Sorunları çözmede arayışlar (I)

Sorunları çözmede arayışlar (I)

0
PAYLAŞ
İsmail Bayer
İsmail Bayer
İSMAİL BAYER –  Çalışma yaşamında sorunlar, uyuşmazlıklar her geçen gün artıyor. İş Mahkemeleri’nin sayısı artıyor. Davaların sonuçlanması ise çok uzun bir zaman dilimini alıyor. İş davalarına bakan, Yargıtay’da da daire sayısı arttı. Biriken dosyalar, hak arayanların uzayan bekleyişleri. Ve çözüm yolu arayışları.
Halk arasında yerleşen bir deyim vardır. Boşanma davasından, miras davasına, alacak davasından ceza davasına, kızan taraf, kızdığı tarafa şöyle der ekseriyetle. “Seni mahkemeler de sürüm sürüm süründüreceğim.”
Bu olgunun söylenmesine gerek olmadan, işçilerin alacak ve işten çıkarılma gibi uyuşmazlıklar da açtıkları davalarda ise durum. Konumlarının bu noktaya geldiği, en yetkililerce bile kabul edilen bir gerçeklik olarak, ne yazık ki gündemde.
İstinaf Mahkemeleri kuruldu. İş mahkemelerinin kararlarına itiraz halinde, artık Yargıtay yerine İstinaf Mahkemeleri bakacak. Bu amaçla Bölge Adliyesi Mahkemeleri kuruldu. Göreve başladı. Yargıtay’ın iş yükü azalıyor.
Şahin Çil, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nde yıllarca tetkik hakimliği yaptı. Bilgi birikimi ve deneyimlerini, bu alanda bir çok kitabına aktardı. Şimdi, Ankara Adliyesi Mahkemeleri’nde 7. Hukuk Dairesi Başkanı. “İş Yargısında Kanun Yolu” başlıklı sunumunu gerçekleştirirken, yaşananları ve deneyimlerini aktardı. Yeni oluşum süreci ve bu süreç de yaşananlar, yeni yapılanmayı, içtihad oluşturma konusunda ki gelişmeleri, işbirliğini ve yeni mahkemelerin görevlerini ayrıntılı bir şekilde açıkladı. Her zaman ki akıcı uslubü ile yaşamı solumanın verdiği bir birikimle, sorunları çözme konusunda olumlu çabaları, yaşanan sıkıntıları aktardı. Daha alınması gereken çok yol var. Yargıtay’ın bu durumda ki konumu, İş Mahkemeleri kararlarına itiraz da, bu iki ayrı yargı kurumunu değerlendirdi.
Geçtiğimiz cuma günü, Galatasaray Üniversitesi’n de yapılan bu sunum, akademisyenler, yargı mensupları, avukatlar ve izleyiciler tarafından ilgi ile izlendiği gibi, sorular, yanıtlar ve değerlendirmeler yapıldı.
Galatasaray Üniversitesi ile İstanbul Barosu’nun ortaklaşa düzenlediği, gelenekselleşen yıllık haziran topkantılarının, 21.si gerçekleştirildi. İki gün boyunca, “İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukukuna İlişkin Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlığı altında gerçekleştirilen, 2017 toplantısında farklı bir program yaplımıştı. Sorunlar ve çözüm yolları yerine, bu kez çözüm yolları tartışıldı. Çalışma yaşamının sorunlarının çözümünde, yargıda ki uzamalar ve yaşanan sıkıntılar dikkate alınarak, çözüm yollarında yapılan ve yapılacak değişiklikler değerlendirildi.
İlk gün, İstanbul Barosu Başkanı Avukat Mehmet Durakoğlu, Galatasaray Üniversitesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Başkanı, Prof.Dr.Murat Engin’in ve İstanbul Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Komisyonu Başkanı Avukat Hasan Erdem’in açış konuşmaları ile başladı.
Yargıtay 10.HD.Başkanı Halil Özdemir’in ilk oturumun Başkanlığı’nı yaptığında, Şahin Çil’in sunumu ile bu yılın toplantısının yoğun bir katılım ve izlenme ile gerçekleşeceği anlaşılmıştı. İki gün boyunca, sabah 9.30 dan akşam 18.oo’e kadar, salonun doluluğu bunu zaten göstermiş oldu.
