Randevu sistemi mi demiştiniz?

KKTC kutsal, KKTC değerli, KKTC önemli ama neresinden tutsanız dökülüyor bu ülkenin.
Tüm adımlar palyatif, günü kurtarmak adına.
Kalıcı, ileriye dönük olarak yapılan hiçbir icraat yok. Sistemden şikayet edenler ve değişim sözü verenler koltuğa oturunca “ne yapayım, gücüm bu kadar” deyip tüm manifestolardan sıyrılabiliyor.
Bu gayya kuyusu içinde iyi bir şeyler yapmaya çalışanlar da var elbet, Birikim Özgür gibi, Tufan Erhürman gibi; Ama belli ki onların da eli kolu bağlı. Çünkü bu ülkede tüm tartışmalar siyasi pozisyonu ve cebe gireni korumak adına yapıldığı için, çıkan birkaç cılız ses de “düzenin suyu mu çıktı” korosunun gölgesinde kalıyor.
Oysa bu düzenin suyu çıktı;
Hangi devlet dairesine girsek, onlarca yazı konusuyla çıkıyoruz.
Hastaneler mesela…
Otomatik randevu sistemi devreye girdi bildiğiniz gibi. Çok önemli bir icraatmış gibi basında ballandırmışlardı, biz de pek sevinmiştik insanlar sıra beklemeyecek diye.
Hani dünyadaki örneklerle kıyaslıyoruz ya, bizim düşündüğümüz yanlışmış meğer.
KKTC, her şeyde olduğu gibi bunda da kendi standardını koymuş!
Made in TRNC otomatik randevu sisteminde, siz telefonla, birkaç gün önce randevu aldıysanız yandınız. Zira size verilen numara 20’den başlıyor. Dolayısıyla “önceden numara alayım da sıra beklemeyeyim” diye düşünenlere kriz geçirten bu uygulama sayesinde, hastaneye gelip direk sıra alanlar sizden önce muayene oluyorlar.
Bir asker, üç gün önce telefonla randevu almış. Sabah sporunu yaptıktan sonra da gelmiş hastaneye, muayeneden sonra biraz dinlenebileyim diye… “Geldiğimde kimse yoktu. Bekledim çağırırlar diye, sıram gelmedi. Benden sonra gelenler muayene oldu gitti, hala bekliyorum. Güya sıra beklemeyeyim diye randevu almıştım, ne bileyim böyle olacağını” diyor öfkeyle. Oradaki görevli kendisini doğrulayarak akıl veriyor, “sakın telefonla randevu almayın çünkü 20’den başlıyor. Sizin önünüzde en az 20 kişi var!”
Bir başka rezalet ise sıra numarası alacakken yaşanıyor. Altı bankonun kimi zaman ikisi, kimi zaman üçü çalışıyor. O yüzden de kayıt yaptırmak için en az 45 dakika beklemek zorunda kalıyorsunuz. Bu bekleyiş sonunda “doktorun numarası bitti” demeleri ya da doktorun “hasta yok” diyerek çekip gitmesi olası.
Hastane görevlileri de bu durumdan mustarip. Bir görevli anlatıyor: “38 yaşında, onkoloji hastası bir kadın geldi. Kucağında çocuğu var. Sırası gelmiş, doktora girecek, bir baktık ki elindeki kağıtta Cengiz Topel Hastanesi yazıyor. Nasıl olduysa öyle çıkarmışlar. Kadına gidip bunu düzelttirmesini söyledik. Kadın gitti, 45-50 dakika gelemedi. O sırada doktor, ‘ben daha fazla bekleyemem’ dedi ve çıktı. Kadın yanlışı düzelttirip geldiğinde doktorun olmadığını görünce ağlamaya başladı. Kimbilir nereden gelmişti bu kadın. Oradaki görevlinin hatasını bu kadın çekti. Ben bu konuyu yukarıya ilettim ancak aylar geçmesine rağmen yanıt alamadım.”
İşbilmezliğin en saf hali, belki Karpaz’dan, belki Girne’den, belki de Mağusa’dan, kucağında çocukla gelen kanser hastası kadını ağlatarak, çaresizce evine gönderdi belki ancak toplum vicdanının, hizmet görevi verdiği hükümetin, bu gibi sıkıntıları görmezden gelmesi yarın kendilerini eve gönderecek, bizden hatırlatması…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

six + eighteen =