Rektör olmanın yazılı kuralı var mı?

Rektör Olmanın Yazılı Kuralı Var mı?


Üniversitelerde Seçim Sistemleri-3


2008 yılı içinde Üniversiteler yönünden değerlendirildiğinde en çok eleştiri konusu yapılan rektör atamaları idi. Atamaların şekli kadar atanan adayların liyakati da tartışama konusu edilmiştir. Her biri 30-40 bin öğrencisiyle birer orta büyüklükte şehre denk düşen üniversitelerin mali yönden yönetim zorluğu kadar bilimsel yönetim zorluğu da işin içinde girince doğal olarak rektörün kim olması halen ciddi sorun olmaktadır. Hele yeni üniversitelerin başta akademik kadro olmak üzere her yönü ile şekillenmesinde rektörün bakışı, bilgisi ve görüsü son derece etkili olduğu için rektör en temel belirleyici olarak çok önemsenmektedir. 


Bununla birlikte REKTÖR SEÇİLECEK ADAYIN ÖZELLİKLERİ NE OLMALI sorusuna, ne YÖK ne de üniversiteler kendi içinde bir cevap verebilmiş değillerdir. Ayrıca üniversite dinamikleri de bu konuda bir araya gelerek kendilerinin ne aradığını belirten bir talep oluşturamamışlardır. Yapılan küçük çaplı talepler YÖK tarafından dikkate alınmamış, üniversitelerde seçimden seçime verilen sözler ise “seçim sözü” olarak buharlaştığı için her dört yılda bir kısır bir döngü gibi tekrarlanmaktadır.


“Rektör kim olmalıdır? Sorumlulukları ne olmalıdır? Ne tür özelliklere veya ehliyete sahip olması gerekir? Veya tersinden kimler rektör olmamalıdır?” sorularının şu ana kadar herhangi bir yasal tanımı ve ölçütü olmadığı gibi, geleneksel değerler yönünden de herhangi bir ölçüsü bulunmamaktadır. Yasal olarak “her profesör rektör olmak için aday gösterilebilir” deniyor. Ancak yaşanan 27 yıllık tecrübe üniversitelerin ve Yüksek Öğretimin artık bir kriter oluşturması zamanın gelip geçtiğini göstermektedir.


Rektör Olmanın Yazılı Kuralı Var mı?


Rektörlük yazılı olmayan çok önemli sorumlulukları ve hünerleri gerektirmektedir. Rektörlerin entelektüel birikimi, bilimsel bakış açısı, dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden ve bu çerçevede üniversitesini bilinenlerin ötesinde ileriye taşıma özelliğine sahip olması gerekir. Üniversite yöneticiliği yazılı olmayan bir takım hünerleri gerektirmektedir. Üniversite yöneticisi bilim adamlığı bilgisi yanında, yöneticilik becerisi, bilimsel sezi, öngörü ve kuşkuculuk gibi temel özelliklerin olmasını gerektirir. Üniversiteye gelen genç öğrencilerin statik durağan bilgi ile değil daha dinamik ve geleceğin ufukları ile yönetilmeleri bir tarihsel zorunluluk teşkil etmektedir. Üniversite yöneticisi pür yönetici olmadığı için ki asıl işi yöneticilik değil, tamamen bilim yapmaktır, kurumu tek başına değil, değişik konularda bilgi sahibi deneyimli ancak eşit düzeyde saygın, üniversite öğretim üyelerinin uygun gördüğü senato üyeleri, danışman ve çalışma grupları ile yönetme ve koordinasyon yaratma yeteneğine sahip olması gerekir.  Üniversite yöneticileri bu bağlamda belki sandıktan çıkamaz, ancak üniversitede bu bağlamda sandığa da gerek yoktur.


