Seçim, Kürtler ve Emanet Oylar

Seçim, Kürtler ve Emanet Oylar

0
PAYLAŞ

İki partinin kardeşlik müştereklerinin bolluğunu bilen biri olarak bu bana çok şaşırtıcı gelmedi. Şaşırtıcı olan bazı HDP’li arkadaşların CHP’den oy almadık yollu iddiaları. Bu amaçla ufak bir araştırma yaptım.

Öncelikle bu seçim sonuçlarına ilişkin bir kaç notu hatırlatalım. Sonuçları, gerçeklerden kopmadan doğru okumak lazım. 2015 seçim sonuçlarına oy sayıları itibariyle baktığımızda 2011 milletvekili seçimine göre geçerli oy sayısı 3,2 milyon yani yüzde 7,5 artmış. HAS Parti ile birlikte AKP’nin oy sayısı yüzde 13,2 azalırken, CHP’nin yüzde 3,2, HDP’nin yüzde 112,4, MHP’nin 34,6, SP’nin yüzde 9,5 artmış. Yani AKP dışında bütün partiler oyunu artırmış. CHP’de artış daha sınırlı kalırken ‘ama emanet oylar HDP’ye verildi’ tartışması gündeme gelmiş.

Seçim kampanyaları süresince hemen herkesin hemfikir olduğu bir kaç noktayı daha hatırlayalım. HDP çok başarılı bir kampanya yürüttü ve AKP farkında olmadan HDP farkındalığını artırdı. CHP başarılı ve pozitif bir kampanya yürüttü HDP dahil kimseye ilişkin kötü söz kullanmadı. MHP her zamanki gibi milliyetçi tepki bize yeter modundaydı. Bu tabloya bakıp hemen herkesin beklentisi AKP’nin oylarının düşmesi ve diğerlerinin yükselmesi ve HDP’nin barajı geçebileceği yönündeydi.

Yukarıdaki sonuçlar bu beklentilerin doğrulandığını gösteriyor. AKP 2,86 milyon daha az oy alırken HDP 3,2 milyon ve CHP 362 bin daha fazla oy almışlar. Aynı zamanda MHP ve SP de toplamda 2 milyon daha fazla oy almışlar. Yeni eklenen seçmen sayısı ise 3,22 milyon. Yani yeni seçmenler ve AKP’den çekilen seçmen desteği diğer partilere dağılmış.

HDP’ye gelen bu yeni desteğin kaynağı nedir? Şişli, Beşiktaş ve Cihangir’in kedileri mi belirlemiştir sonucu, yoksa bazılarının iddia ettiği gibi HDP Kürt oylarının tümünü alarak mı AKP’yi çökertmiştir?

AKP’nin Kürtlerin nüfus olarak yoğun olduğu illerde Kürt oylarını kaybettiğini net olarak söyleyebiliyoruz. Bunun en temel nedeni ise, AKP’nin Kobani ve Kuzey Suriye’den IŞİD’e karşı direnen Kürt milislere karşı göstermiş olduğu yanlış tavır ve bunun sonucu olan çok sayıda can kaybıdır. Sınırı açmayı geciktirerek hükümet Kürtleri derinden yaralamıştır ve bu oy kaybı 2015 Haziran ayında değil 2014 Eylül’ünde olmuştur. Sonuç olarak bu illerde AKP’nin oy sayısı yarıyarıya azalırken HDP’nin oylarında yüzde 30 dolayında artış görüldü. Yani burada ana oy geçişleri net bir biçimde AKP’den HDP’ye doğru olmuştur. Diğer partilerin bu illerde zaten bir etkinliği yoktu.

Emanet oylar meselesinde asıl bölgeler Batı illeri ve büyükşehirler. Buralarda da AKP’den HDP’ye bir miktar geçiş oldunu biliyoruz. Ancak önemli oy geçişinin CHP’den HDP’ye doğru olduğunu düşünüyoruz. Bunun ardındaki varsayımlar arasında başarılı bir kampanyada CHP’nin desteğini ciddi orant artırması beklentisini sayabiliriz. İzmir, İstanbul ve Ankara’da CHP’nin geleneksel olarak çok güçlü olduğu ilçelerde HDP’ye yönelen oyların eskiden CHP’ye destek veren bir kesimden geldiğini düşünmemek için bir nedenimiz yok. Bunlar emanet olmak zorunda değil. Sonuçta HDP daha başarılı ve ikna edici bir kampanya ile bu seçmenleri kendisine çekmiştir. Zaten geçmişte CHP’ye oy vermiş insanların önemli bir kısmı için Sosyalistleri ve bilumum azınlıkları yanına alarak ortaya çıkmış HDP sempatik bir alternatiftir.

Et buysa kedi nerede?

