Senden öncesi yol, sonrası İstanbuldu…

Yeni buğdağ renginde doğuyordu gün
yarı uyanık yarı uykulu
güneş mi zamansızdı
kirpiklerim mi çok ağır…
sonbahar kapısıydı gözlerin…
beni çağırıyordu…
O’ydu..
yapayalnız bir deniz soylusu…
İstanbuldu..
Aralık perdeden keskin bir çizgiyle yatağına vurunca güneş…
deniz yanındaymış gibi köpürür çarşaflarda
bulutlar çatıların üzerinde yürür
kolunda martılar gezinir
ne müthiş bir hayatta kalma arzusu
çakmak çakmak Beyoğlu
İstanbuldu…

Anlamı çürüten o bakış,
yüzünün yalana yatan yerinde koptu.
konuşmak bu yüzden yaralar açan
harf denemeleriyle doluydu..
zulümle yola çıkan lüzumsuz bir suçlu..
yine O’ydu işte..
İstanbuldu…

Bir gün sigara yasaklandı
vapurun püfür püfür esen arka koltuğunda
öylece kalakaldık martılarla başbaşa.
bir sigara
bir tane daha
içine çektiğin her nefeste bir yakalanma korkusu
atıyorduk izmariti denize
deniz yanıyor sen yanmıyordun
gemiler yanıyor sen yanmıyordun
içim yanıyor
sen ölmüyordun.
ne de sarışın bir aşktı bu..
hiç bir şeye aldırmıyordu..
İstanbuldu…

Şiir olmasaydı da ne olsaydı mesela…
çünkü o kadar gerçek değildi
o kadar hayal de değil
o kadar bir şeydi ki
o kadarın o devasal o ürkütücü
hiçbir yere ve şeye benzemeyen o izahı zor
yüce tanımı
kifayetlere sığmak bilmiyordu.
tarihler değişecek
biz büyüyecek ve
birbirimizi hep özleyecektik..
buydu…
İstanbuldu…
Evvel unutmadı giden, kalandan…
evvel ölmedi kalan, gidenden…
bir gelişe bin gidiş doldu
öncesi senin..sonrası benim…
istanbulumdu…
yanım yakınım kolum…
yuvam temizim sıcağım
çocuğum terim suyumdu
ekmek parasıydı, kardeş yarısıydı,
hırçındı poyrazı lodosu,
ama açardı illaki güneş,
hazırdı, aydınlıktı, huzurdu…
senden öncesi yol
senden sonrası
hep İstanbuldu..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.