Rektörün Görevi Ve Sorumlulukları


Geçmişten beri rektörler, üniversitenin en yetkin, bilimsel ve felsefi düşünme ağırlığı olan, erkini ispatlamış kişiler olarak bilinir. Gelişmiş üniversite rektörlerinin görevi ülkeden ülkeye bazı değişiklikler içermekle beraber daha çok araştırmaları koordine etmek, eğitimin nitelikli ve sağlıklı yürütülmesi yanında genel denetim yapmak şeklindedir. Üniversiteye proje ve para kazandırma ile ilgilenir. Ve üst yönetimlere hesap vermekle yükümlüdür. Rektör daha çok üniversiteye proje, akademik kadro ve mali kaynak bulmakla ilgilenir. Üniversitesinin dışarıda nasıl temsil edileceğini belirler; öğretim birimlerinin ve üyelerinin bütçe ve maaşlarını dağıtmak ve bilimsel gelişmeleri izlemek de rektörün görevleridir.


Rektörün en büyük görevi, üniversitede bilimin yapılması için üniversite özerkliğini bilim adamlarının özgürlüğünü savunmaktır. Üniversite rektörü güçlü akademik kadrosundan aldığı güçle üniversiteyi ileriye taşıyacak en güçlü motordur. Demokratik bir yönetim modelinde fakülte organlarına da bilimsel verimlilik ilkelerine göre yetki ve sorumluluk sağlanması gerekir. Özerk kurul yapıları tam oluşursa; rektöre fazla iş düşmez ve rektörlük birer eşgüdüm makamına dönüşür.


Üniversite rektörü herkesten önce hukukun üstünlüğüne inanan, üniversitelik bilinci gelişmiş, bilimsel erkini ispatlamış, insanlara hak ve özgürlüklerine saygılı, hiçbir konuda ayrımcılık yapmayan, herkese eşit uzaklıkta durabilen, demokrat, hoşgörülü, eleştiriye katlanabilen, esnek ve saydam, sözüne güvenilir, olaylar karşısında karalı tutum sergileyen bir kişi olmalıdır. Rektör giydiği beyaz binişin ağırlığına yakışır ölçüde açık, saydam, adaletli, engin bilgisi ve görgüsü ile bilim ortamına yakışır bir ağırlık kazandırmalıdır.


Rektörlerin Genel Nitelikleri Ne Olmalıdır?


Üniversite gibi niteliğin ve ilkelerin konuşulduğu ortamlarda adayların en azından bazı somut ve ölçülebilir niteliklerinin olması istenebilir. Son yapılan atamalara yapılan eleştirilerde adayların bir kısmının liyakat yerine taraf olma duygusu ile atandığı yönünde. Bir önceki dönemde de mutlak rektör olacak adaylardan bazı temel özelliklerin aranmasını istemiştik (Ortaş, 2006; Rektör Adaylarını Belirleme ve Atama Stratejileri. Üniversite ve Toplum. Aralık 2006, Cilt 6, Sayı 4).


Konuya ilişkin değişik ülkelerdeki yöntemleri ileride tartışacağım, ancak bazı temel sorular sorarak en azında üniversite gibi bilimsel ve idari yükü ağır bir kurumun başındaki kişinin yetkinliğinin ne olması sorgulanabilir. Şöyle ki;


Rektör adayının bilimsel altyapısı nedir?


Bilim politikası var mı? Ya da böyle bir politikanın gerekliliğine inanıyor mu?


Rektör olarak yönetmek istediği üniversitenin vizyonu ve misyonuna sahip mi? Veya kafasında böyle bir kurgusu var mı?


Üniversiteyi temsil yeteneği yaşamın her yönü ile nedir?


Ulusal ve uluslar arası ilişkileri, kaç yayın yapmış, araştırma yapma ve proje üretme kapasitesi, patent veya buluşu var mı nedir?


Yetiştirdiği kaç bilim adamı var veya bilim adamı yetiştirmiş midir?


Yabancı dil bilgisi ve düzeyi nedir? Yabancılarla görüşmesinde tercümana ihtiyaç duyuyor mu?


Kaç ulusal ve uluslararası kongre düzenlemiş, kaç, toplantı, çalıştay düzenleme, görev alma veya kongreye katılmış ve sunu yapma düzeyi ve kapasitesi nedir?


