“Saldırganın kimlik tespitinde son aşama”

“Saldırganın kimlik tespitinde son aşama”

0
PAYLAŞ

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Ankara’daki terör saldırısına ilişkin, “İki intihar bombacısı saldırıda kullanılmıştır, fabrikasyon TNT bombaları kullandıkları, her ikisinin de yaklaşık 5 kilogram ağırlığındaki bombaları kullandıkları anlaşılıyor. Bu konuyla ilgili olarak da çok sayıda gözaltının gerçekleşti” dedi.

Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken düzenlediği basın toplantısında bugün vefat eden tiyatro sanatçısı Levent Kırca’ya Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileklerini iletti.

Nobel Kimya Ödülünü alan Prof. Dr. Aziz Sancar’a da teşekkür ve tebriklerini ileten Kurtulmuş, “İnşallah kendisinin göstermiş olduğu bu üstün başarı Türkiye’deki genç nesillere, genç bilim adamı, bilim insanı adaylarına örnek olur ve gerçekten güçlü bir şekilde ileriye doğru hazırlanmalarına vesile olur. Kendilerini tebrik ediyoruz, önemli bir çığır açtığını görüyoruz ve inşallah yeni nesillere de güzel örneklik teşkil edeceğini ümit ediyoruz” dedi.

Toplantıdaki en önemli gündem maddesinin Ankara’daki terör saldırısı olduğunu söyleyen Kurtulmuş, konuyla ilgili olaydan sonraki gelişmelerin gündeme alındığını, ilgili bütün bakanların yapılan çalışmaları anlattıklarını ve bundan sonraki dönemde üzerinde durulması gereken tedbirlere ilişkin görüşmeler yapıldığını ifade etti.

Terör saldırısında hayatını kaybeden 97 vatandaştan 92’sinin kimlik belirlemesinin yapıldığını, 5 kişiye ilişkin kimlik belirleme çalışmasının devam ettiğini dile getiren Kurtulmuş, hastanelere yaralı olarak intikal ettirilen 365 vatandaştan 138’inin tedavisinin devam ettiğini bildirdi.

Kurtulmuş, 138 vatandaştan 58’inin yoğun bakımda olduğunu, bu kişilerin bazılarının ciddi şekilde yaralı olduğunu belirtti.

Saldırıda vefat eden vatandaşlardan kimlikleri tespit edilenlerin illere gönderildiğini ve 36 ilde defin işlemi gerçekleştirildiğini söyleyen Kurtulmuş, olay anından itibaren bütün ilgili birimlerin olay yerine intikal ettiğini, tüm birimlerin koordineli bir şekilde harekete geçerek en kısa zamanda olayın sonuçlarının çözümlenmeye çalışıldığını söyledi.

Adli Tıp Kurumundaki hizmetlerin de son derece seri bir şekilde yapıldığını ifade eden Kurtulmuş, vefat eden vatandaşlara ilişkin kimlik tespitlerinin süratle tamamlandığını, tespit işlemi yapılanların memleketlerine gönderildiğini bildirdi.

ALO 184 HATTINA 5 BİN 285 BAŞVURU

Olay sonrası Sağlık Bakanlığının ALO 184 hattına 5 bin 285 başvurunun geldiğini ifade eden Kurtulmuş, böylece ailelerin ve yakınlarının yaralılarıyla ilgili her türlü bilgiyi anlık olarak aldıklarını dile getirdi. Kurtulmuş, “Şu anda hastanelerde yaralıları bulunan vatandaşlarımızın da her birisinin Ankara’da ikamet etmeleri, otellerde ikamet etmeleri için de ilgili bakanlıklar tarafından gerekli düzenlemeler yapılmıştır” diye konuştu.

Olayda 2 intihar saldırganı olduğu konusunun son noktaya geldiğini ancak mahkemenin gizlilik kararı gereğince konuyla ilgili resmi açıklama yapmadıklarını dile getiren Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İki intihar bombacısı saldırıda kullanılmıştır, fabrikasyon TNT bombaları kullandıkları, her ikisinin de yaklaşık 5 kilogram ağırlığındaki bombaları kullandıkları anlaşılıyor. Olayın oluş şekli, bombanın şekli, kullanılış şekli, tarzı bunların hepsi Suruç’taki bombalama eylemleriyle bir benzerlik gösterdiği ortaya çıkıyor. Olay anından itibaren bu olayın hakikatının araştırılması bakımından da iki emniyet başmüfettişi görevlendirilmiş bulunuyor.

