Referandum raporuna tepki gösterdi

Referandum raporuna tepki gösterdi

0
PAYLAŞ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın referanduma yönelik raporuna tepki gösterdi.

TRT yayınına katılan Erdoğan’ın gündeminde, AGİT’in referanduma ilişkin raporu, AB ile ilişkiler, Fethullah Gülen’in iadesi ve Suriyeli mültecilere vatandaşlık verilmesi konusu da vardı.

AGİT’in halk oylaması kampanyası raporunda tarafgir davrandığını dile getiren Erdoğan, AGİT’in sadece kampanyanın nasıl sürdüğünü rapor etmesi gerektiğini belirterek, “Kalkıp, ‘Evet çıkarsa şöyle olur, böyle olur’ diyemez, kuruluş gayesi o. Biz de AGİT’in bir üyesiyiz, icabında biz de zaman geldiğinde değişik ülkelerdeki seçimlere eleman gönderiyoruz. Buranın başı şu anda bir Alman. Almanya’nın malum Türkiye’ye bakışını görüyoruz. Burada da tamamen sistematik bir şekilde böyle bir adım atmışlar” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AGİT İnsan Hakları Ofisi Direktörü Michael Link’in Die Welt Gazetesi’ne yaptığı açıklamaları aktararak, “Sen bir defa HDP’nin üyesi misin? Devlet CHP’ye de para yardımı yapıyor, aynı oran olarak eşit oranda, diğer partilere de HDP’ye de ciddi manada para veriyor. Birinci derecede para alan devletten AK Parti’dir, ikinci derecede CHP’dir, üçüncü derecede HDP’dir. Bunlar aldıkları parayı nerede kullandılar? Seçim kampanyasında mı kullandılar? Bunlar aldıkları paraları dolaylı yollarla dağa gönderiyorlar, sıkıntı burada. Kampanyada harca… Ben hiçbir yerde onların propaganda şeylerini görmüyorum. Niye? Harcamıyorlar, çünkü başka yerlere gitmesi lazım o paranın. Muvazaa ile siz bu paraları bir yerlere göndereceksiniz, ondan sonra kampanya yok. Bazı televizyonlarda kısmen gördüm ama bu yeterli değil ki. Ver parayı yayımlasınlar, ver parayı gazeteler de yayımlasın. Sen vermezsen herhalde medya, yazılı veya görsel, bedavadan senin reklamını yayımlayacak değil” şeklinde konuştu.

“TEMENNİMİZ SAYIN TRUMP’TAN BUNU GÖRMEMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fetullah Gülen’in iadesine ilişkin bir soruya, şu karşılığı verdi:

“Ümidimi kaybetmek istemiyorum, yani hala ben bu ümidimi koruyorum. Ve bizim elimizden gelen nedir? Onlara sürekli olarak tüm bakanlarımızla, başbakanımız, şahsım, muhataplarımızla bunları hep kendilerine iletiyoruz. Temennim odur ki, Amerika bu yanlışı görmüştür. Dolayısıyla artık bu şarlatanı ülkesinde barındırıp, başına bela etmemeli. Tabii bu şarlatanla beraber, bu şarlatanın bütün yavruları da orada. Orada karargahı kurmuşlar. Charter School’lardan 750 milyon dolar yılda gelir elde ediyor. Ve bunların hepsi muvazaalı gelirler. Bütün bunlar nereye harcanıyor? İşte bakıyorsunuz, kongre üyelerine bunların paralar verdiğini, bunların tespit edilerek, biz bunların hepsini kendilerine ilettik. Dosyalar, vesaire bunların hepsi, 80-85 koli evrak gönderdik. Ama nedense bunları idari bir tasarrufla dahi bu adamı hala içeri almayışları düşündürücü. Tablo böyle olunca ister istemez bu bizim NATO’da 2 önemli üye, ben senin stratejik ortağınım, burada bizim bir adım atmamız lazım. Biz tabii Sayın Obama’dan bunu göremedik. Temennimiz Sayın Trump’tan bunu görmemizdir. Onun için de CIA Başkanıyla, Dışişleri Bakanıyla bunların hepsini açık açık konuştuk. Telefon görüşmelerimizde de Sayın Trump’a bunları ilettim. Pazar günü inşallah referandumdan sonra temennim odur ki en kısa zamanda kendileriyle de yüz yüze görüşmelerimizi yapıp, bu konularda nasıl bir yol haritası belirleyeceğiz, bunun adımını atarız.”

