POLONYA’DAN… İyi ki doğdun

“Ben onların hangi ırk,din,yada mezhep’ten olduklarını önemsemiyordum. Benim amacım, Naziler tarafindan öldürülecek olan o küçük çocuklara yardım etmekti. Bu benim yapmam gereken ınsanlık görevimdi”.

Yukaridaki sözler,1939’da Alman Nazi askerlerinin Varşova’yı işgali sırasında ölümü bekleyen 2 bin 500 Yahudi çocuğun hayatını kurtaran Irena Sendlerowa’ya ait. Geçtigimiz gün 95’e merhaba diyen Sendlerowa’nin hikayesi gözlerimi buğulandırdı. Ölümün bir nefeslik an olduğu, yaşamın umut ve korkuya dönüştüğü anda genç bir kadın nasıl olur da 2 bin 500 çocuğun hayatını kurtarır diyorsanız işte size unutamıyacaginiz bir insanlik ve kahramanlık öyküsü.

Irena Sendlerowa, 1910’da Polonya’nin Ottowak kasabasında, Katolik bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Savaşların adeta günlük yaşamın bir parçası olduğu yıllarda Irena’da tipki diger çocuklar gibi siren ve bomba sesleri arasında büyümüştü.

“Çocukluğunda siren ve bomba sesi duymayan, korkunun ne olduğunu daha öğrenmemiştir” diyen Irena,1939’da Alman Nazi askerlerinin Varsova’yı işgali sırasında Ghetto’larda (Yahudi Mahalleleri) yaşayan çocuklara yemek ve sığınak saglayarak sonu belli olmayan bir karanlıkta koşar adımlarla ilerlemeye başlamıştı.

1942’de Zegota’lara (Yahudilerin gizli örgütü) katılan Irena, Zagota üyeleri tarafindan kendisine verilen sahte Polonya Sosyal Hizmetler gorevlisi kartı ile Yahudi mahallelerine girip çıkıyor ve bu sayede yetim ve öksüz çocuklarla yakin ilişkiler kuruyordu. Aslında her biri Zegota üyesi olan sözde Sosyal Hizmetler görevlileri ile birlikte Yahudi mahallelerini gezen Irena, hasta çocukları ambulans’la hasta niyetine kaçırıyor, diger cocukları ya bavulun içerisinde yada arka bahçeden kaçarak sığınaklara gizlenmelerini sağlıyordu.Irena, kaçırdığı veya kaçmasına yardımcı olduğu her çocuğun ismini bir tuvalet kağıdına ya da kagıt mendile yazıyor, sonrada evde sakladığı vazonun içine koyuyordu.

1943’e kadar her şey yolunda gitmişti ama korkulan olmustu. Naziler, Irena’nin bir Zegota üyesi olduğunu anlamışlardı. Bir süre kaçak hayati yaşayan genç kadın,saklandığı evde yakalanmıştı. Günlerce süren işkencelerde ayak bileği ve bir bacağı kırılmıştı. Naziler, Irena’nın kurşuna dizilerek öldürülmesine karar verirler ve infazın gerçekleşeceği gün genç kadın Zegota üyeleri tarafindan kaçırılır. Irena’nin kacışı tedirginlik yaratınca, Naziler,Varşova sokaklarına Irena’nin ölüm ilanlarını asarlar. Bu ilanları Irena’nın kendisi de okur.

2. Dünya Savaşı’nın ardından,çocukların kendisi tarafindan hazırlanan sahte kimliklerle yaşadığını bilen Irea, onların gerçekte kim olduklarını bilmeleri gerektiğine inandığı için evinin bahçesine gömdüğü kavanozu çıkartartır ve Yahudi çocukları aramaya koyulur. Kisa bir süre sonra bir çoğuna ulaşır ve onlara gerçeği anlatır.

15 Şubat 2005 ‘te 95’e merhaba diyen Irena Sendlerowa, 2003’de Merkezi ABD’de bulunan Musevi Dernegi tarafindan “Üstün Cesaret” ödülüne layık görüldü. Irena’nın yaşamını konu alan “Kavanozun İçindeki Hayat” adlı film de bir çok ödül kazandı.

Irena ve ben aynı gün ve aynı ayda doğmus olmak kadar yakınız birbirimize. O yarınımız olan cocukların hayatını din,irk,mezhep diye ayırmadan kurtardı. İyi ki varsınız Irena’lar…

100 Lat Irena… (Iyi ki doğdun Irena)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here