Bu konuyla ilgili olarak da çok sayıda, yine rakam vermek istemiyorum, gözaltının gerçekleştiği, bu gözaltılar üzerinden hem olağan şüpheliler üzerinde, hem de olağan dışı şüpheliler ihtimali üzerinde çok titizlikle çalışıldığı, bu konuyla ilgili de gerekli ve gerçekten sonuç alıcı adımlar atılabilmesi için spekülasyonların yapılmaması gerektiğini bir kere daha ifade etmek isterim.”

“Son derece zor, son derece ağır bir tablo” ifadesini kullanan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Bu tablo karşısında gerçekten terör mağduru olan hem ölenler hem ölen yakınları, ölülerin yakınları hem yaralı kardeşlerimiz gerçekten terör mağdurudurlar. Bu kapsamda 5233 sayılı yasa kapsamında ölenlerin yakınları, ayrıca burada terör saldırısından malul kalanlar, ayrıca gerçekten onların aileleriyle ilgili yasa neyi emrediyorsa bununla ilgili gerekli düzenlemelerin yapılması Bakanlar Kurulu’nda gündeme gelmiş, kararlaştırılmış, ilgili bakanlık Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu konuyla ilgili görevlendirilmiş, bu konuyla ilgili daha önceki terör saldırılarında olduğu gibi çok kısa süre içerisinde ölenlerin yakınlarına maaş bağlanması, sakat kalanların malullük işlemlerinin hızla tamamlanması, yine ölenlerin ve malul olanların yakınlarına kamuda istihdam sağlanması ve çocuklarına burs imkanları sağlanması gibi yasanın emrettiği hususlarda ilgili adımların atılması kararlaştırılmıştır.”

“ON YILLAR BOYUNCA BU YASI BU MİLLET TUTACAKTIR, UNUTMAYACAKTIR”

Terör saldırısı sonrası ülke olarak infial halinde olunduğunu ve hep birlikte yas tutulduğunu söyleyen Kurtulmuş, “Bu akşam gece yarısına kadar resmi yas ilanımız devam edecektir, sürecektir ama maalesef ulusal yasımız uzun süre, belki yıllar boyunca, belki on yıllar boyunca bu yası bu millet tutacaktır, unutmayacaktır. Dolayısıyla bu yasımıza ortak olan herkese de bu aşamada teşekkürü bir borç biliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Başbakanımıza, bakan arkadaşlarımıza bizlere çok sayıda devlet başkanının, hükümet başkanının ve dış ülkelerden bakanların, üst düzey yöneticilerinin taziye dileklerini ilettiklerini kamuoyuyla çeşitli vesilelerle paylaştık” değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, yaklaşık 106 ülkeden çeşitli düzeyde üst düzey yöneticinin Türkiye’nin yasına ortak olarak taziyelerini ifade ettiklerini bildirerek, “Ben herkese bu ülkelerden bu taziyelerini ileten değerli devlet başkanlarına hükümet başkanlarına ve üst düzey yetkililere hükümetimiz adına, milletimiz adına bir kere daha teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Çok ağır bir tabloyla karşı karşıya olunduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, “Yaranın acısı, sıcaklığı geçtikten sonra acımızın büyüklüğünü çok daha fazla hissedeceğiz” dedi.

“YAS HEPİMİZİN YASIDIR”

Saldırıyla ilgili ciddi analizlerin yapıldığını, kendisinin de dört temel noktada bazı tesbitlerini paylaşmak istediğini belirten Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Birincisi ifade ettiğim gibi bu organizasyonu yapan emek platformu, bir organizasyon heyeti olabilir. Belli bir çevrenin, belli bir çevreden sivil toplum kuruluşlarındaki insanların bir araya gelerek yapmış olduğu bir eylem olabilir ama bu bombayı patlatanlar sadece o organizasyonu yapan kuruluşlara ya da sadece o organizasyonu yapan çevrelerin insanlarına karşı haince, sinsice bir saldırıyı planlamadılar. Bu saldırıyı yapanlar milletimizin tamamına, 78 milyonun tamamına karşı bu saldırıyı yaptılar. Hepimizi bu topraklarda yaşayan, bu topraklara her hal ve şart altında bağlı olan herkesi hedef seçerek bu hain saldırıyı gerçekleştirdiler.”

“Dolayısıyla yas hepimizin yasıdır” ifadesini kullanan Kurtulmuş, “Hepimiz bu ortak yasta insanlar sevinçleri paylaştıkça birlikte olurlar ama insanlar daha çok yaslarını paylaştıkça birlikte olurlar. Onun için bütün milletimizin bu yası ortak bir yas olarak benimsemesi ve hep beraber bu yasın gereğini yerine getirmemizi bir kere daha açıkça ifade etmek istiyorum” dedi.

