Seçimlere Londra’dan bakınca

Türkiye’deki seçimleri biz de Londra’da merakla izledik. Eski bir CHP’li olarak lider Kemal Kılıçdaroğlu’nun yarattığı rüzgar Londra’ya da ulaşmış hatta CHP’yi örgütlü destek sunmak amacıyla ilk kez yüzlerce sempatizan bir araya gelmeyi başarmıştı.

Seçimler de CHP’lilerin beklenti çıtası oldukca yüksekti. Partinin yüzde oyların yüzde 21’inden en az yüzde 30’lara çıkmasını beklediler. Küskünlerin, gönülleri alınmasa da CHP’ye omuz vermesi istendi. Kılıçdaroğlu henüz çiçeği burnunda bir genel başkan olmasına karşın seçimlerde şapkadan tavşan çıkaracağı umuldu. Sonuçta CHP oylarını artırsa da iktidar olma yolunda küçük bir adım atabildi…

Şimdi CHP’li yöneticiler için şapkayı öne koyup düşünme zamanı. Seçmen tercihini bilimsel olarak tahlil etme zamanı. Yeni CHP’nin imajı için makyaj değil içerilmiş, uygulanabilir ve halkçı politikaların üretilmesi zamanı… CHP’nin savunduğu sosyal demokrasi sosyal hakların, sosyal ve hukuk devletin savunucusudur… CHP iktidar kapısını, AKP’nin yeni keşfederek “İleri demokrasi” adıyla kullandığı bu “sosyal demokratlık” anahtarıyla açacaktır… Bu anahtarı kullanma zamanı…

CHP’nin kısa bir sürede oylarını ikiye katlamasını beklemek insafsızlık olur. Zaten “Yeni CHP” imajı henüz yaratılamadı. CHP denildiğinde akla kaynayan bir cadı kazanı, entrikalar ve Bizans oyunları geliyor…

Birleşik Krallık’ta İşçi Partisi parlamenter çözüme inanan bütün solun da çatı örgütü. En radikal sol ve sendikalar bile parti içinde gücü oranında temsil ediliyor. Zaman zaman gruplar arasında kısa devre yaşansa da bu birlik birbirine muhtaç olduğunu biliyor ve yoluna da devam ediyor. Ağaçlar budanırsa iyi ama gereksiz kesilirse kötü… CHP’de olup biten, kesmeydi. Bu CHP’yi oldu bitti küçülttü.

CHP bir sosyal demokrat parti olarak Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku’na da çatı olmalıydı. Cezaevinden bağımsız aday olan gazetecilere de kapısını açmalıydı. Bunu özgürlük ve demokrasi adına, mağdurlara el uzatmak adına yapmalıydı…

Secmen davranışları bilimsel olarak sosyologların saptayacağı bir olgu… Kahve ya da berber edebiyatından kaçınarak, bilimsel yanı olmasa da gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum…

Kılıçdaroğlu’nun seçim performansı övgüye değerdi. Çok çalıştı. “Benim adım Kemal”, “Recep Bey” polemikleri ile halka “Aile sigortası” vaadi yerinde ve puan getirici söylemlerden sayılabilir. Seçimlerde genel olarak asıl seçmen davranışını etkileyen ise negatif, eleştirel propaganda değil, “hükümet ve belediyelerce verilen hizmetler referans gösterilip, yeni hizmet vaatleriydi” denilebilir…

“Yolsuzluk iddiaları ve kaset komplaları seçmeni çok etkilemedi” diye düşünüyorum. Bana göre seçmen “Hepsi bu haltı yapıyor kardeşim. Yapmayan var mı göster” dedi ve aldığı hizmete göre oyunu verdi.

Emek, demokrasi ve özgürlük konularında seçmen samimiyet aradı. Blok’un başarısı samimiyetindeydi. AKP’nin bu konudaki başarısı da yaptıklarıydı. Ya CHP? Yeni CHP bu konuda çok yetersizdi. Belki de anlattıkları seçmeni etkilemedi. Nasıl etkilesin ki? Lütfen en büyük CHP destekcisi Cumhuriyet gazetesine bir göz atın. Cumhuriyet’teki emek, işçi, sendika haber sayısıyla TSK ile ilgili haber sayısını bir kıyaslayın.

CHP amplemindeki 6 okundan biri olan “devletçilik”ten yıllar önce vazgeçse de devletçiliği hep savundu durdu. E-muhtırada sınıfta kalan partiyi seçmen hemen unutabilir mi?

CHP kapılarını ve pençerelerini emek, demokrasi ve özgürlük diyen herkese açmalı. AKP’nin tarikatlar birliğine karşı böylesi demokrat bir çatı kurmalı… O zaman CHP seçmenin bilinçaltındaki kemikleşmiş eski imajını da değiştirebilir…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × 3 =