‘Savaş cinneti haklılığımı kanıtladı’

‘Savaş cinneti haklılığımı kanıtladı’

0
PAYLAŞ

“Ayrımcılığın ve şiddetin insanlık suçu olduğuna inanıyorum ve bu suçu işlemekten kaçınabilmek adına, hiyerarşiye dayalı ve benzer hiyerarşik yapılanmaları topluma dayatan bir şiddet aygıtı olan ordunun bir parçası olmamaya, itaat etmemeye, ölme-öldürme eğitimi alarak bir cinayet aletine dönüşmemeye kararlıyım.


27 Ekim 2001 traihinde vicdani reddimi açıklayarak askerlik yapmayacağımı, hiçbir orduda ve benzeri hiyerarşik örgütlenmelerde yer almayacağımı ve militarist kültürün toplumsal yaşama yayılmasına hizmet etmeyeceğimi ilan ettim.


O tarihten bu yana, özellikle 11 Eylül sonrası dünyanın sürüklendiği savaş cinneti gözönünde bulundurulduğunda, doğru bir karar verdiğimden her geçen gün biraz daha emin oluyorum. Çünkü, üzerinde yaşadığımız topraklar da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanında meydana gelen terör saldırıları ve tüm vahşetiyle süren savaşlar, şiddeti tamamen dışlayan bir yaşam biçiminin tek insani çözüm olduğunu gösteriyor.


Ordular ise meşrulaştırılmış şiddet kullanma araçları olduklarından, şiddetsiz bir dünyanın karşısındaki en önemli engellerdendir.Çünkü ordular varlıklarını, güçlerini ve devamlılığını savaşlara ve savaş ihtimallerine borçludurlar. Doğal olarak ta ordular savaş üreten kurumlardır.


Ordular için barış hali sözkonusu edilemez. Silahlı çatışma olmaması hali, olsa olsa dayattıkları tahakküm kültürünü toplumda yaygınlaştırma; yani savaşa hazırlık ve aynı zamanda da barışın hayat bulmasına karşı savaşarak geçirilen süredir.


Egemenlerin şiddet aygıtı olan ordular, askerlik hizmeti yoluyla itaat kültürünü yaygınlaştırırlar. Emir almaya ve sorgusuz sualsiz itaat etmeye alıştırılmış birey, bağımsızlığını kaybetmiş, hatta bağımsızlık fikrine düşman haline getirilmiştir. Bir insanı bir makinadan ya da iyi eğitilmiş bir köpekten ayıran en önemli şey, edimlerinin bireysel iradesinden beslenmesidir. Yani sorgusuz sualsiz itaat etmek, en hafif ifadeyle, insani olmaktan uzaktır. Koşulsuz itaat beklemek de kişiden insan olmaktan vazgeçmesini istemekle eşdeğerdir.


İnsani bir yaşam sürmeyi önemsediğim ve tüm insanların insani bir yaşam sürmesini de bunun vazgeçilmez koşulu olarak gördüğümden, asla emir almayacağımı ve asla emir vermeyeceğimi bir kez daha ilan ediyorum.Ayrımcılığın ve şiddetin insanlık suçu olduğuna inanıyorum ve bu suçu işlemekten kaçınabilmek adına, hiyerarşiye dayalı ve benzer hiyerarşik yapılanmaları topluma dayatan bir şiddet aygıtı olan ordunun bir parçası olmamaya, itaat etmemeye, ölme-öldürme eğitimi alarak bir cinayet aletine dönüşmemeye kararlıyım.”


Bir kışlanın içinde yer alan bu binada, rütbeler taşıyan kişilerin kaderim üzerine, sadece kendilerini bağlayıcı yasalar uyarınca söz söyleme hakkını kendilerinde görmelerini de trajikomik buluyor ve protesto ediyorum. Özgürlüğümün kısıtlanışına derhal son verilmesini istiyorum.


04-08-2005
Mehmet Tarhan
Sivas

BİR CEVAP BIRAK