Kurtulmuş, sözlerine şöyle devam etti:

“İkincisi, terör örgütü bütün milletimizi karşısına aldığı gibi aynı zamanda bu olayı gerçekleştirenler, bu ülkede insanlar arasında düşmanlık tohumları ekmeyi, bu memleketteki toplumsal kesimleri birbirinden uzaklaştırmayı, yapabilirlerse toplumsal kesimler arasına nefreti, düşmanlığı ve onların arasına derin fay hatlarını koymayı başarmak istediler ama buna karşı milletimiz olay anından itibaren büyük bir ferasetle olaya yaklaşıyor. Burada herkesi, her kesimi, bütün ilgili tarafları bütün milletimizi hem uyanık olmaya, hem de aklıselim içerisinde hareket etmeye davet ediyorum.

Uyanık olarak bize karşı bu düşmanca tavrı sergileyenleri deşifre edeceğiz, aklıselimle hareket ederek onların bizim aramıza koymak istedikleri düşmanlıkları tamamıyla ortadan kaldırarak tam tersine birlik ve bütünlük içerisinde olacağız.”

“TERÖRÜN İYİSİ KÖTÜSÜ, BİZE YAKINI BİZE UZAĞI OLMAZ”

“Üçüncü olarak söylemek istediğim husus, terör bir kere daha ortaya koydu ki teröre karşı ortak bir cephe oluşturmak zorundayız” şeklinde konuşan Kurtulmuş, “(Bize yakın, bize uzak, bizi ilgilendiren, bizi ilgilendirmeyen) terör asla olmaz. Bu ülkenin içerisindeki farklı siyasi gruplar için böyle olduğu gibi başka ülkeler için de böyledir. Falanca ülkeye zarar vermeyen, filanca ülkeye zarar vermeyen terör ve terör örgütü olmaz, terörün iyisi kötüsü, bize yakını, bize uzağı olmaz” dedi.

Milletçe bu süreçte verilecek en büyük sınavın teröre karşı ortak bir hareket hattının oluşturulabilmesi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Bunun için de hem barışı hem de kardeşliği eş zamanlı olarak savunan barış ve kardeşlik bloğunu oluşturmak, teröre inat barış ve kardeşlik bloğu içerisinde 78 milyonu bir arada tutmak, bir araya getirmek mecburiyetindeyiz. Bu dil ve gönül zenginliğini korumak hepimizin vazifesidir” diye konuştu.

“HEPİMİZİN SÖZLERİMİZE DİKKAT ETMEMİZ LAZIM”

Ağır bir tabloyla karşı karşıya olan Türkiye’nin Orta Doğu’dan kaynaklanan derin siyasi ve ekonomik kaos ve krizlerle komşu olan bir ülke olarak 1 Kasım seçimlerine gittiğine dikkati çeken Kurtulmuş, “Burada hepimizin diline dikkat etmemiz lazım, hepimizin sözlerimize dikkat etmemiz lazım. Terörün ortaya çıkardığı tablodan hiç kimse siyasi bir sonuç devşirmeye kalkmasın. Buradan bir parti siyaseti, buradan 1 Kasım seçimlerine yarayacak söz üretmek aslını gerçeği bilmediği bazı konuları açık bir töhmet ve yalan vasıtası haline dönüştürmek hiçbir şekilde Türkiye’de barışa da kardeşliğe de hizmet etmez” değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, tüm siyasi partileri, sivil toplum kuruluşlarını, yazarları, medya kuruluşlarını barış ve kardeşlik dilini kullanmaya, kutuplaştırıcı dilden uzaklaşmaya davet ettiğini dile getirerek, şunları söyledi:

“Eğer bu dört sorumluluğumuzu yani uyanık olarak ve aklıselim içerisinde birliğimizi bütünlüğümüz bozmayacak şekilde yürümeyi, teröre karşı ortak bir barış kardeşlik cephesi oluşturabilmeyi, bu yası hepimizin yası olarak kabul edip, yasımızın üzerinden bir dostluk kardeşlik oluşturabilmeyi ve dilimize dikkat etmeyi başarabilirsek terör örgütleri başarısız olacaktır. Eğer bunları yapmazsak tam da terör örgütünün başarısına, terör örgütünün istediği sonuçları elde etmesine yardımcı olmuş olacağız.”