“BUNLAR ÇOK VEFASIZ”

Erdoğan, Türkiye’nin istenmeyişinin sebebinin; genç, dinamik ve artan nüfusu olduğunu dile getirerek, AB ülkeleri arasında nüfus itibarıyla en yoğun olduğu ülkenin Türkiye olacağını, bu durumun da AB ülkelerini rahatsız ettiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye’ye yakışanı vereceksin arkadaş. Sen vizede benimle dalga geçiyorsun. 3 milyon Suriyeli mülteciyi alıyoruz, yediriyoruz, içiriyoruz. Şu ana kadar sivil toplum kuruluşlarıyla beraber 25 milyar dolar harcamışız. Davutoğlu’na verilen söz ‘3 milyon avroyu vereceğiz.’ Arkadan görüşmeler devam ediyor, ‘İkinci bir 3 milyar avro daha vereceğiz.’ Verilen sözlerden sadece 725 milyon avro geliyor. Bizim bütçemize girmiyor. Kızılay vasıtasıyla oralarda harcanıyor. BM Mülteciler Konseyi’nden gelen para 550 milyon dolar. Böyle bir vefasızlık olur mu? İnsan hakları ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi varsa, Türkiye bu kadar yükü sırtına alacak, siz öveceksiniz ‘Türkiye şöyle yapıyor, böyle yapıyor.’ ama ciddi toplantılarda da var ya Türkiye’ye bir teşekkür bile yok. Bunlar çok vefasız. Bakıyorsun kendileri üç beş kuruş para verirler, onun orada saltanatını sürerler.”

“VATANIMIZDA, VATANDAŞLIK İMKANINI ALABİLİRLER”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilere maaş bağlanacağı, iş yeri açarlarsa vergiden muaf tutulacakları, Türkiye vatandaşlığına geçirileceklerine ilişkin iddialara, şu yanıtı verdi:

“Bu insanların içinde bir çadır kentlerde, konteyner kentlerde kalanlar var ama bir de şehirlerde olanlar var. Bunların içinde ciddi meslek sahibi olanlar, doktor, öğretmen, avukat, eczacı olanlar var. Birinci derecede bu insanlardan niye istifade etmeyelim? Bizim şu andaki işçi çalıştırma anlayışımız veya bu konudaki yasal düzenlemelere baktığımız zaman bunları vatandaş olmadığı sürece çalıştıramayız. Kaçak işçi çalıştırma suç. Öyleyse bu adımı atmak, bunların içinde kalifiye olanları değerlendirme imkanı var. Kanada ve Almanya, Suriye’den kalifiye olanları çekip alıyor. Diğerlerini almak işlerine gelmiyor. Biz kalifiye, kalifiye olmayan buna bakmadık. Bombalardan kaçıp gelen kim olursa olsun hepsini aldık. Şimdi diyorum bir sınıflandırmaya gidelim. Birçoğu dillerini de ilerlettiler. Vatanımızda, vatandaşlık imkanını alabilirler. Kalifiye olanlar iş de bulabilirler. İçlerinde profesörler var. Bazı üniversitelerimiz bunları değerlendiriyor. Bunlardan kaçmanın bir anlamı var mı? Kılıçdaroğlu’nun anlattığı gibi ‘Herkese karşılıksız para verelim.’ böyle bir şey yok.”

BİR CEVAP BIRAK