Salda’ya bir yandan don, bir yandan kefen biçiliyor…

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – ‘Salda Gölü’nü besleyen derelere gölet yapımı gündeme geldiğinde, Yeşilovalı yerel üreticilerle konuştuğumuzda, bir kısmı gölü yok edecek gölet projesini savunmuş, “Biz turizm filan istemiyoruz, göl kıyısında kaça kesim yapıyorlar” diyenler olmuştu. Şimdi hem kamu kurumlarının uygulamaları hem de gölü koruma refleksi göstermesi beklenen büyükçe bir kitlenin salt tüketmek üzerine kurgulanmış yaşamı, Yeşilovalı o köylülerin insanın içini acıtan düşüncesine onay üretmekten başka bir işe yaramıyor ne yazık ki.
 
Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan Salda Gölü son yıllarda ülkenin dört bir yanından binlerce doğa tutkununu ağırladı…
 
Salda’ya ilk Türkiye’nin Maldivleri benzetmesini yapan haber, benim imzamı taşıyordu: “Magnezyum yüklü bembeyaz kumsalıyla Maldivleri aratmayan Türkiye’nin en derin gölü Salda baraj tehdidiyle karşı karşıya. Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan Salda Gölü’nü besleyen tek su kaynağı olan Düden Çayı’na DSİ tarafından sulama amaçlı gölet yapılmak isteniyor.” (Yusuf Yavuz-Odatv. 26 Temmuz 2015)
 
Bu haberi yaparken, hem yerelde köylülerle konuşmuş, hem bilim insanlarının görüşlerini almış, ayrıca ilgili kurumlardan da bilgi almıştım…
Türkiye’nin en güzel doğa miraslarından biri olan Salda’nın sonunu getireceği endişesi taşınan gölet projeleriyle ilgili görüşleri yansıtmıştım…
Bu haberimiz oldukça ses getirmiş, konu TBMM’ne taşınmış, DSİ açıklama yapmış; biz de tüm bu süreci kamuoyu ile paylaşmıştık…
 
TÜRKİYE MALDİVLERİNİ KEŞFETTİ AMA KORUYAMADI
Aradan çok değil, sadece iki yıl geçti. Bu süre içinde ‘Türkiye’nin Maldivleri’ benzetmesinin yarattığı ilgi çığ gibi büyüdü. Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bir çok resmi kurum Türkiye’nin Maldivlerinin büyüleyici fotoğraflarını tanıtımlarda kullanmaya, bu güzelliğe övgüler düzmeye başladı.
 
Salda Gölü’nün turkuaz sularına ayaklarını sokup ‘selfie’ çektirmeyen deredeyse kalmadı…
 
Hatta geçtiğimiz günlerde gürültülü müzikleriyle bu sükunet denizinin kıyısında epeyce bir insanı rahatsız ederek festival düzenleyen bir grubun sayesinde Salda kıyıları ‘psychedelic’ müzikle bile tanışmış oldu.
 
Ancak ‘Maldivler’ benzetmesini yaparken kast ettiğimiz bu değildi. Çuvalla para ödeyip dünyanın öbür ucunda kumsallarıyla ünlü Maldivlere gidiyorsunuz, bakın, burada, bizim ülkemizde de Maldivleri aratmayacak değerlerimiz var. Bunlara sahip çıkalım, koruyalım ve başta Salda köyünden başlayarak bizim insanımız, ardından da tüm dünyanın insanları bu güzelliği yaşasın. Kirletmeden, yok etmeden, hırsa kapılmadan…
 
Ne yazık ki her şeyi tüketmeye odaklanmış bir zamanın içine düştük…
 
Bütün değerlerin sırrına ermeden, yüzeyindeki yansımayı tükettikçe, “Sıradaki gelsin” cümlesini milli marş gibi dilinden düşürmeyen bir kalabalığın tam ortasındayız…
 
SALDA GÖLÜ KAŞIKÇI ELMASI GİBİ KORUNMALI
Söylemeye dilim varmıyor ama Türkiye’nin Maldivleri iki yıl içinde boyası dökülmüş beton binaya döndü. Çevresindeki kuşatma bir yandan devlet eliyle bir yandan da o kuşatmaya siper olması gereken insanların eliyle giderek daralıyor. 184 metre derinliği bu kuşatmaya ne kadar dayanır bilemiyoruz ama bildiğimiz bir şey varsa Salda gibi oldukça hassas ekosistemlere sahip göllerin mücevher gibi, ‘Kaşıkçı elması’ gibi korunması gerektiği…
 
BİR GÖL İÇİN ÜÇ BAKANLIK ÜÇ FARKLI BEKLENTİ İÇİNDE
Bugünden Salda’ya bakınca, Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye’nin tanıtımlarında kullanıyor. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı DSİ ise Salda Gölü’nü besleyen dereler üzerinde iki ayrı gölet yapıyor, aynı bakanlığa bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) de ‘Tabiat Parkı’ olarak koruma altındaki gölü hem tanıtıyor hem de korumaya çalışıyor. Bu arada Salda Gölü’nün 1. derece doğal sit alanı statüsüyle aynı zamanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın da sorumluluk alanına girdiğini anımsatalım.
 
‘GÖL KIYISINDA KAÇAK KESİM YAPILIYOR’ DİYENLER OLDU
Salda Gölü’nü besleyen derelere gölet yapımı gündeme geldiğinde, Yeşilovalı yerel üreticilerle konuştuğumuzda, bir kısmı gölü yok edecek gölet projesini savunmuş, “Biz turizm filan istemiyoruz, göl kıyısında kaçak kesim yapıyorlar” diyenler olmuştu. Şimdi hem kamu kurumlarının uygulamaları hem de gölü koruma refleksi göstermesi beklenen büyükçe bir kitlenin salt tüketmek üzerine kurgulanmış eylemleri, Yeşilovalı o köylülerin, insanın içini acıtan düşüncesine onay üretmekten başka bir işe yaramıyor ne yazık ki.
 
ANADOLU’NUN BİR NAZAR BONCUĞU DAHA KIRILIYOR
Türkiye’nin Maldivleri soluyor. Giderek rengini yitiriyor. Plansızlık, vurdumduymazlık ve salt ekonomik kalkınma masallarıyla Anadolu’nun bir nazar boncuğu daha üzerinde yaşayanların elleriyle kırılıyor.
 
Yaşama yönelik saldırılar karşısında savaşması gereken hatırı sayılır bir kalabalık, savaşacağı kurumun yerine geçip tüm cephelerin eş zamanlı çöküşüne neden olacak büyük bir atalet içinde…
 
Devlet bütün kafa karışıklığı ile Salda’ya bir yandan don, bir yandan kefen biçerken, halkımız da düğünle-cenaze arası gidip gelen ruh haliyle ve histerik bir şekilde bu yıkım tiyatrosunu seyrediyor…
 
Dinle Anadolu, yitip giden senin hikayendir…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

6 − 3 =