Milletin büyük çoğunluğunun bu dört temel noktada ferasetle davranacağına emin olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Bugün defnettiğimiz yine canlarımız var, bugün defnettiğimiz, dün defnettiğimiz ve bundan sonra defnedeceğimiz bütün bu terör mağduru kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. İçinde farklı şehirlerden gelen var, farklı meslek gruplardan insanlar var, farklı çevrelerden insanlar var, 9 yaşında çocuk var. Bu kadar hain, bu kadar aşağılık, bu kadar vahşi bir katliamın karşısında bize de millet olarak yekvücut olarak dikilmek ve bunun hesabını sormak kalıyor” diye konuştu.

“SALDIRININ EN ÖNEMLİ AMACI?”

Kurtulmuş, toplantıda, Ankara’daki terör saldırısıyla ilgili çok ayrıntılı müzakereler yapıldığını belirtti.

Terör saldırıları düzenleyen örgütlerin en önemli amaçlarından birinin hem içeride birliği, bütünlüğü kaybettirmek hem kavga ve çatışma alanları çıkartmak olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:

“Ama en önemli amaçlarından birisi de 1 Kasım seçimlerinin güvenliksiz bir ortamda yapılmasını sağlamak. Buna inat inşallah bütün güvenlik birimlerimiz, her türlü sorumluluklarını sonuna kadar yerine getirerek, 1 Kasım seçimlerinin güvenli bir ortamda yapılmasını sağlayacaklar. Bu süre içinde siyasi partilerimizin hepsinin ortak olarak, 1 Kasım seçimlerinin güvenlik içinde yapılmasını sağlamak için düşmanlık dilini değil, rekabet dilini kullanan bir kampanya yürüteceklerine inanıyorum. Vatandaşlarımız endişe etmesin. İnşallah 1 Kasım’ı huzur içinde güvenlik içerisinde yapacağız.”

Şırnak’ta terör örgütü mensubu olduğu söylenen kişinin cesedinin, polis aracının arkasından sürüklenmesiyle ilgili başlatılan soruşturmaya da değinen Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Bu bir insanlık suçudur. Bu bir insanlığa karşı işlenmiş olan suçtur, vahşettir, kabul edilemez. Herhangi bir insan, kimliği ne olursa olsun, hatta güvenlik kuvvetleriyle elinde silahla çatışan bir terör gurubu mensubu olsa bile öldüğü andan itibaren her insanın cesedi hürmete şayandır. Çünkü insan onuru insan hakkı bunu gerektirir. Bunları ilk günden itibaren söylemiş, ilk günden itibaren bu olayın gerçeğinin ortaya çıkması için bir soruşturma başlatılmıştı. Bugün İçişleri Bakanlığının ilgili müfettişleri, bu iki emniyet görevlisiyle ilgili açığa alma kararı, görevden uzaklaştırma kararı aldılar. Soruşturma tamamlandıktan sonra gerekli işlemler yapılacaktır. Bunu da kamuoyuyla paylaşmayı, özellikle siyasi ortamın bu kadar gerildiği noktada önemli bir hassasiyet olarak ifade etmek istiyorum.”

İSRAİL’İN FİLİSTİN’DEKİ SALDIRILARI

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, toplantıda ele alınan diğer konunun da Filistin ve Gazze’de, İsrail hükümetinin yeniden gündeme taşıdığı saldırgan tavırlar olduğuna işaret etti.

Uzun süredir Mescidi Aksa’nın Filistinli Müslümanlara yasaklanması kararını uygulayan İsrail’in, güvenlik kuvvetlerinin ve zaman zaman gayri meşru yerleşimcilerin gücüyle Filistinlilere Batı Şeria, eski Kudüs ve Gazze şeridini yeniden yaşanmaz hale getirdiğini anlatan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Geçen cuma gününden bu yana yapılan saldırılarda maalesef bir çocuk olmak üzere, 13 yaşında çocuklar olmak üzere 12 kişi İsrail güvenlik kuvvetleri tarafından öldürülmüştür. Çok sayıda kişi tutuklanmış, çok sayıda insanın evleri tahrip edilmiş, çok sayıda insanın evine baskın düzenlenerek İsrail’deki Filistin topraklarında yaşayanlara hayat zindan edilmeye tekrar başlanmıştır. Bunu kabul etmediğimizi, asla kabul etmeyeceğimizi, İsrail bu saldırgan tavrını uygulamaktan vazgeçmedikçe Ortadoğu’da İsrail-Filistin barışının sağlanamayacağı ve Ortadoğu’da suların durulamayacağını bir kere daha ifade etmek isterim. Filistin topraklarında özellikle Doğu Kudüs’te üç kutsal dinin bir arada bulunduğu, Doğu Kudüs’te, Müslümanların kutsal Kabesi olan, ilk kıblesi olan Mescidi Aksa’nın bu şekilde baskı altına alınmasını hem insan hakları bakımından hem inanç özgürlükleri bakımından hem de bir ülkede Filistin Devleti’nin egemenliği altında bulunan toprak olması dolayısıyla kabul etmediğimizi bir kere daha ifade ediyoruz.”