HDP’nin sadece Kürtlerden aldığı oyu artırarak barajı aştığı iddiası ise gerçek olmaktan uzaktır. Demografik olarak düşük bir ihtimaldir. Türkiye’deki Kürt nüfusunun büyüklüğüne ilişkin ilk hesaplamaları yapmış az sayıdaki araştırmacıdan biri olarak 2000 yılında yayınlamış olduğum nüfus hesaplamaları ülkedeki Kürt nüfusunun yüzde 17,8 olduğunu gösteriyordu.* Bu oranın bugün de çok değişmemiş olduğunu düşünüyorum. Başka çalışmalarda ve kamuoyunda genel olarak bu yüzde 18 rakamı yaygın kullanılır durumda. Benim çalışmadan mı alıntıdır başka hesaplar mı yapılmıştır bilmiyorum ama durum budur. Bu Kürt nüfusun yüzde 65 dolayında bir çoğunluğu Doğu ve Güneydoğu illerinde ikamet etmekte olduğunu hesaplamıştık ve bundan da büyük bir değişim olmasını beklemiyoruz. Aynı zamanda Sinan Zeyneloğlu, Yaprak Civelek, Yadigar Coşkun, İsmet Koç ve benim yaptığımız incelemelerde Kürt nüfusunun daha genç bir yapıya sahip olduğunu tespit ediyoruz. Hacettepe Üniversitesi’nin son on yılda yaptığı yeni Nüfus ve Sağlık araştırmaları da bu yönde veriler sunuyor.

Bu demografik bilgilerin seçimler açısından önemli yanı şudur: Kürtlerin yaklaşık üçte ikisi Doğu ve Güneydoğu illerindedir ve bu Kürt seçmen açısından da böyledir. Ayrıca daha genç olan Kürt nüfus içindeki seçmen sayısı Türkiye genelinin altındadır. Yani Kürt nüfusun kabaca sadece üçte ikisi oy kullanma yaşında iken Türk nüfusun yüzde 80’e yakını seçmendir. Yani toplam içindeki oranı yüzde 18 olan Kürtlerin seçmen içindeki oranı yüzde 12 civarındadır. Yani HDP tüm Kürtlerin oyunu almış olsa bile yüzde 13 oy oranına ulaşamazdı. Kaldı ki en yüksek oy aldığı yerlerde bile yüzde 70’ler dolayında kaldığını biliyoruz. Özetle HDP’nin yüzde 13’lük desteğinin en azından yüzde 4’lük kısmı Kürt olmayanlardan gelmiş olmalıdır.

Bu bilgiler ışığında HDP oylarını değerlendirirsek HDP’ye giden Kürt oylarının üçte ikisinin ve belki de daha çoğunun Kürt illerinde geçmişte AKP’ye oy vermiş Kürtlerden geldiğini düşünebiliriz. Bu illerde HDP’nin oyları katlanırken AKP’nin oyları yarıya düşmüş olması ile görünüyor. Ancak alınan 6 milyon dolayındaki oyun sadece yarısı buradan gelmiştir. HDP diğer illerde de Kürt seçmenden aynı sempatiyi gördüyse, Kürtlerden aldığı oy sayısının kabaca 4,5 milyon olduğunu ve bunun ekseriyetinin AKP’den gelen oylar olduğunu düşünebiliriz. Yani önceki seçimdeki 2,8 milyon toplam oy 6 milyona çıkarken Kürt oylarındaki bu artışın 1,2 milyonu Kürt illerinden kalanın 600 bin kadarının diğr illerdeki Kürtlerden geldiğini tahmin edebiliriz. Bunun ötesinde kalan 1,5 milyon dolayında oy ise Kürt olmayan seçmenden gelmiş olmalıdır.

HDP’nin AKP’den kayan Kürt oylarıyla barajı geçtiği ve CHP’den geçişin önemsiz olduğu iddiaları genel seçim sonuçlarını iller ve ilçeler düzeyinde ele alan ama her daim toplu sayılarla işleyen ekolojik yöntemlere dayanır ve bunların gerçekliği her daim tartışmalıdır. Çünkü karşılıklı ve çoklu geçirgenlikler söz konusu olduğunda bir anlam ifade etmeleri güçtür. Örneğin bir bölgede üç parti arasında eşit sayıda oy kayması yaşadığında bu modeller değişiklik olmamış gibi görme eğilimindedir. O yüzden doğru eğilimleri gösterecek olan detaylı kamuoyu yoklamalarıdır. Biz de bunu yapmaya çalıştık.

Seçim anketimizin analizinde erken seçim olursa, ve herşey aynı kalırsa, AKP’nin oylarını bir kaç puan artırarak salt çoğunluğa ulaşma ihtimali olduğunu belirtmiştik. Koalisyon senaryolarına göre bu biraz değişebilir. Şimdi HDP’nin emanet oy meselesine bakıyoruz: 1. Emanet oy nedir ve var mıdır? Anladığımız kadarıyla, elimizdeki veriyle kullanabileceğimiz bir tarif yapacak olursak bir önceki seçimde başka partiye verilmiş, 7 Haziran’da HDP’ye gelmiş ve fakat bir başka seçim olsa tekrar daha önceki seçimde oy verilmiş partiye yönelecek oy.

