Siz hiç?

Gözünüzü açtığınız mahalleye,koşarak gittiğiniz okula,otobüs durağına,tanıdık tüm sokaklara,yıllanmış ağaçlara,eskimiş ve tüm duygularınıza şahit olmuş kaldırımlara, eriklerini çaldığınız komşulara, her kiraz mevsimi dallarını kırdığınız,çocukluğunuza ait o narin Kiraz ağacına, veda ettiniz mi hiç?


İlk aşkınızın oturduğu sokağa, ilk sigarayı denediğiniz kuytuya ve neredeyse her şeyi ilk kez yaşadığınız tüm çocukluk arkadaşlarınıza,dostlarınıza,”ben gidiyorum” dediniz mi hiç?
Bir daha kokusunu duyamacağınız annnenize, babanıza,kardeşlerinize  -içinizden de olsa-  “hakkınızı helal ediniz” diyebildiniz mi?


Sizinle ağlayıp,sizinle gülen,gözlerinizi- gözlerinden alamadığınız“sevgiliye” elveda dediniz mi?


Mahalle bakkalına,kasabına ve manavına -bir daha asla görüşmeyeceğinizi bile bile- “görüşmek üzere” diyebildiniz mi?


Yıllanmış ev efendi hazretlerinin kapısından çıkarken,şöyle hafif nemli gözlerle geriye bakıp,onlarca yılınızı bir film şeridi gibi gözünüzün önünden geçirdiniz mi hiç?
“Gitmek” herkes için büyülü bir şifre olsa da,alıştığınız bir bütün hayata, “ sessizce elveda” deyip,meçhule doğru, çekip gittiniz mi hiç? 


Her kımıldanışta bir başka acı veren”hasret mızrağı”, bağrınızı bir aşağı, bir yukarı zorladı mı hiç?


İzlediğiniz o masum filmdeki kucaklaşma sahnesi, size o mızrağın varlığını hatırlatsa da,el ele tutuşan her sevgili,gerçekte size ne kadar yanlız olduğunuzu anlatsa da,-uzaklardan da olsa- anılara dair alınan  bir küçük haberin verdiği mutluluktur, sizi ayakta tutan.
Ayrılık, kor gibi düşmüştür artık “yanlız gönüllere”.


Anlarsın,anlatamazsın,ağlarsın! Yabanıl,tabansız ruhunu çekip çıkaramazsın.
Bu yükü yükleyecek başka bir sırt yoktur artık,kendi sırtınızdan başka.


Şu mübarek günlerde,içinde ayrılığın acısını ve yüreğinde “hasret mızrağını” hisseden tüm okurlara, hayırlı bir Ramazan ayı geçirmelerini dilerim.


 Bu yazı, her özleyişte sızlayan tüm yüreklere ithaf edilmiştir.


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here