Saraya daha fazla mürekkep yalamış danışman, daha az dalkavuk lazım

Kuruluş, ‘Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlıktan cumhurbaşkanlığa yükselişi ardından medya ve yargıya artan müdahalesi ve kendisine yakın isimlere yönelik yolsuzluk iddialarının üstünün kapatılması girişimlerinden ötürü, Türkiye’nin demokratik normlardan daha fazla uzaklaştığını vurguladı.

Bir gün sonra, 29 Ocak’ta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dört özenle seçilmiş gazeteciyi yeni sarayında konuk etti. Karşılığında, misafirleri, Cumhurbaşkanına, canlı televizyon yayınında, temel konular üzerinde mesaj verme imkanı tanıdılar.

Hürriyet yazarı Akif Beki’nin , Freedom House’un yıllık Özgürlükler Raporu ile Basın Özgürlüğü raporunu birbirine karıştırdığı, dersini çalışmadığı açıktı ama sözlerine Freedom House’la alay ederek başladı. Geçen yıl Türkiye’yi Özgür Olmayan ülkeler kategorisine sokan kuruluşun, bu yıl hem Yarı Özgür kategorisine yükseltip, hem de cumhurbaşkanının artan anti-demokratik yetki kullanımından sözetmesine bir anlam veremediğini kaydedip, Recep Tayyip Erdoğan’a, beklenen pası verdi.

Cumhurbaşkanı, Beki’yi hayal kırıklığına uğratmadı. Freedom House gibi grupların dünyada itibarının sıfır olduğunu, hatta belki de başkaları tarafından kurdurulmuş olabileceklerini, kendilerinin çalıp kendilerinin oynadıklarını söyledikten sonra, son noktayı koydu “O tür gruplar veya kuruluşlar bizi çok da ırgalamıyor”.

Televizyon programından saatler önce, İnsan Hakları İzleme örgütü Human Rights Watch da 90 ülkede insan hakları uygulamalarını değerlendirdiği 2015 Dünya Raporu ‘nu yayınlamıştı. Orada da, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının son on yılın kazanımlarını geri çeviren, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü gözardı eden uygulamalarından sözediliyordu. HRW’ın Türkiye araştırmacısı Emma Sinclair-Webb, raporda şöyle diyordu: “Sandıktan zaferle çıkmak, Türkiye hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son on yılda gerçekleşen reformlardan geriye adım atması ve Türkiye’nin bir demokratik ülke olmasını sağlayan kurumları erozyona uğratması için mazeret olamaz. Adalet sisteminin dizginlenmesi, polisin yetkilerinin artırılması ve denetimsizliği ve basının susturulması, Türkiye vatandaşlarını yaralıyor ve ve ülkenin uluslararası itibarını zedelediyor”

Gene aynı gün, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Avrupa’da Medya Özgürlüklerinin Korunması raporunu yayınladı. Türkiye, bir kez daha, ciddi hak ihlallerinin öne çıktığı ülkeler olarak kınanan Rusya, Ukrayna, Azerbaycan ve Macaristan’ın yanındaki yerini aldı. Diğerleri gibi, Türkiye’den de, medya özgürlüklerindeki karnesini düzeltmek için daha fazla çaba göstermesi istendi.

29 Ocak’ta, Strasburg’da da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yıllık muhasebesi yapıldı ve Mahkeme başkanı Dean Spielmann’ın düzenlediği basın toplantısında mahkemenin 2014 yılında 86 bin davaya baktığı açıklandı. Hakkında en fazla dava açılan ülke sıralamasında birincilik Ukrayna’ya aitti. Onu İtalya ve Rusya, dördüncü sırada da Türkiye izledi. Öncelikli davaların en büyük bölümü Rusya, Türkiye ve Romanya’dan geldi. 2013 yılında olduğu gibi 2014’te de Türkiye, en çok ifade özgürlüğü ihlallerinden dolayı mahkemeye taşındı.

Bu hareketli 29 Ocak gününde, ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisinin lideri Kemal Kılıçdaroğlu da sesini yükseltti ve 150 yıllık parlamento geleneğinin, ülkenin yararı için değil tek bir adamı iktidara getirmek için değiştirilmeye çalışıldığını söyledi ve sordu: “Kişiye göre başkanlık sistemi olmaz. Padişahlık mı getireceksiniz? Başkanlık sisteminden kastettiğiniz nedir? ‘Milletvekillerini ben belirleyeceğim. Valileri, rektörleri ben belirleyeceğim. Yargıçları ben belirleyeceğim.’ Bu mudur başkanlık sistemi?”

Cumhurbaşkanı, sarayından yapılan televizyon yayınında son derece kararlıydı. Türkiye, başkanlık sistemine geçecekti. Çünkü çok başlılık, ayaklarımızı adeta prangaya vurmuş gibi süreci ağırlaştırıyor, hızlandırmıyordu.

Padişahlık mı arzuladığı sorusuna ise yanıtı hazırdı: “Amerika’da padişahlık sistemi mi var? Amerika olunca padişahlık olmuyor, Brezilya’da, Güney Kore’de, Meksika’da olunca padişahlık olmuyor da Türkiye’de böyle bir teklif ileri sürülünce niye padişahlık oluyor?”

Ama gecenin en unutulmaz anı, İngiltere örneğiyle geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bana göre İngiltere bile bir yarı başkanlıktır, hakim olan unsur orada kraliçedir. ‘ deyiverdi.

Karşısında oturan dört meşhur gazetecinin cumhurbaşkanının yanlışını düzeltmeye yeltenebileceğini düşünmedim tabii ki ama, acaba içlerinden de olsa ‘saraya biraz daha az dalkavuk, biraz daha fazla okumuş yazmış danışman lazım sayın başkan’ diye geçirip geçirmediklerini de doğrusu sormadan edemedim.
_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.