Quadis?

Quadis?

0
PAYLAŞ

Türk medyasının 1983’den sonra kirlenmeye başladığına inanmışımdır hep.

Eski Başbakan ve Cumhurbaşkanlarından Turgut Özal’ın iktidarına denk düşer medyanın geri gidişi.

Kirlenmesi…

Milattır benim açımdan Özal’ın dönemi.

Özal medyadaki düzeni altüst ettiği gibi aileden gazeteci patronların gazetelerini satmalarıyla yani ulusal gazetelerin el değiştirmesiyle de medya dibe vurmuştur o dönem.

Özal isteseydi bunu önlerdi ama medyayı kullanmak daha işine geldi o dönemde.

Ve medya çeyrek asırdır medyası hızla kirlenmekte.

Her kurum gibi Türk medyası da demokratşikleşme, batılılaşma, Avrupa Birliğine girme sürecinde üzerine düşeni hiç bir zaman yapmadı, yerine getirme yolunu seçmedi.

Ne yazık ki hantal devletin yanında yer aldı.

Müesses nizamcılara destek vermekten geri kalmadı.

Ne yazık ki çağa ayak uyduramayan CHP’nin de fazlasıyla etkisinde kaldı.

Ne yazık ki demokrasiyi savunmak dini motifi ağır basan muhafazakar partilere kaldı.

Bu tablo karşısında utanacak olanlar tarihin sayfalarını biraz geriye doğru çevirsinler, okusunlar ve gerçekleri görsünler.

«Ben demokrasi için ne yaptım?» sorusunun yanıtını arasınlar.

Buna «Muasır medeniyet» işaretine inananlar dahil.

Büyük Önder Atatürk’ün «Muasır medeniyet» direktifine hız vermeleri, bu çizgiye sadakat göstermeleri gerekirken, buna sağcıların sahip çıkmalarına yol açtıkları için utansınlar.

Bir devlet parti olarak sen aydınlanmayı savun.

Batılılaşmanın yanında ol.

Muasır nedeniyeti benimse.

Ama bu yolda çaba sarfetme.

Sonra…

Sonra da tarafsız veya taraflı basın diye kamplara bölünen medyadan da yardım bekle.

Medya patronlarının umurunda değil demokrasi.

Sağcısı ve solcusuyla tüm patronlar devlet eliyle nasıl daha çok zengin oluruz ihtirasıyla yollarına devam ediyorler.

Medyada sendika yok.

Medyada emek sudan ucuz.

Medyada emekcinin güvencesi yok.

Kıdem tazminatı vermemek için ortam müsait.

Sigorta, vergi hak getire.

Bütün mesele patronları koruyan, emekciyi sıfırlayan iktidarların iş başında olmalarından kaynaklanıyor.

İşlerine geliyor medya patronarının kaportacı, müteahhit, kırpıntı kağıtcısı olmaları.

Patronların hedefi “muasır medeniyet” filan değil.

Tek hedefleri var onların.

Fırsat varken çok kazanmak.

Demokrasi nasılsa arkadan gelir diyen bu patronlar yüzünden daha çok dizlerini döver bazı köşe yazarları.

“Diz döver” miş gibi yapanlar dahil.

Herşeyi fazlasıyla hak etmiş çocuklarımıza gerçek demokrasiyi çok görenler bunun hesabını verirler mi bilemem.

Medyayı oto parçacılar, müteahhitler, kağıt satıcıları, üçkağıtcılar, hortumcular sarmışsa zor.

Kim kime hesap verecek ki?

Kim kimden hesap soracak ki?

BİR CEVAP BIRAK