Uzmanlık alanı dışında entelektüel yönü nedir? (bilim ve sanat alanına olan etki ve katkısı nedir?)


Ne tür dersler veriyor ve ders materyali üretmiş mi?


Patent, buluş sahibi midir?


Kaç sosyal etkinliğe önderlik etti? gibi bazı somut ve ölçülebilir sorgulamalar yapılabilir.


Her şeyden önce adayın entelektüel birikimi, kişiliği, karakteri insan ilişkileri ve güven ilişkisi başta olmasa olmaz özellikler olmalıdır. Ayrıca hesap verilebilirlik düzeyi önemlidir.


Sorunlar ile baş edebilme becerisi yanında dışarıya karşı üniversite özerkliğini ve akademisyen özgürlüğünü savunabilme kapasitesinin olması tercih edilebilir. Ayrıca analitik düşünme kapasitesi gibi insana güven veren, duruşu olan, doğruya doğru, eğriye eğri diyen insanların seçilmesi öğretim üyesine, öğrenciye ve halka güven vermesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde toplumun üniversiteye ve bilime olan güveni daha da sarsılacaktır. Çok da haksız sayılmazlar.


Rektör nitelikli, objektif ve hesap verebilir, seçenler ise nitelikli ve özerk olmalıdır


Genelde iki yönetim modeli vardır:


1.  Güçlü, tek söz sahibi, (ancak en küçük başarısızlığa tahammülü olmayan), rekabet ve liderlik (Başarısız olduğu anda görevden alınan Amerika’daki atama modeli) modeli.


2.  Paylaşımcı, gücünü kurullardan alan temsili yönetim (Demokratik yönetim) modeli.


İşte en çok konuşulan konu budur. Görülen odur ki ülkemizde 27 yıldır uygulanan atama modeli başarısız olmuştur. Bu nedenle Türkiye koşullarında, yalnız batılı ölçeklerde bilimsel ve yönetsel ölçütleri belirlenmiş kişiler (aynı üniversiteden olması gerekmez) aday olabilmelidir; öğretim üyelerinin tamamı ile öğretim/araştırma görevlileri, öğrenciler ve diğer çalışanların da belirli oranlardaki temsilcileri seçimde oy kullanabilmelidir. Bu doğrudan seçim yerine nitelikli seçim şeklinde olabilir. Ama öncelikle bu nitelikli grupların tam özerkliği olmalıdır. Ve seçilmenin bilimsel ve yönetsel ölçütlere bağlı olması gerekir (Bu konuyu ileride işleyeceğim).


Rektörler Kurullara ve Demokratik Yollarla Oluşacak Özerk SENATO’ya Karşı Sorumlu Olmalıdır


Mevcut YÖK yasada rektörün geniş yetkileri vermekte, ancak ne şekilde ve kime hesap vereceği belirtilmemiştir.  Bunun için ya rektörlerin yetkileri kurullara bırakılmalı, ya da rektör kurullara karşı bu yetkilerini kullanmaktan dolayı sorumlu hale gelmelidir.  Hem denetim olanaklarının hiç bulunmadığı, hem de yönetici konumundaki rektörlerin “mutlak” yetkilere sahip olduğu bu YÖK yapılanması ile üniversitelerin bilimsel verimliliğinin geliştirilemeyeceği açıktır. Bu nedenle üzerinde çalışılan tasarıda mutlak yetkilerle donatılmış güçlü rektör yerine, karar süreçlerini seçilmiş organlarla paylaşan, katılımı teşvik eden, üniversitenin yukarıdan aşağıya hiyerarşik bir kurum değil, tam tersine aşağıdan yukarıya doğru demokratik bir biçimde yapılanmasına katkı sağlayabilecek bir rektör öngörmek daha gerçekçi olacaktır. 


Mevcut hali ile rektör yetkileri fazladır ve bu gücün kurumun işleyişine zarar verdiği uzun zamandır konuşuluyor. Rektörün senato ve yönetim kurlu görüşlerini organize etme ve denetim görevini içerecek yeni bir görev tanımının yapılması gerekiyor. Rektörün mutlaka yetkiler sınırlandıracak, senato ve yönetim kurulularını etkin kılan bir yapılanma sağlanarak rektörün hesap verilebilirliği sağlanmalıdır. Üniversite rektörünün atanmasını yapan kurul aynı zamanda görevde alabilmesini de sağlayabilmelidir. Üniversite rektörü bu bağlamda atanmışlardan değil seçilmişlerin senatosuna karşı sorumlu ve hesap verebilir durumda olmalıdır.   


Mevcut YÖK yasada rektörün geniş yetkileri vermekte, ancak ne şekilde ve kime hesap vereceği belirtilmemiştir. Açıkçası üniversite üst yönetimlerini denetleme ve denetim mekanizması mevcut yasada bulunmamaktadır. Dünyanın değer üniversitelerinde rektörlerin hesap verilebilirlikleri hem yasal hem de üniversite kamuoyunun baskısı ile sağlanmaktadır. H. Rosovsky, ‘Üniversite’ adlı kitabında, ifade ettiği gibi “Harvard’ın rektörü aynı şehirdeki yönetim kuruluna, yönetim kurulu ise gözetim kuruluna karşı sorumludur” diyor. 


Hesap Üniversiteye Verilmelidir


Bu bağlamda üniversitelerde oy kullanma yerel seçimlerde olduğu gibi dört yılda bir sandığa oy atılması gibi algılanmamalıdır. Üniversiteliler olarak her an oyumuzu ne için kullandığımızı hatırlamamız ve hatırlatmamız gerekir.  Rektörlerin hesap verilebilir noktasına getirilmesi için üniversitelerin aktif mensupları veya örgütlü organları (Öğrenci Dernekleri, Öğretim Elemanları Dernekleri, Sendikalar, Mezun Dernekleri ve ilgili platformlar) sisteme dahil edilmelidir. Fakültelerin özgür iradesi ile oluşuca bir senato’ya rektörü geri çağırma yetkisi tanınıp tanınmaması üzerinde de ciddiyetle durulmalıdır.


Özet olarak bugün üzerinde çok tartışma yaratılan rektör atanmasında üniversite dışı etkileri asgariye çekecek, herkesin üzerinde anlaşabileceği, kendi alanında temsil yeteneği olan üniversiteyi bilimsel yönden yönetebilme becerisi olan adayların üniversiteye atanması için ÖLÇÜTLERE ihtiyaç duyulmaktadır. Bu vasıflara sahip adayların üniversite bileşenlerinin de nitel katkısı ile üniversite ortamında tespit edilmesi üniversiteleri rahatlatacaktır.


Bir çok üniversiteden bir çok akademisyenin ve öğrencilerden edindiğim bilgi, rektörün, öncelikle üniversite konseptini bilen, bilimsel yeterlilik sahibi, ulusal ve uluslararası deneyimi olan, vizyon ve misyon sahibi yetişkin birey özelliği gösteren, sosyal sorumluluğu olan, üniversitesini ileriye taşıyacak bilgi ve enerjiye sahip, bilimden yana taraf olacak objektif ölçülere sahip kişilikler tarif edilmektedir. 


Tabii bir büyük sorun da, kurulların ve birimlerin dikkate alınmaması ve yerleşik bilimsel gelenekler üretilememiş olmasının sonucu her türlü tartışmanın taşıyıcı rektör arayışına mahkûm edilmesidir. Üniversitelerimiz rektörlükleriyle değil de diğer çalışmaları ile anılmaya başladığı gün, çağdaş bilim ve uygarlık düzeyine daha yaklaşmış olacağız. Umarım bu hedefe ulaşabilmek çok uzun bir zaman almaz.


*Prof. Dr. 
Çukurova Üniversitesi,
iortas@cu.edu.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

7 + 3 =