İsa, Musa ve CTP

İsa, Musa ve CTP

0
PAYLAŞ

İsa, Musa ve CTP arasında nasıl bir ilişki kuracağımı merak ettiğinizi biliyorum. Biraz sonra açıklayacağım. Merakınızı yenmek için bu yazıyı sonuna kadar okumanız gerekecek.

CTP’nin büyükbir oy çoğunluğu ile iktidara geldiği günleri hatırlayalım. Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, milletvekilliği seçimlerini kazandılar. Kendilerinin bir daha hiç yüksek koltuklardan inmeyeceklerini sanan ruh haliyle kasım kasım kasılarak yazılar yazan, programlar yapan, nutuklar çeken CTPli kalemşorları unutmamız mümkün değil.

Kendilerine, “Sizden Büyük Allah Var” dediğimizde, arkamızdan neler söylediklerini tahmin ediyorduk. Bol kahkahalı ve renkli rüyalarla dolu geceler geçirdiler. Ama saltanat uzun sürmedi, gün geldi, iktidardan tepetaklak gidiverdiler.

Seçimler öncesinde ADA TV’de siyasi parti liderlerinin konuk olduğu, değerli dostum Nazmi Pınar’ın Sayın Hasan Hastürer ile birlikte yönettikleri programlara değişik alanlardan gazeteci ve meslek sahipleri çağrılmaktaydıi Bu programlara, siyaset bilimci olarak birkaç kez katıldım. Kendisi için düzenlenen televizyon programına yaklaşık 1 saat geç katılan CTP Genel Başkanı ve dönemin Başbakanı Ferdi Sabit Soyer’e ilk sorum, seçimlerden başarısız olarak çıkarsa istifa etmeyi düşünüp düşünmediği oldu. Böyle bir olasılık olmadığına adı gibi inanan Soyer, “gereğini yaparım” demekten de kendini alamadı. Gereği de partisinin ilk Kurultayında yeniden Genel Başkan adayı olup koltuğa kurulmak oldu.

Peki, ne oldu da büyük nutuklar ve sloganlar ile iktidara gelen CTP, son seçimlerde tepetaklak oluverdi?

Bunun bir çok nedeni olduğu kesindir. Burada, sadece birisinden söz edeceğim : CTP, kendini bir türlü yenileyemedi, yeni kadroların önünü tıkadı, eski militan kadrolarla haşin siyaset yapmayı tercih etti.

CTP kurmayları, yeni isimlere ve başarılı siyasetçilere Hükümette asla görev vermedi. Bugün Cumhurbaşkanı Talat’ın kendisine Vekil tayin ettiği Özdil Nami bile Bakanlık koltuklarından nasibini alamadı. Bu konuda en ibretlik örneklerden birisi ise genç ve parlak bir isim olan Teberrüken Uluçay’ın durumudur.

Teberrüken Uluçay, akademik geleceği olan genç bir siyasetçiydi. Üniversite yaşamını siyasete ve dolayısıyla CTP’ye tercih etti. Alt sıralardan aday olmasına rağmen, büyük mücadele verdi ve ilk girdiği seçimde kıl payı milletvekilliğini kaybetti: Küsmedi, yılmadı, siyasete devam etti. Bir sonraki seçimlerde başarılı olarak milletvekilliği koltuğuna ulaştı. Parlak bir kariyer sahibi, AB uzmanı, ekonomist, çalışkan ve disiplinliydi. Çevresinde sevilen ve güvenilir bir isimdi. Ancak, CTP’nin eski tüfeklerinden değildi. Partide bir türlü ön plana çıkarılmıyordu. Buna rağmen, partisinde küsmeden çalışmaya devam etti.

Son seçimlerde CTP’nin önseçiminden ilk sırada çıktı. Seçimlerde Gazimağusa’da en çok tercih oyu alan CTP milletvekili oldu. Kısa sürede ismi, partinin Genel Sekreterliği için geçmeye başladı. Ancak, bu koltuğa oturmak için gerekli özellik olan “eski tüfeklik” niteliğine sahip değildi.

CTP kurmayları, partinin Genel Sekreterliğine, Lefkoşa gibi büyük bir ilçede seçim kaybetmiş olan Kutlay Erk’i tercih ettiler. Başarı değil, başarısızlık ödüllendirilmişti.

CTP içinde Teebrrüken Uluçay gibi genç, parlak, çalışkan, ancak partiye sonradan katılan isimler, üst makamlarda yer bulamadı. Onlar, televizyon programlarında, parti mitinglerinde, seçimlerde partileri için kıyasıya mücadele ettiler, ancak partiyi bir Politbüro yönetti. Öyle bir Politbüro ki, genellikle seçimlerde başarısız olmuş kişilerden oluşur. İşte size, CTP’nin seçim başarısızlığının küçücük bir örneği.

Gelelim İsa ve Musa konusuna. CTP konusunda kaleme aldığım yazılarla ne İsa’ya, ne Musa’ya yaranabiliyorum. Sevgili dostum Vedat, CTP’yi eleştirdiğim için gönül koyuyor. Değerli arkadaşım Şule hanımefendi, CTP üzerine yazıp onları dikkate aldığım için sitem ediyor, Haluk hocam ise başarısız siyasetçileri konu ettiğim için darılıyor. Ne CTPliler, ne UBPliler, ne ÖRPliler ve DPliler, bu yazılarımı sevmiyorlar. İşin özü, ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabiliyorum. Ama, gazetemizin sloganınn da hakkını veriyorum : Yazılmasını İstemiyorsanız, Yapmayın !

Not : Sevgili Rasıh, Emine Hanım gazetenin sloganını çok beğenmiş. Biraz daha büyük yazılmasını rica ediyor.

BİR CEVAP BIRAK