Kurtulmuş, “İsrail’in bu saldırgan, bu uzlaşmaz insan haklarına aykırı tutumlarından bir an evvel vazgeçmesini, bir insanlık ödevi olarak ifade ediyor, bölgenin selameti bakımından İsrail’in Mescidi aksa üzerindeki baskılarının sona ermesinin şart olduğunu da ilan ediyoruz” ifadesini kullandı.

“RUSYA’DAN ORTAK ASKERİ KOMİTE TEKLİFİYLE İLGİLİ CEVABI BEKLENMEKTEDİR”

Toplantıda, Rus savaş uçaklarının Türk hava sahasını ihlal etmesi konusunun da ele alındığını dile getiren Kurtulmuş, “3-4 Ekim tarihlerinden itibaren Rus savaş uçakları, Suriye-Türkiye sınırını iki kere ihlal etmiş, bu ihlallerden sonra ilgili makamlarımız tarafından Rusya Federasyonu’na gerekli uyarılar yapılmış, bu ihlallerin eğer yanlışlıkla olduysa bunların görüşülmesi için sınır ihlallerine karşı ortak bir askeri komitenin çalışılması teklifi iletilmiş ve bu tekliflerimiz karşısında Rusya’nın cevabı beklenmektedir” dedi.

“Biz Türkiye ile Rusya ilişkilerini Suriye’deki bu gerilimin parçası haline getirilmeyeceğine, Rusların da bu hususa özen göstereceğine inanıyoruz” diyen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye, kendi topraklarını koruyacak, kendi egemenliğini koruyacak durumundadır. Türkiye’nin egemenliğini korurken yapılan sınır ihlallerinin de gerçekten Türkiye’nin tahammül edemeyeceği ve kabul edemeyeceği durum olduğunu ifade etmek istiyorum. Rusya’nın da Suriye’deki yeni oyunun parçası olarak Türkiye’yi karşısına almayacağını ümit ediyorum. Bu çerçevede Rusya ile olan ilişkilerin hassasiyetine dikkat ederek, uzun yıllardır süren ekonomik siyasi ve ticari ilişkilerimizin hassasiyetine dikkat ederek ama Türkiye’nin egemen bütünlüğünü koruyarak bu sınır ihlallerine karşı tavrımızı sürdürmeye devam edeceğiz ve ümit ederim ki hem Rusya bu ihlallerden vazgeçecektir hem de Suriye bugünkü bütün güçlerin işin içerisine girdiği bir satranç tahtası olması durumundan bir an evvel uzaklaşacaktır. Suriye’de kalıcı ve gerçekten hakkaniyetli bir barışın sağlanmasının da Suriye sorunun çözümünün parçası olduğunu biliyor ve bunu bir kere daha ifade ediyoruz.”

“ÇOK ÜST DÜZEY BİR YARGI GÖREVLİSİNE YAPILACAK İNTİHAR SALDIRISI…”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kurtulmuş, “Saldırıdan sonra Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı açıklama vardı, özellikle Kuzey Irak’tan Türkiye’ye canlı bombaların girdiğine dair ihbarlar olduğunu söyledi. İki canlı bombanın yakalandığını ifade etti. Bugün yaptığı bir açıklamada da bir listeden söz etti, bir intihar eylemini gerçekleştirebilecek isimlerin listesinden söz etti. Bir intihar eylemci listesi varsa neden gereken yapılmıyor, eyleme dönüşmesi mi gerekiyor?” şeklindeki soru üzerine şunları ifade etti:

