl karşılandığını… O günlerde NIE gazetesinin editörü Jerzy Urban, bu metafizik hayranlığını ve Papa’nın sanal etkisini gırgıra alan bir yazı yazmıştı…Yanlış neresinde diyeceksiniz? Bize göre yok ama gel bunu yönetime anlat… Gazeteci Urban tam 20 bin Zloty para cezasına çarptırıldı. Allahtan kürek cezası kaldıralı epey olmuştu…

Aslında yönetim bilseydi gazeteciye bu cezayı vermezdi, çünkü Urban, mahkeme çıkışında “Polonya adalet sistemdeki dinin etkisini açıkca görüyorsunuz” diye demeç verdi. AB’ye giren Polonya için kötü bir imaj ve verilmemesi gereken bir cezaydı. Şimdi Polonya 20 bin değil 20 milyar Zloty verse dış dünyadaki Polonya adalet sistemi imajını kaldıramaz…

***

ABD’nin çiçeği burnundaki Dışişleri Bakanı Condoleezza Pilav, pardon “Rice”, Polonya’yı da ziyaret etti. Polonya Irak’a asker göndererek komşu ülkeler arasından sıyrılıp ABD’nin gözüne girmişti. Rice Polonya’da Başbakan Marek Belka ve Dışişleri Bakanı Adam Rothfelt ile görüştü.

Tabii Irak’taki kraldan çok kralcılığa teşekkür etti. Türkiye’de Abdullah Gül nasıl fırsattan istifade edip Rice’a, Hollywood’daki Türkiye aleyhine filmler için, “Gözünüzü seveyim şunlara müdahale edin” ya da “Şu PKK işini Allahaşkınıza ciddiye alın” dediyse Başbakan Marek de “Yav bize vize kolaylığı yapın bacım” dedi.

Polonya Dışişleri Bakanı da, Irak karşılığı beklentilerinin gerçekleşmediğini ima ederek “Kusura bakmayın ama biz Irak’tan çekilmeyi düşünüyoruz” diye ciddiye alınma isteği mesajını iletti. Rice bu blöfü yutar mı bilmeyiz ama biz yutmadık. Çünkü,  4.Grup’a bağlı 800 yeni asker Irak’a gitmek üzere hazırlıklara başladı bile… Zaten halk da yutmamış, bu yönetim blöf bile yapmayı beceremiyor diye düşünmüş olmalı…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here