POLONYA’DAN… Ne mutlu darbecilerini yargılayana

PAYLAŞ

27 Nisan akşamı TSK’nin muhtırası hepimizi heyecanlandırdı… Türkiye’de kendisini demokrat diye tanımlayan bazılarının bu muhtıraya sevinmiş olabileceği düşüncesi ise bana hüzün verdi…

1960’lardan bu yana demokrasinin üzerindeki posta gölgesi, aslında genç demokrasiyi kendi yolunu bulmasında zora soktuğu da söylenebilir. Askerleri cesaretlendiren neydi? Ankara Cumhuriyet Mitingi’nin bu rüzgarda payı olduğu söylenebilir belki… Bence asıl cesaretlendiren Türk halkının hâlâ darbecileriyle hesaplaşamamasıdır. Türkiye 27 Mayıs 1960 darbesi, 12 Mart 1972 Muhtırası, 12 Eylül 1980 cuntası ve 28 Şubat 1997 MGK’cileriyle hesaplaşamadı gitti. Hesap sorma becerisi olmayan ya da geçmişiyle yüzleşemeyen bir ülkede 27 Nisan Muhtırası da ekleniverdi. Şimdi 365 günün 5’ini (hesaplaşana kadar) kara-gün olarak anacağız.

Beni şaşırtan Türkiye’nin onca darbe, muhtıra deneyimine karşın 27 Nisan gecesi ateşli devrimcilerin, sendikacıların sokağa dökülmemesi, ertesi günü Genel Kurmay’a siyah çelenk bile bırakmamalarıydı. Galiba bekleyelim görelim diye düşündüler… Hem sırada daha 1960 vardı. Şimdi taze taze 27 Nisan’ı onun önüne geçirsek ayıp olmaz mıydı?

Yunanistan, Arjantin, Şili ve Polonya da bizim gibi demokrasileri bir süre postalın gölgesinde kaldı. Eninde sonunda tarihlerindeki bu kara günlerle hesaplaşmayı becerdiler. Sanırım onlar göğüslerini gere gere “Ne mutlu Yunanlıyım”, “Ne mutlu Arjantiliyim”, “Ne mutlu Şililiyim” ya da “Ne mutlu Polonyalım” diyebilecekler… Ben de “Ne mutlu Türküm diyene”yi o yüzleşme günü söyleyeceğim…

***

POLONYA’DA DARBECİLER TERLİYOR

Polonya’da geçmişte olup bitenleri araştırmak, haksızlık yapanlar hakkında dosya hazırlayıp yargıya göndermek, mağdurlara iadeyi itibarda bulunup haklarını tazmin etmek amacıyla kurulan Ulusal Bellek Enstitüsü (İPN), bu ayın ortalarında da 1981 darbecilerini mahkeme karşısına çıkarmayı başardı.

1981 yılında, dönemin hükümetinin Dayanışma sendikasının yükselişini önleyememesi üzerine darbeyle iktidara el koyan ve ardından sıkıyönetim ilan eden eski Genel Kurmay Başkanı General Wojciech Jaruzelski, yardımcıları General Czeslaw Kiszczak ve General Stanislaw Kania’nın 10 yıl hapis cezasına çarptırılmasını istedi.

İPN, eski Genel Kurmay Başkanı General Wojciech Jaruzelski (84), yardımcıları General Czeslaw Kiszczak ve General Stanislaw Kania’yi, anayasayı darbe yoluyla değiştirmekle suçladı.

Dayanışma sendikası, 1981’deki darbenin ardından yeraltına çekilmiş ve üyelerini genel greve çağırmıştı. General Jaruzelski komutasındaki birlikler, protesto gösterileri sırasında aralarında Dayanışma lideri Lech Walesa’nın da bulunduğu onbinlerce muhalifi tutuklayarak zindanlara atmıştı. Daha sonra devlet başkanlığına seçilen General Jaruzelski, Polonya’da sosyalist rejimin çöküşü ardından yaptığı açıklamalarda, darbeyi olası bir Sovyet işgalinin önüne geçmek için yaptığını ileri sürmüştü.

***

Kanımca Türkiye İPN gibi bir kurum oluşturarak geçmişiyle yüzleşmek için bir adım atabilir. Bu kurum postalsız günlerin de güvencesi olacaktır. Hadi biz neyse de çocuklarımız bari muhtıra yerine sanattan, müzikten, bahçecilikten, damak zevkinden, seyahatten konuşsun… Güneşte gözleri kamaşırken yalnızca insan olarak mutlu olduklarını düşünsünler…

 

 

CEVAP VER