“Çeşitli terör örgütlerinin Kuzey Irak ya da Suriye’nin kuzeyinde iktisatlı olan bir çok terör örgütünün çeşitli adlarla isimlendirmiş olduğu fedai gurupları var. Buradaki isimlerden kasıt, tek tek isim Ahmet, Mehmet manasında isimler değildir. Fedai gruplarının listelerinin olduğu biliniyor. İstihbarat birimlerimiz bununla ilgili istihbarat bilgileri alıyorlar. Ayrıca bu istihbarat örgütleri, canlı bomba meselesinde isimler, insanlar ayrı şekilde geliyor, bombalar ayrı şekilde geliyor büyük ihtimalle eldeki doneleri üst üste koyduğunuz zaman. Bunlar herhangi bir şekilde birbirlerini tanımadan o terör örgütüne muzahir olan şehirlerdeki örgütlenmelerin hiç birisiyle işbirliği ortak hareket içinde olmadan eylemlerini yapıyorlar. Bununla ilgili olarak çok titiz iz sürülüyor. Bunlarla ilgili Sayın Başbakanımızın da açıkladığı, mesela Ankara’da geçtiğimiz günlerde çok üst düzey bir yargı görevlisine yapılacak intihar saldırısı bu bilgiler ışığında, bu istihbaratlar değerlendirilerek önlenmiştir.”

Çok sayıda bilgi alındığını, bunun bir kısmının doğru, bir kısmının yanlış olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:

“Bir kısmını değerlendiriyorsunuz, yakalıyorsunuz ama maalesef terör o kadar organize o kadar güçlü bir şekilde hareket ediyor ki yakalayamadıklarımız da var. Şunu da çok açık söylemek lazım, belki bu terör örgütlerinin arkasında bir takım istihbarat lojistik destekleri de var, kendi güçlerinin dışında, ortak çalıştıkları noktalar olabilir. Başka istihbarat birimlerinden istifade ettikleri noktalar olabilir. Bunların hepsi titiz şekilde çalışıyor. Efendim, keşke bu istihbarat önceden alınabilseydi, doğru ama kusura bakmayın bunu bir mazeret üretmek için söylemiyorum ama olayın zorluğunu görmek bakımından söylüyorum, dünyanın en iyi korunan yerlerinde bile, dünyanın en kuvvetli istihbarat birimlerinin süzgeçlerini aşarak geçen terör örgütlerinin terör saldırılarına hep beraber şahit olduk. 11 Eylül saldırıları bunlardan birisi. Londra metrosunun patlatılması bunlardan birisi. İstanbul’daki HSBC saldırıları bunlardan birisi. Madrid’deki saldırılar bunlardan birisi.”

“ARKASINDA ÇOK CİDDİ BİR AKLIN OLDUĞU TERÖR SALDIRISIYLA KARŞI KARŞIYA KALDIK”

Terör örgütünün sadece bombayı taşıyan canlı bomba ya da ona emri veren üç adamdan ibaret olmadığına dikkati çeken Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Arkasında gerçekten çok ciddi bir aklın olduğu belki bir ya da bir kaç devlet aklının olduğu bir terör saldırısıyla karşı karşıya kaldık. Dolayısıyla buradaki mesele bir istihbarat meselesinden öte gerçekten çok yoğun, çok iyi planlanmış, çok iyi organize edilmiş bir saldırıyla karşı karşıya kaldığımız meselesidir. Bununla ilgili olarak, çoğu açıklanmıyor bile bunların. Her hafta her gün rutin olarak bir çok istihbarat bilgisi değerlendiriliyor, bunların bir kısmı yanlış bilgi, bir kısmı doğru bilgi. Doğru bilgi olduğu zaman onlar yakalanıyor, bunlarla ilgili gerekli işlemler yapılıyor. Ama şu da var ki emniyet güçlerimizin istihbarat birimlerimizin ‘Ben falanca örgütün canlı bombasını yakaladım’ diye propaganda yapması doğru değil. Çünkü yakaladığınız elemanlar üzerinden o örgütün başka birimlerine ulaşmak imkanınız olacak. Dolayısıyla zor süreç. İşin en zor kısmı burasıdır.”

“SURUÇ’LA BENZERLİK GÖSTERİYOR”

Ankara’daki terör saldırısının IŞİD ile bağlantılı olup olmadığı ve olayla ilgili kaç kişinin gözaltına alındığı sorusuna Kurtulmuş, soruşturmanın doğru yürütülmesi açısından bu tür detayların söylenmemesi gerektiğini belirtti ancak Ankara’daki terör saldırısı ile Suruç’taki olayın çok büyük benzerlik gösterdiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bombanın türü, bombalama şekli, yerin tercih ediliş şekli bütün bunları üst üste koyduğumuzda emniyet birimlerinin, ilgili istihbarat birimlerinin değerlendirmesi Suruç ile çok büyük bir benzerlik ortaya koyduğudur. Hangi terör örgütüdür, bununla ilgili olarak da iki canlı bomba olduğu çok büyük ihtimalle tespit edilen, bakın resmi açıklama olacağı için kesin bir şey söylemememiz gerekiyor, çok büyük ihtimalle iki canlı bombanın kimliklerinin tespiti noktasında da son aşamaya gelinmiştir.”

Faillerin, bombayı patlatanların kimliklerinin ortaya çıkmasının ardından bağlantılı oldukları örgütlerin belirleneceğini belirten Kurtulmuş, netleşmemiş bilgi hakkında yorum yapmayı doğru bulmadığını, kamuoyunun da bundan kaçınması gerektiğini vurguladı.

Şüphelerin bir örgütü işaret edebileceğini ancak olayda tüm şüphelerin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Ola ki şu örgüt dersiniz o örgüt dışında başka bir örgütün de bağlantısı olabilir. Biliyoruz ki örgütler arasında zaman zaman paslaşmalar oluyor, zaman zaman taşeron örgüt kullanımları da oluyor, öyle bir vakayla da karşı karşıya kalmış olabiliriz” diye konuştu.

Önlemlerin artırılmasına ilişkin soruya ise Kurtulmuş, önleyici güvenlik önlemleri çerçevesinde bu olay olmasa bile emniyet birimlerinin sürekli hassas bir şekilde çalıştıklarını söyledi.

Önleyici tedbirlerin alınmasının toplumsal olayların selameti bakımından önemine işaret eden Kurtulmuş, “Özellikle önümüzdeki süreçte bir seçim süreci olacak. Partiler ne kadar miting yapacaklar ne kadar yapmayacaklar onu henüz bilmiyoruz ama bundan sonraki mitinglerin, partilerin çalışmalarının her birisinde önleyici güvenlik önlemlerinin en üst düzeyde olması ve caydırıcı bir şekilde bu tedbirlerin alınması üzerinde konuşuldu” dedi.

Diğer önemli meselenin ise seçim öncesinde sandıkların güvenliliği olduğunu belirten Kurtulmuş, “Sandıkların güvenliği ile ilgili de en ufak detay kaçırılmadan sandıkların güvenli bir şekilde konulması, güvenli şekilde sonuçlarının alınması ve onların merkezlere güvenli bir şekilde iletilmesini sağlayacak çalışmalar titizlikle sürdürülüyor” diye konuştu.

“SEÇİMDEN SONRAKİ SÜRECİ PKK BAŞLATMIŞTIR”

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, PKK’nın silahsızlanmaya yönelik çağrılarına ise “PKK’nın bir silahsızlanmaya ya da bir ateşkes çağrısı yapmış olması tek başına yeterli değildir. Önemli bir adımdır ama yeterli değildir” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin 20 Temmuz’da durduk yerde tek başına terörle mücadeleyi başlatmadığını dile getiren Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suruç’ta bir katliam oldu, arkasından güvenlik kuvvetlerine sistematik olarak PKK güçleri ya da PKK’ya müzahir unsurlar tarafından saldırıda bulunuldu. Onlarca güvenlik görevlisi şehit oldu.

Öncelikle şunun altını çizerek ifade etmek istiyorum ki seçimden sonra başlayan süreci, yani silahların ateşlenmesi sürecini hükümet başlatmamış, bizzat PKK başlatmıştır, PKK, işte DAEŞ ve diğer terör örgütleri… Dolayısıyla yeniden silahlı mücadeleyi başlatan PKK’nın amasız, fakatsız, şartsız silahları gömmesi lazım. Silahları toprağa gömmesi lazım, üstünü betonlaması lazımki bundan sonra gerçekten bu millet, bu sadece politik bir süreç değil, bu millet gerçekten PKK’nın eline silahı almayacağına inanmış olsun. Eğer bunu yapmazlarsa bizim ısrarla söylediğimiz bir elinde bomba, bir elinde kalaşnikof, diğer eliyle halay çekemezsiniz. Böyle bir şey olmaz. Hem barışı hem savaşı eş zamanlı olarak isteyemezsiniz. Hem ‘demokrasi’ diyip sandığı ortaya getirmeyi isteyeceksiniz hem sandık süreçlerini benimseyeceksiniz hem de ‘arkamızda dağ var’ diyeceksiniz silahlı mücadeleden medet umacaksınız. Dolayısıyla burada çifte standardın ortadan kaldırılması, amasız, fakatsız, hiçbir şekilde, hiçbir koşul öne sürmeden silahların toprağa gömülmesi ve betonlanması lazım.”

