SANATTAN… Dük mü kurtarılıyor, sanat eseri mi?

Eğer arada bir de olsa İngiliz gazetelerinin sanat sayfalarına şöyle bir göz atıyorsanız, son aylarda, Rönesansın en büyük ustalarından Titian’ın iki resmini ‘ulusa kazandırma’ operasyonuyla ilgili haberler gözünüze ilişmiş olmalı. Bankalar ve ev kredi şirketlerinin kurtarılmaları bugünlerde sıradan haber oldu, ama henüz bir sanat eserinin benzer bir operasyonla kurtarılması konusunda bilginiz olmayabilir.

Önce şu ‘ulusa kazandırma’ (save for the nation) işini bir açıklığa kavuşturayım. Kısaca,  şöyle: Britanya’da özel kişilere ait koleksiyonlarda bulunan sanat eserlerinin, sahipleri tarafından satılması gündeme gelmesiyle birlikte, eserin kamu veya ulusal bir müze bütçesinden ayrılan parayla satın alınarak, Britanya sınırları içindeki bir müze duvarlarında kalmasını sağlamaktır.

Bir eserin, özellikle de Rönesans devrine ait bir resmin, bir milyarderin yemek odası duvarını süsleyeceğine kamuya ait bir müzede kalması için yapılan böyle bir girişim takdirle karşılanabilir. Fakat bu defa işin, bankaların kurtarılmasına benzeyen biraz farklı bir yönü daha var. O da, eserin ulusa kazandırılmasından çok, eserin sahibini kurtarmayla ilgili olması.

Titian’ın 1559 yılında, İspanya Kralı II. Phillip’e yaptığı “Diana ve Actaeon” adlı resim, İskoçya’nın en zenginlerinden biri olan Sutherland düküne aittir. Resmin 220 yıldır ailenin koleksiyonunda yer aldığı biliniyor. Dükün, vergi borcunu ödeyemediği gerekçesiyle, 50 milyon sterline devlete satmak istediği resim, zaten 1945 yılından beri İskoçya National Gallery’de asılıdır. (Geçtiğimiz ay da Londra National Gallery’de sergilendi)

Titian’ın bu resmi, 1945 yılından beri İskoçya ‘National Gallery’nin koleksiyonunda yer alması nedeniyle, yani kamuya ait bir müzeye ödünç verilmiş görüldüğü için, Sutherland Dükü, resimleri 2000 yılında kuzeninden miras olarak devraldığı zaman ödemesi gereken veraset vergisini de, herhalde “halka hizmet” verdiği gerekçesiyle, ödemekten kurtulmuş.

Dükün iddiasına göre, tabloyu özel müzayedede  iki misline satabilirdi, ancak o, resmin ülkede kalması için böyle bir yol seçti. İşin bu kısmı da biraz, batan bir bankanın vergi mükelleflerinin parasıyla kurtarılırken, yine aynı mükelleflerden birinin mortgage’ini ödeyememesi üzerine bankanın, evine el koymakta en ufak bir ikircim göstermediği örneklerindeki yüzsüzlüğü andırıyor. Her şeyden önce, yaşadığımız resesyonun sanat eserlerindeki satışları düşürdüğü bir sır değil. Yani, bu resmi iddia ettiği fiyata satma olasılığı oldukça düşük. Diğer yandan, ünlü yapıtların Britanya sınırları dışına satılmasını zorlaştırmak amacıyla getirilen ağır ihraç vergisi nedeniyle, bir yabancının bu resmi alması çok daha zor. Bir durum daha var ki, o da dükün, asıl neden resmi ısrarla ulusa kazandırmak istediğini açıklıyor: Değerli eserlere sahip özel kişilerin, bu yapıtlarını ülke içindeki kamu müzelerine satmalarını teşvik için, veraset ve sabit kıymetlerin alım ve satımından elde edilen kazançlardan alınan vergiden muaf tutulması, dükün Titian tablosunu dediği gibi, “ulusa kazandırarak” aslında çok daha fazla, basit bir dille, vergiden kaçırarak  kâr yapacağını gösteriyor.

Dükün resmi için 50 milyon sterlinin verileceği geçen hafta açıklandı. Dük, şimdi de, elinde bulunan Titian’ın ikinci eserini, Diana ve Callisto’yu aynı şekilde ulusa kazandırmak istiyor.
Daha açık bir Türkçeyle, feodal dönemden kalma bir toprak ağası olan Sutherland Dükü, atalarının köle ticareti yoluyla biriktirdiği serveti 200 yıl sonra, onların torunlarına satıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eighteen + 15 =