Sen Neredesin?

Ethem Sarısülük: Burda!
Abdullah Cömert: Burda!
Ali İsmail Korkmaz: Burda!
Ahmet Atakan: Burda!
Mehmet Ayvalıtaş: Burda!
Mustafa Sarı: Burda!
Berkin Elvan: Burda!
Ahmet Küçüktağ: Burda!
Burak Can Karamanoğlu: Burda!
İnsanlık: Öldü…

Onlar tam olarak burada, mıh gibi kazıdık hafızalarımıza. Peki ya diğerleri? 14 yaşında bir kıza, toplu olarak tecavüz edildikten sonra “Kendi rızası var” diyen ve ülkesi için nice hizmet veren komutanlarını tutuklayan hakim, oyunu aldığı vatandaşa “Gavat” diyen bakan, ülkesi için şehit olan askerine “Kelle” diyen başbakan, herşeye hayret eden Cumhurbaşkanı, milyon dolarları cebe indiren ama en imanlı en Müslüman olan kitle, kadını hor gören ve daima ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapan, yıllarca teşkilatvari çalışıp araları bozulunca da “Paralel yapı” diye kılıflayan, sınav sistemi diyerek her sene soruları çaldıran ve binlerce insanı bunalıma sokan, dizileri sansürleyen ve daha nicelerini yapanlar neredeler?

Herkes onları merak ediyor. İnsanlar öfkeli, birbirine kırgın ve de kızgın, psikolojileri altüst olmuş, mutsuz, güvencesiz hisseden durumda. Ne zaman geldik bu noktaya? Hiçbir siyasi partiyi takım gibi tutmayan, insan ve vicdan odaklı olmayan hiçbir şeyi desteklemeyen biri olarak merak ediyorum şahsım adıma. Kendi işinde gücünde, çocuklarının eğitim derdinde, torunlarının özleminde, toplum ruhu olan, kültürünü yaşatan insanlarken hangi aralıkta türbanlı, başörtülü, Türk, Kürt, Alevi, Galatasaraylı, Fenerbahçeli, Homoseksüel, Heteroseksüel olarak bölündü? Zaten tarihten süregelen bir Ermeni soykırımı, terör sorunumuz mevcut. Yetmediği için mi yenilerini ekledik nesiller boyu süregelen nefretimize ? Ne de olsa durmak yok, yola devam diyerek ilerliyoruz nasıl olduğu fark etmez ilerleyelim yeter. Irkından, cinsiyetine, cinsel tercihinden, dinine kadar her alanda ve her yerde kategorileşmiş bir şekilde yaşayarak ilerliyoruz çok şükür. Toplumsal sorunlardan bir o kadar uzak ya da kulaktan dolma bilgilere sahip olan yeni dönemin buluğ çağı, marka ürünü olarak yetişip güdüleri bastırılmaya çalışılırken, sağlıksız bireyler olarak hayata atılan, doğayı korumayan, kitap okumayan, sabırsız insanlar olduk çıktık. Arkamıza bakmıyoruz, yenilikleri sorgulamıyoruz ve yolumuza devam ediyoruz çünkü.

Bu kadar olumsuzlamayı düşünmek ve hissetmek için çok genç değil miyiz? Adım adım düşünmek yerine beş yıl sonrası için kaygılanan bireyler olmayı ne kadar hak ettik? Gündem bu kadar hızlı değişirken ve bizler uyum sağlamakta zorluk çekip bir diğerinin şokunu atlatamazken toplumsal hafızamızı zedelemeye alışır mı olduk? Neye inanacağını şaşıran, hiçkimseye güven duymayan, sağlıksız, bilgiden ve etikten uzaklaşan bireyler yetişmeden bölünemeyecek bir ruha sahibiz diye mi tüm bunlar? Yoksa sadece para itaatkarlığından mı? Şimdi içinde bir sürü soru barındıran, sebebi, sonucu olmayan, bir bilgiye dayanmayan, tamamen kişisel olan ve kimsenin benim değerli (?) düşüncelerime ihtiyacı olmayan bir yazıyla dile getirmiş toplumsal kızgınlığımı. Zaten çoktan kategorilere bölündüm an itibariyle zihinlerde. ” Demek vatan, millet kelimesini kullandı o zaman kesin faşist ya da maneviyat duygusu var belli etikten ahlaktan dem vurmuş örümcek kafalı da olabilir. Hiç olmadı aktivist ya da anarşist baksana yazı üslubuna” kalıplarını çok duydum insan olmamdan önce. Bu kısımdan da anlaşılacağı üzere reel olan paranoyaya ne kadar yatkın hale geldiğimiz açık.
Çokça soru barındıran, cevap içermeyen, havada kalan bir ürün oluşturmak istedim çünkü eller havada kaldı insanlar ölürken, vicdanlara koyulmadı…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven − one =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.