İlk günün 2.Oturumu, öğleden sonra gerçekleştirildi ve bu oturumu da, Yargıtay 9.HD Başkanı Mehmet Çamur yönetti. İlk sunumu da, Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanı Hakan Öztatar, “Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yolu Olarak Arabuluculuk” başlıklı sunumu ile yaptı. Getirilen sistem ile TBMM’ne sevkedilen ve salı günü komisyonda görüşülmeğe başlanacak, İş Mahkemeleri ile ilgili yasal düzenleme değişikliği ile getirlmek istenen iş davaları öncesi, “Zorunlu Arabuluculk” kurumunu ve yararlarını anlattı. Diğer ülke uygulamalarında ki örneklerin de dikkate alındığını belirtti. Anlatımı ile çizdiği penbe tablo sonucu, uyuşmazlıkların bu aşamada çözümlenebileceği ve yargıya çok uyuşmazlıkların intikal ettirilmeyeceğini belirtti.
Yoğun bir oturumdu. İkinci olarak, Prof.Dr.Talat Canbolat, “İş Yargısında Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlıklı sunumunu yaptı. Uzun zamandır tartışılan, bu değişiklik tasarısı taslağı üzerinde yapılan çalışmaların süreci hakkında bilgi verdi. İnternet ortamında tartışmaya açılan tasarı taslağının, taslak haline dönüşmesinde, bir çok değişikliklerin olduğunu belirtti. Bu süreç de, Komisyon’da da görev alan Prof.Dr.Canbolat, bazı önerilerinin son Tasarı da yer almadığını da belirtti. Konunun sadece avukatlara bırakılmasının eksikliğini altını çizerek, Çalışma Ekonomisi Bölümü mezunları ile Bakanlığın İş Müfettişleri’nin (emekli ve ayrılanlarının) arabulcular içinde olmasının önemine dikkat çekti ve bu eksikliğin giderilmesini önerdi.
Sisteme eleştirel bir bakış da getirdiği gibi, sistemin düzeltmelerle gerçekleşmesi halinde yararlı olabileceğini belirtti. Sistemi toptan reddetmenin, bu gün yaşanan sıkıntıların daha da artmasına yol açacağını da belirtti.
İlk günün, ikinci oturumunun son konuşmacısı ise Prof.Dr. Gülsevil Alpagut, tasarıya karşı eleştirilerini örnekler vererek, sistemin hukuk açısından sakıncalarını belirtti. Daha önce, tasarı taslağının, Milli Komite’nin toplantısında da, sosyal tarafların katılımı ile geniş bir çerçevede ele alındığını, tartışıldığını, bunun TİSK tarafından kitap haline de getirildiğini belirterek, eleştirilerin dikkate alınmış olduğunu belirtti.
Prof. Alpagut’un sunumunda, altını çizdiği sakıncaları aktarırken kullandığı dil ve örneklerin, yoğun alkışlarla karşılanması, hukuk ağırlıklı izleyicilerin büyük çoğunluğunun, getirilmek istenen sisteme ilişkin, yapılan eleştirilere katıldığı sonucunu doğuruyordu.
Bu sunumların yapıldığı süreçde, daha önce ki yıllarda işçi ve işveren sendikalarının, konfederasyonların, yönetiminden, uzmanlarından, avukatlarından yoğun katılımlar olurdu. Bu kez, işçi sendika ve konfederasyonlarının avukatlarından çok sınırlı sayıda (onlar da Baro komiyonu’n da), bir kaç kişinin katılması dikkat çekiyordu.
Sosyal tarafların, bu konularda ki sessizlikleri, bu tür toplantılara, değil tartışmacı, dinleyici bile göndermemeleri, yapılan değerlendirmeleri önemsemedikleri sonucuna elbette bizi götürmez. Ancak bu durumu, bir kabullenme ve destek verme olarak nitelemek de, yanlış bir değerlendirme olacaktır.
O zaman bu ilgisizlik neden?
İlk günün bu ikinci oturmunun sunumlarından sonra, tartışma ve değerlendirme bölümünde ki, yoğun sorular, eleştiriler ve değerlendirmeler, konun ne kadar güncel ve önemli olduğunu göstermenin ötesinde, yapılmak istenen sistem değişikliğine yönelik eleştirileri içermesi, çok önemli bir durum saptamasıydı.
Bu tartışma bölümü, akşam sınırını da geçecek gibi görünüyordu ki, Oturum Başkanı, Yargıtay 9.Hukuk Dairesi Başkanı’nın yerinde müdahaleleri ve zamanı dikkate alarak sonlandırmak istemesi, burada tartışmalara nokta konulmasını sağladı. Ama, bu tartışma bitmeyecek gibi göröiyor.
Bu tartışmalardan kısa bir değerlendirme ile ikinci günün çalışmalarını, devam yazımızda ele almak üzere, burada noktayı, şimdilik geçici olarak koyalım.
_______________________
Ankara. 6 Haziran 2017. Salı.  ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK