Sendikacılığın çıkış yolu

Kamu sözleşmeleri sürecinde, işçilerin sabah bir saat iş bırakma eyleminden sonra Türk-İş yönetiminin o akşam hemen hükümetle anlaşmaya varması, emek kesiminde hayal kırıklığına yol açtı. İlk altı ayı için yüzde 3, ikinci altı ayı için de yüzde 5.5 olmak üzere aritmetik toplamı yüzde 8.5 olan ücret artışı, işçilerin yüzde 12’lik kaybını gidermiyordu, ayrıca vergi dilimlerinin yüksekliği ve yan ödemelerden de sigorta primi kesilmesi önemli bir sorun olarak duruyordu.

250 bin kamu işçisi adına yürütülen toplu sözleşme görüşmelerinde sonuç alınmayınca tabanın zorlamasıyla Türk-İş, 81 ilde AKP il merkezleri önünde protesto açıklamaları yapılması kararını verdi. Bu protesto açıklamalarına işçilerin büyük bir katılımı oldu, ne Türk-İş, ne de hükümet böyle bir tepki beklemiyordu. Ardından 7 Temmuz 2009 günü Türkiye çapında bir saatlik iş bırakma eylemi yapıldı, bu eylemi DİSK, Hak-İş, KESK, Kamu-Sen gibi diğer işçi ve memur sendikaları da destekledi.

İşçi tabanının konfederasyon yönetimlerini aşan mücadeleci bir sürece girmesi, eylemde işçi- memur birlikteliği, Türk-İş yönetiminin yanı sıra özellikle hükümeti tedirgin etti. Sonuçta işçi tabanı memnun etmeyen ve moral bozukluğu yaratan bir sözleşme yapıldı.

Sosyal güvenlik yasasına karşı Mart 2008’de yapılan eylemlerde de emek hareketi bölünmüş ve güçsüz bir konuma düşmüştü. Emek Platformu’nun 14 Mart 2008’de iki saatlik iş bırakma eylemi çok ciddi bir uyarı oldu, hükümet hemen müzakereye oturdu. Ancak Türk-İş ve Hak-İş’in, Emek Platformu’nun daha önce kendi arasında vardığı mutabakatı dışlayarak hükümetle uzlaşmaya gitmesi, emek hareketini böldü.

Esas itibariyle dünyada olduğu gibi ülkemizde de neoliberal politikalar karşısında emek hareketinin güçsüzleşmesi, sermayenin her alanda yoğun saldırısı, sendikaların ciddi üye kayıpları, mücadeleci anlayıştan uzlaşmacı-teslimiyetçi bir anlayışa geçiş, sendikal bürokrasinin tutucu yapısı, tüm emek kesimini kapsayacak politikaların ve somut hedeflerin bulunmayışı, işçi hareketine öncülük edecek siyasal bir partinin olmayışı, bu güçsüzlüğün temel nedenleri olarak sayılabilir.

Tüm bu koşullara rağmen umutsuzluğa düşmeden çıkış yolu aramak gerekir. 12 Eylül 1980 darbesi sonrası emek hareketi ciddi biçimde ezilmişti. Darbeden 9 yıl sonra 1989 Bahar eylemleri gerçekleşti. Askeri yönetim ve onu takip eden ANAP yönetimi de sosyal ve sendikal haklarda önemli kayıplara yol açtılar. İşçiler önce sendika şubelerinin yönetimlerini değiştirdiler, arkasından bahar eylemlerini başlattılar. Daha sonra sendika genel merkezlerinde ve Türk-İş’te yönetim değişti. 1991’de yapılan sözleşme ile 12 Eylül döneminin kayıpları giderildi, yüzde 142 oranında zam alındı. Ardından da ANAP iktidardan indirilip DYP-SHP koalisyonu iş başına geldi. Gerçi emek kesiminin başlangıçta umut bağladığı SHP, daha sonra neoliberal politikalara savrulunca çalışanlar yine ortada kaldı…

Bu gelişmeler karşısında çıkış yolunun yine tabandan başlayan bir emek hareketini örmek olduğu ortaya çıkıyor. 15 Ağustos 2009’da başlayacak olan kamu emekçilerinin toplu görüşmelerini de dikkate alarak işçi-memur birlikteliğini sağlayan yerel platformların oluşturulması, Türk-İş tarafından çerçeve anlaşması yapılan ve henüz sonuçlanmayan kamu toplu sözleşmeleri için esnek çalışma dayatmaların karşı daha dirençli olunması gerekiyor.

Aşağıdan yukarıya doğru örülecek olan bu emek hareketi, sadece işçi ve memurların değil, sendikasız, sigortasız tüm çalışanları, işsizleri, emeklileri, kriz mağduru sermaye dışı tüm kesimleri içine alacak şekilde örgütlenebilmeli, somut talepler etrafında bir mücadele başlatmalı, sonuçta bu hareketi engelleyen sendikal bürokrasiyi tasfiye ederek emek hareketine öncülük edecek kadroları iş başına getirmelidir. Kuşkusuz bu sosyal dalga, zaman içinde kendine politik önderlik yapacak siyasal oluşumları da yaratacaktır…

______________

Dr. Atilla Özsever / Maltepe Üniversitesi
Bu yazı Cumhuriyet’te de yayınlandı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.