Sahnede dört güzel kadın

İSMAİL BAYER – Onları ilk kez, geçen yıl Eskişehir’de izledim. Bir sonbahar günüydü. 6 Ekim. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası’nı Atina’dan gelen şef, Nikos HALIASSAS yönetiyordu. Eskişehir’de prömiyeri yapılacak olan bir eseri, Oguzhan BALCI’nın, “Quarted Konçertosu”nu seslendireceklerdi.
Sahnede dört güzel kadın. Sahneye gelişleri, duruşları, izleyicileri gülümseyerek selamlamaları, giysileri, enstrümanlarına hakimiyetleri, tınıları ile dört güzel kadın.
Gülen EGE SERTER keman, Şeniz AYBULUS keman, Elena Nayman ÜNALDI viyola ve viyolensel Mutlu Varlık KOCAİLİ. Bir saygı ve vefa olarak isim bulmuşlardı kendilerine, “NEMETH QUARTET”
İsim ilk önce anımsanmayabilir. Ama onlar için önemli bir isim. 20 yılı aşan bir süredir, değişik sahnelerde bu soyadına tınıları ile selam göndermeyi, onları anmayı görev edinmişler.
İki Macar sanatçı, İstvan NEMETH keman, Katalın NEMETH çello, enstrümanları. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda sanatçısı ve öğretim üyesi. Bir gece calışma sonrası arabaları ile Üniversite kapısından çıkarak, yeşil ışığı görüp, Bursa yoluna çıkıyorlar, karşıya geçecekler. Geçemiyorlar. Kendisine kırmızı ışık yanan bir trafik magandası, bu insanların sonunu getiriyor. Yıl, 1995. İşte kendilerini müziğe başlatan sanatçı öğretmenlerinin soyadı ile o gün, bu gündür tınıları ile da onlara seslenmeyi sürdürüyorlar.
SERTER ve AYBULUS, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda, ÜNALDI ve KOCAİLİ ise Bursa da, Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda görevlerini sürdürmektedirler. Eskişehir doğumlu, Bursa – Eskişehir buluşması gibi, 1995 den günümüze ulaşan, NEMETH QUARTET”, tınılarla yolculuğunu sürdürüyor.
Konser, MENDELSSOHN’un Bir Yaz Gecesi Rüyası ile başlamıştı. Shakespeare’in “Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası” eseri için, genç MENDELSSOHN’un yazdığı üvertür. Gençlik heyecanı ürpertiler, çoşku ile yaşamı sarmaya çalışma. Sımsıcak yaşam kokan bir tınılar bütünlüğü.
Ve sonra, başlıkda da belirttiğimiz gibi, bu dört güzel kadın çıktı sahneye, ellerinde enstrümanları. Gülümseyişleri ile onlar yerlerini alırken, hemen bir sıcaklık yayıldı adeta salona.
Oğuzhan BALCI’nın “QUARTET KONÇERTOSU”nu, ilk kez Eskişehir ile buluşturuyorlardı.  Bir diğer fark ise, orkestra eşlikliğinde ilk kez seslendiriliyordu. Beş yıllık süreç içinde, Borusan Quartet, Nemeth Quartet ve başka quartedler tarafından seslendirilen bu eserin, orkestra eşliğinde ilk seslendirilmesini Nemeth Quartet, Eskişehir’de gerçekleştirmiş oluyordu.
Çok farklı tınıları içeren eserde, müzisyenler sanki bir oda içinde beraberce tanışıyorlar, tınılarla da dostluklarını ilerletiyorlar. Bu süreçte üzüntüler, sevinçler, tartışmalar, içi içe işlenirken, bizden tınılar ile de yolculuk yapıyorsunuz. Hüzzam Makamı’nın derinliklerinde kendinizi dinlerken, Karadeniz müziğinin esintileri ile de, coşku içinde koşuyorsunuz.
Dört kadın, bu coşku selini ilk kez orkestra eşliğinde bize tınılarla yaşatırken, eser sona erdiğinde, izleyicilerin yoğun alkışları da karşılık buluyor ve sohbet bis ile sürüyordu.
Orkestra o gün programını, Franz SCHUBERT’in, 9. Senfonisi ile sonlandırmıştı.
Bu gecikmiş bir aktarımdan sonra, biz bu günkü konsere dönelim. Bu kez Eskişehir de değil, İstanbul Kadiköy’de, Süreyya Operası’ndayız. Kadıköy Belediyesi’nin bazı günleri fuayede Oda Müziği konserlerine yer vermiş olmasını da, güzel bir girişim olduğunu öncelikle belirtebiliriz.
Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nın fuayesine sandalyeler dizilmiş, biletler çok önceden bitmiş. Fuaye, balkon, hatta her iki tarafda ki merdivenlerde de izleyiciler, oturarak yerlerini almışlar. İzleyiciler bölümünde iğne atsanız yere düşmeyecek diyebiliriz.
Ve dört güzel kadın, “NEMETH QUARTET”.  Merdivenler arasında ki dar bölümde oluşturulan, küçük sahnede yer adılar. İki keman, bir viyola ve bir çello. İlk eser D.ŞOSTAKOVİÇ’in, “Yaylı Çalgılar Dörtlüsü” Bu eser herşeyden önce hüzün veriyor. Bir savaş karşıtı. Savaşın acımasızlığı, insanın yalnızlığı. Savaş yüzünden kaybedilenler, acılar, üzüntüler. Savaş ve İnsan diye de üç kelime ile özetleyebiliriz eseri. ŞOSTAKOVİÇ’in savaşa bakışı, onu çarpıcı bir şekilde değerlendirmesi olarak da niteleyebiliriz.
Savaşı alkışlarla değil, acılar geliyor, farkındamısınız diyerek, bir uyarı sinyalinin, tınıların çarpıcı renkliliği içinde sunulmasıdır da diyebiliriz. ŞOSTAKOVİÇ’in, Rus bestecileri arasında farklı bir yeri vardır bence. O ele avuca sığmaz, bir seldir adeta. O zaman  faşizme karşı direnişi aktarırken, siz bu gün içinde bir şeyler düşünmeğe başlayabilirsiniz.
ŞOSTAKOVİÇ, bu tınıları ile bizleri uyarmayı günümüğzde de sürdürüyor doğrusu.
“NEMETH QUARTED”, izlediğimiz bu ikinci programlarında, bir başka farklı etkinliğe de imza atıyorlardı. Konserin ikinci bölümünde, piyano eklendi. Özgür ÜNALDI, bu konserin ve “NEMETH QUARTET”ın konuğu olarak. Bu kez beşli, bizleri A.DVORAK ile bir yolculuğa çıkarıyor. “PİYANOLU BEŞLİ”
Özgür ÜNALDI ile ilgili olarak da bir kaç bilgiyi aktaralım. Bursa’da, Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda, doçent ünvanı ile  Piyano Anasanat Dalı’nda görevli. Bir çok ülkede ve şeflerle, konserden konsere, festivallere katılıyor.
Önce, piyanonun tuşlarından gelen yumuşak tınılar, biraz içinizi ısıtmaya başlıyor. Sonra yaylılar ile piyanonun sohbeti, öylesine güzel devam ediyor ki, adeta insan kalkıp sahnede onların sohbeti içinde olmak istiyor. Arada bir ayrılmalar olsa da, kendi tınılarını aktarırlarken, hemen neşeli yeni buluşmalara geçiş yapıyorlar. Eser boyunca romantizmin doruklarına da çıkıyorsunuz, uzun şarkılı bir yürüyüşe de geçiyorsunuz. Çok sesli bir sevinç paylaşılıyor doğrusu.
ŞOSTAKOVİÇ’in, faşizme ve savaşa karşı direncinden sonra, DVORAK’ın, neşeli sohbeti ve romantizmi ile bir saati aşan konser sona eriyor. Alkışlar ayakta sürüyor ve kimsenin yerinden ayrılıp gitmeğe niyeti yoktu doğrusu.
Dört güzel kadın, iki keman bir viyola ve bir çello, gülümseyerek yeniden sahneye geldiler. Adeta bir sürprizimiz olacak der gibiydiler. Ve bis olarak sürpriz geldi.
Bizden tınılarla, adeta yeni bir dalga esiti “NİHAVENT LONGA” İzleyicilerin coşkusu dorukta.
İzleyiciler, yavaş yavaş, Süreyya Operası’nın fuayesinden ayrılırken, önemli bir izleyici grubu da, sanatçılarla  resim çektirmek için sıraya girmişti. Yorgunluklarına rağmen, bu istekleri karşılıyorlardı. Bu da alkışların devamı oluyor herhalde.
“NEMETH QUARTET”in bu çalışmalarını, bir ölçüde belgelemek ve konserlerine gelemeyenlerede ulaşmak için bir CD çalışmasına yönelmelerinin yararlı olacağını, buradan naçizane bir öneri olarak da iletmek isterim.
Kadıköy’den vapur ile karşıya geçerken, tınılar kulaklarımda hala devam ediyor ve bu yazı da oluşmuş oluyor.
____________
İsmail Bayer. 2 Nisan 2018. Pazartesi. İstanbul.  ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four × 4 =