Emanet yok, yeni parti var

Anketimiz 381 tamamlanmış örnek içeriyor ve internet üzerinde sosyal medya aracılığıyla tamamen öznel bir örneklemdir. Katılımcılar yüzde 99’u Kürtlerin yoğun olmadığı Batı illeri, metropoller ve yurtdışındandır. Dolayısıyla doğu ve güneydoğu illerindeki oy kaymaları bu analizin dışındadır. Anketimizde yüzde 36’ya 64 oranında kadınlar azınlıktadır. Yaş dağılımı ise ülke geneline uygundur.

En sık tartışıldığı ve anlaşma sağlanamadığı için önce önceki seçimde CHP’ye destek verip bu seçimde HDP’ye oy verenlere bakalım. Anketimizdeki 2011’de CHP’ye oy vermiş olanların yüzde 16’sı, 2015’te HDP’ye oy vermiş. Bunun ağırlıklandırılmış sonuç olduğunu, aksi takdirde örneklemin içindeki cevaplayıcıların yüzde 28’i HDP’yi desteklemiş olduğunu belirtmeliyiz. HDP’ye 2015’te oy verenlere 2011’de hangi partiye oy verdiklerini sorduğumuzda ise yüzde 40 dolayında CHP, yüzde 4 dolayında AKP ve yüzde 10 dolayında diğer partiler yanıtını aldık. Bu ülkenin batısında önemli sayıda seçmenin HDP’ye destek vermiş olduğunu gösteriyor.

Bu oylar emanet midir? Yukarıdaki tarifimize göre büyük oranda değil. Çünkü yarın yeni bir seçim olsa kime oy verirdiniz sorusuna 2011’de CHP’ye oy vermiş seçmenin yüzde 17’si yine HDP demiş. Ağırlıklandırılmamış oran ise yüzde 24. Yani eskiden CHP’ye oy verip 7 Haziran’da HDP’yi tercih etmiş olanların arasında sadece 4 puanlık bir kesim emanet oy tanımına uyabilir. Bu da gerçek seçim sonuçları itibariyle sadece binde 2’lik bir dilimin CHP’ye geri döneceğini dolayısıyla “emanet” tarifine uyabileceğini gösteriyor.

Sonuç olarak HDP’nin Kürt seçmenin büyük çoğunluğunun desteğini kazandığını ve bu bağlamda eskiden AKP’ye oy vermiş seçmenlerin bir kısmını kazandığını görüyoruz. Zaten bu seçimde bütün partiler, az ya da çok AKP’den seçmen kazanmış durumda. Eskiden CHP’ye oy vermiş önemli sayıda seçmenin de 7 Haziran’da HDP’yi tercih ettiği ortada. MHP’den HDP’ye oy gitmemiş bu bazılarının yüreğini ferahlatabilir ama ülke için çok faydalı bir durum sayılmaz. HDP’ye verilen oyların önemli bir kısmının kalıcı olduğunu da görebiliyoruz. Dolayısıyla seçim sonuçlarını artık Türkiyenin dördüncü büyük partisi de var olarak yorumlamak mümkün. Ancak temsiliyet sıkıntısını aşmak için baraj meselesinin çözülmesi gerekli.

HDP bu seçimle üzerine çok gidilen ‘Türkiyelileşme’ meselesini aşmış görünüyor ancak kısa ve ortada vadede yapılacak işler ve söylemler bunun ömrünü belirleyecek. HDP’nin bu geniş tabanlı muhalefet konumunu sağlamlaştırıp güçlendirmeye çalışması herkes için olumlu bir çaba olur. Ülkenin başka bölgelerinde yaşayan ve Kürt olmayan seçmene hitap edebilen, solda yeni bir alternatif oluşmaya başladığının işareti olabilir. Parti içindekilerin de kendilerine umut bağlamış bu yeni seçmene özenli davranmasında fayda var. Yoksa bu oylar geldikleri gibi gidebilirler. Koalisyon pazarlıklarından ne çıkacağı partiler arası bu az da olsa geçirgen oyların yeni adresini de belirleyecektir. Genel olarak tepki gören AKP ile ortaklık veya dışardan destek gibi stratejiler bu alternatif oluşumu olumsuz etkileyecektir.

Daha önce de defalarca yazdığım CHP-HDP ittifakı daha da önem ve anlam kazanmıştır. İki partinin de 2002’den önceye tekrar bakıp, uluslararası taahhütlerini yeniden hatırlayıp doğru işler yapabilme ihtimali var.

Buradan görünen o ki HDP’ye emanet az bir oy gitmiş ama işin doğrusu HDP seçmen kazanmış, insanlara umut olmuş ve oy almış. Şimdi mesele daha ziyade bir samimiyet ve söz tutma meselesi. HDP kazanmış olduğu geçmişte CHP’ye, AKP’ye veya diğer Sosyalist partilere oy vermiş seçmeni ne kadar yanında tutabilecek. Kısaca daha fazla bu emanet meselesine takılmanın anlamı yok. Emanet veren verdiği emanetin takibini de yapar.

_____________________

Ibrahim Sirkeci (2000) “Exploring the Kurdish Population in the Turkish Context”, Genus Cilt 56, No.1-2, sayfa. 149-175.
Erişim: http://www.academia.edu/732704/Exploring_the_Kurdish_population_in_the_Turkish_context

BİR CEVAP BIRAK