Kurtulmuş, Türkiye’nin barışı esas alan bir devlet aklına sahip olduğunu, barış adımlarının atılmasını temenni ederek, önce elinde silah olanın silahını gömmesi gerektiğini bildirdi.

BAKANLARIN İSTİFA ETMELERİ YÖNÜNDEKİ ÇAĞRI

Bir gazetecinin “TCDD’de çalışan ve olayda hayatını kaybeden İdil Güneyi’nin arkadaşları bir tören yapmak istemiş ancak kurum buna izin vermemiş, bu konuda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Kurtulmuş, bu konuda bir bilgisinin olmadığını, olayın ne olduğunun sorulacağını söyledi.

İçişleri ve Adalet bakanlarının istifa edip etmeyecekleri ile ilgili soruya ise Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, her iki bakanın da bağımsız, herhangi bir siyasi parti kimlikleri olmayan bakanlar olduğuna dikkati çekti.

Olaydan sonra olayla ilgili soruşturma başlatıldığına işaret eden Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

“Soruşturma kapsamında olayın mahiyeti, ihmal, kusur, herhangi bir şey var mı bütün bunlar ortaya çıkacak. Bu üstü örtülecek bir mesele değildir, bunlar ortaya çıkacak. İçişleri Bakanımız gerçekten güvenlik konusunda fevkalade iyi yetişmiş, değerli bir bürokratımız. Bu anlamda baştan suçlu ilan ederek daha soruşturma bitmeden bir sonuç elde edilmiş gibi karar vermeyi doğru bulmayız. Bu anlamda soruşturma sonucuna göre Sayın İçişleri Bakanımız hareket eder.”

“ORTA DOĞU, SURİYE VE KISMEN IRAK’TA ÖRGÜTLER KONFEDERASYONU”

Bir gazetecinin de “Canlı bombaların Orta Doğu ülkelerinden gelme ihtimali üzerinde duruluyor, bu bağlamda Türkiye Orta Doğu ülkelerine vize muafiyetini kaldırmayı düşünüyor mu?” sorusuna ise Kurtulmuş, bu tür şeylerin vizeyle ya da gümrükle girmediğini belirtti.

“Diyelim 11 Eylül’de ikiz kuleleri yok eden bombalar herhalde resmi yöntemlerle girmedi ya da başka yerlerdeki bombalar. Burada da canlı bombalar, bombaları getirmişler. Tabiki bunlar vize meselesiyle ilgisi olan bir konu değil” diyen Kurtulmuş, Türkiye’nin Suriye ve Irak sınırının bin 251 kilometre olduğuna işaret etti.

Bu bin 251 kilometrenin içerisinde dağlardan, illegal geçişlerin yapılabildiği bölgelerin olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Bunları kapatmak için de çok süratli, çok hızlı çalışmalar sürdürüyoruz” dedi.

Sınır güvenliği ile ilgili konuları daha önceki Bakanlar Kurulu toplantıları sonrası kamuoyuyla paylaştıklarını aktaran Kurtulmuş, Türkiye’nin zor bir coğrafyada yer aldığını vurgulayarak, şu konulara dikkati çekti:

“Bu bölgede Orta Doğu, özellikle Suriye kısmen de Irak bir örgütler konfederasyonuna döndürülmüştür. Bunun altını çizerek ifade ediyorum. Kontrol edilemeyen, dünyanın büyük güçlerinin de kontrol edemediği bir örgütler konfederasyonu haline gelmiştir ve buralardan son derece titizlikle sınırlarımızı koruyabilmek mecburiyetindeyiz. Bununla ilgili her türlü düzenleme her gün biraz daha iyileşiyor ama sonuçta bin 251 kilometrelik bir sınırı olan bir ülkeyiz. Buradan illegal geçişler oluyor bu illegal geçişler içerisinde maalesef terör örgütleri mensuplarının da alet ve ekipmanlarının da geçtikleri ortada. Bununla ilgili olarak da her türlü istihbarat faaliyetlerinin, önleyici faaliyetlerinin yapılması için hükümet üzerine düşeni, devlet kurumları üzerine düşeni yapmaya gayret ediyorlar. Zor bir coğrafyada çok karışık bir ortamda ve özellikle Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için birçok gücün gayret gösterdiği bir coğrafyada bu söylediğiniz, titizlilikle yerine getirilmeye çalışılıyor ama orada da maalesef tabiki bu bombaların biz de bilmiyoruz ama muhtemelen komşu ülkelerden sızmış olma ihtimali kuvvetle muhtemeldir.”

BİR CEVAP BIRAK