Sosyal Ötenazi

Suistimallerin önlenmesi için sağlıktan yapılan sağlıksız bir tasarruf…  Cezası ölüm… Yasaklayan; Kifayetsiz Muktedir…


Aynı mantalite, bir müddet önce de ilaç paralarının ödenmesini zora koşup, engelleyen prosedürleri yürürlüğe sokarak, devlet adına el koymuştu garibanın tedavi olma hakkına… Fakir fukaranın tedavi masraflarının getirdiği yük azalsın diye aciz nüfusun yaşatılmayarak yokolmasını istemenin dolaylı yoludur bu… Bu karar,  bakmaya yetişemeyeceği fakir nüfus için biçilen bir kalem kırma kararıdır… Bu kadar ezilerek yaşamaktansa, öl demektir halkın dörtte birine… Ama aynı zihniyet, çoğalma teşviği de vermektedir yandaş kesimine…


Bu ülkede sosyal güvence sistemine fon tedarik edemeyenler, toplam vergi kaçağı miktarının % 70 inin kaynağını teşkil eden topu topu 70 kişiden vergi alamayanlardır…


Sadece mevcut değil, gelmiş geçmiş hiçbir iktidar buna muktedir olamadı…


Fakir halkına yaşama hakkını tanımayanlar,  devleti 40 milyar dolar dolandıran 20 hortumcunun cebimizden çaldıklarını geri alamayan kifayetsizlerdir…


Ama bu yapamadıklarından dolayı, fakir hastaları ölüme mahkum edebilecek bir kararı çok usta bir beceriklilikle ve vicdanları sızlamadan alabilirler… Vur abalıya… Açlık sınırı sınıfı yanında, yaşama özgürlüğü bile olamayan bir sınıf yaratmaktır bu…


80- 800 YTL tutabilecek bir MR veya tomografi çekimi için, hesapta sosyal güvencesi olan güvencesiz insanımız adına ancak 80 kuruş ödeme yapacaklarını dalga geçer gibi açıklamaktan utanmıyorlar… Zaten olmayan sağlık sosyalizasyonunu iyice gömüyorlar karanlığa… En temel insan hakkı yaşamaktır… Parasızlıktan dolayı yaşama hakkı bile bırakılmayan bir halkın, insan hakkı olur mu? 


Dünyanın diğer üçüncü dünya ülkelerinde bile büyük tepkilere neden olabilecek bu skandal uygulama, nedense muktedir basında yeterince tepkisel bir haber değeri bile bulamadı… Sıradan bir haber gibi objektif verildi… Hatta bu ekonomik önlem ! makro bakış kapasitesi ya da tepkisel olma güdüsü kısırlaştırılmış güdümlü Medya mercii tarafından, Maliye’ye de hak veren biçimde değerlendirildi… Oysa velinimeti olan halka hitabeden belli bir mevkiyi taşıma sorumluluğunda hissedenler, halkın yanında olup, kurunun yanında yaşın yanmaması için, mevcut kaynakların geliştirilmesine, sistemin suistimallerden arındırılarak işlerliğine yönelik öneriler getirebilirlerdi köşe yazılarında… Ya da en azından suistimallerin önlenmesi için Batı ülkelerinden örnek alınabilecek basit sistemlerin uygulanması önerilebilirdi… Beyinlerinin bu kadar çalıştığını bilmek için beyin tomografilerine gerek yok… Birileri bir şeyleri suistimal ediyor diye, suistimal etmeyen çoğunluğu infaz etmeye hakkı olabilir mi, ülkesine refah vaadedenlerin?  Bir pilotun , uçaktan atmak istediği bir terörist için uçağın kapısını açması gibi bir şeydir bu… Ya da aralarına karışan kurtları temizlemek için bütün koyun sürüsünün taranmasıdır bunun adı… Hem de bireysel suistimallerinin henüz hesabını verememişler tarafından… Burda suitimaller bahane… Asıl sebep, sineğin kanadından çıkarılacak yağlarla birilerine helva yapmak, lüplemeleri için…


Bu karar bir kara lekedir bir ülke için… Bu karar duyarsızlaşan insan vicdanının ötenazi kararıdır resmi ellerce alınan…


Suistimalleri önlemek için sağlık harcamalarından tasarruf yapan mantalite kendi suistimallerinden tasarruf yapsaydı, elde edilecek fon ile halkının bir bölümü sağlıklı yaşardı… Bu kararın ne farkı vardır, eğitim harcamalarından tasarruf yapmak için okulları kapatmaktan… Burda da kapatılan fakirin yaşam ünitesi…


Oysa ülke virüsü hortumcular, onların işbirlikçileri, bu kararın alınma mecrasının mensupları ve de maddenin çekiciliğine bu kararı savunabilecek kadar kapılmış olan köşe dönücü köşe yazarları, başları ağrısa ABD’ye giderler tedavi olmak için… Çocuklarını yurtdışlarında doğurturlar maliyetine bakmadan… Millete vekalet edenler, Devlet fonundan gider, astronomik harcamalarla tedavi olurlar yurtdışında… Ama 80 yaşında felçli bir hastaya fizik tedavi uygulamak için,  SSK sırasında aylarca bekletip, sabahın köründe bizzat hastane kapısında o haliyle kuyruğa sokup liyakat müracaatı ve hakediş müzakeresi yaptırtırlar…


Bir insanın hastalığının teşhis edilmesini engelleme hakkını kendinde bulabilen bir yönetim zihniyetinin, vatandaşına sahip çıktığı söylenebilir mi? Sahip çıkmadıkları, ölüme terkedebilecekleri vatandaşlarının oylarıyla o mevkilerde oturmaktan gocunmazlar mı?


Bu ülkede muktedir duyarsızlığı denilebilecek bir beyin hastalığı var… Ve bu kemirgen hastalığı beyin MR’ı  ile bile teşhis etmek zor… Çünkü bu beyni bulup, tespit etmek için gereken MR ( Muhteris Rant ) maliyeti çok yüksek…


Bu ülke böyle bir maliyeti kaldıramaz…



 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here