Rivayet olunur ki…

Rivayet olunur ki…

0
PAYLAŞ

Ben edebiyatın kıyısından köşesinden geçmeğe koyulduğum yetmişli yıllarda henüz müjdecimiz, yani, sanat, edebiyat, kültür, dil alanında, özgürlükçü ve hak-adalet arayıcı, kısaca çığır açıcı öncümüz kim sorusu dürtüklenmiyordu pek. En azından bu sorunun altını çizen neredeyse görünmüyordu ortalıkta… Ama “ cumhuruyet dönemi şiirimiz” konusunda görüş belirten ve araştırma yapıp eser veren kimseler epeyce çoktu.

Mesela, Memet Fuat’a göre şiir Osmanlıdan cumhuriyete iki kanaldan akmıştır. Bunlardan biri Ahmet Haşim, öbürü Yahya Kemal şiiridir…
Ahmet Haşim Avrupa sembolizminin Türkiye şubeşi sayılıyor.Verlain, Rimbeau ve Mallarme şiirinin pemgamberidir onun. Dili, üslubu, düzeni, dünyanın gidişatına bakışı Osmanlı kalsa da, ülkülerini sembollerle dile getirme peşindedir Ahmet Haşim. Nesnellikle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Kurtuluş Savaşı kazanılmış, cumhuriyet kurulmuş, sosyal politikalar yürürlüğe girmiş, toplum olduğundan başka yöne gidiyormuş!

“Ne umurun!”

Yahya Kemalse, “Milli edebiyat akımı” içinde gösterilse de kendini daha çok hür saymaktadır. Paris’te öğrenciyken koştuğu sol kulvarı İstanbul’a dönünce sağa taşımış, üstelik “Baudelaireperest” liğini ve kalbinde taşıdığı “Byron’u bedbaht eden melal”i bile unutuvermiştir. Ve Türkçemize getirdiği kısmi yenileşme ve de duyumundaki şairane deyişleriyle Osmanlı zaferlerinin hatt-ı balalarında koşup durmuştur.

Nazım’ın “son Osmanlı” dediği…

Konumuza dönersek…O akşam gerçekte bu iki şair orada mıydı, kendi şiirlerini okuyup cumhuriyet şiirinin nereden geldiğini tartıştılar mıydı yine “flu!”…Belki Faruk Nafiz Çamlıbel’in Çoban Çeşmesi’yle köylülerimizi andılar, belki Mehmet Emin Yurdakul’la Türklüğü konuştular, belki Yusuf Ziya Ortaçla 30 ağustos Zafer bayramını kutladılar ya da Enis Behiç’in şiiri üstünde durdular…Belki, belki, belki…Bilmiyoruz!

Ama bir noktadan sonra Mustafa Kemal’in usanmış yahut bıkmış olduğunu sezinlemiş olmalılar ki, içlerinden biri Paşam, demiş, yeni şairlerimiz de var, onlardan birini dinlemek ister miydiniz? Peki demiş Atatürk, kim, getirin! Plağını hemen koyarlar gramafona ve Nazım Hikmet kendi sesiyle kendi şiirlerini okumağa başlar, belki de okuduklarından biri, başlığı “İLİM”olan şu aşağıya aldığım şiirdir:

“Hayat harekettir!. /Hareket-tezat!../ Cemiyet tabiatın yapışmış
gırtlağına/sınıflar,sınıflara çekmiş biçak!../ İşte bak!/ bu bizim dışımızda dönen/
bizim oynadığımız sinema şeridinin/beynimizin perdesinde “ilim” denen/
çizgileşmiş resmi var!../“!lim” kavgadan doğar/kavga içindir “ilim”.

(Teşrin-i evvel 1924)

Atatürk kulak kesilir birden, dikkatini çekmiştir bu yeni şair ve şiiri…Ve de dönüp oradakilere şöyle der:

– Bu şair size benzemiyor…Şiirleri sizinkilerden çok farklı…Tanışmak isterim onunla…
Ve bunu der demez Nazım’ın yoluna düşerler. Gecenin geç saatidir. Üstelik kimse evini bilmez Nazım’ın. Polise sorarlar, polis hep gözlediği için bildiği Nazım’ın Altunizadedeki evine haberci yollar. Haberciler Nazım kapısını çalarlar, Nazım kapıyı açıp sorar:
– Ne istiyorsunuz?
– Atatürk seni istiyor, şiir söyletecek!
Derler. Ama Nazım Hikmet, yüzlerine kapıyı kapatırken ;
– Ben dansöz Eftalya değilim, Paşa’ya böyle söyleyin!

Der sadece! Elbet polisler durumu sofradakilere iletirler. Ve sofradakiler de Mustafa Kemal Atatürk’e bildirirler bire beş tatarak. Ancak Atatürk’ün kızacağını, hatta Nazım
Hikmet’i sorgulatacağını sananlar yanılırlar. Atatürk şunları söyler sadece:

– Ben de Nazım Hikmet olsaydım, aynen onun gibi davranırdım.

Ve Dolmabahçe konusu böylece kapanır. Ama bu olay o iki büyük ismin kişilik sahibi fotoğraflarını yansıtagelmiştir hep: Büyük Atatürk ve büyük Nazık Hikmet! Ve Nazım Hikmet yasağı 1974 yazında kaldırıldıktan sonra – yazılı biçimi bilinmediği için – bu minval üzre rivayet edilegelmiştir.

Şu sıra –reklamlardan öğrendiğime göre – Atatürk’ün sofralarında konuşulanlar “Sofranın Sırrı” adıyla kitaplaşmış bulunuyor. Kitabı okumadığım için konu kitapta böyle mi anlatılmış ya da hiç mi anlatılmamış? Bilmiyorum. Ben olayı vaktiyle bana anlatıldığı gibi aynen anlatıyorum;

RİVAYET OLUNUR Kİ…
(diye başlayarak.)

BİR CEVAP BIRAK

14 + 9 =