Soyer: Çelişki ama AK Parti ile anlaşıyoruz

PAYLAŞ

TAK’ın aktardığı habere göre; Soyer, dönem dönem Türkiye’deki yoldaşlarıyla çelişkiye düştüklerini, bu noktada garip bir dünyada yaşadıklarını belirterek, “Güney’deki AKEL ile tartışıyoruz, ama liberal eğilimli parti ile de çok iyi ilişkiler yürütüyoruz.  CHP ile tartışıyoruz, ama siyasi geleneğimiz farklı olan AK Parti ile gayet olumlu bir diyalog içinde bulunuyoruz” dedi.


Soyer, Girne’de düzenlenen toplantıda, KKTC’de bir dönem yüksek enflasyon ve devalüasyon yaşandığını, bu dönemde mali disiplinin sarsılması ve toplumda yaşanan erozyonun acı faturalarını ödediklerini belirterek, “Muhalefette iken dönemin iktidarıyla siyasi işbirliğine girdik. ‘Biber ağacına arı bile konmaz’ diye bir söz vardır. Acıdan bal çıkmaz. Toplumsal yıkım olduğunda siyasal çıkar sağlamak katkı sağlamaz. Sonuçta mali disiplin gelişti” diye konuştu.


Soyer, 2003 yılında göreve geldiklerinde KKTC bankalarında toplam 1 milyar 500 milyon dolarlık mevduat birikimi olduğunu, bugün bu rakamın 3 milyar 100 milyon dolara ulaştığını kaydederek, bankacılık sektörünü daha açık ve şeffaf hale getirmek için gayret gösterdiklerini dile getirdi.


KKTC’de dış güçlerin de istismar ettiği kara para olgusunun gündeme geldiğini, AB ve ABD’den gelen ilgili uzmanlarla çalışmalar yürüttüklerini aktaran Soyer, bankacılık sektörünün özkaynak ve mali disiplin açısından iyi durumda olduğunu, devletin kara paraya karşı ciddi takibinin olduğunu söyledi.


Başbakan Soyer, casinoların turizmin çeşnisi olması gerektiğini, dünyaya açılamadıkları dönemde bu çeşninin ekonominin kendisi haline döndürülmek istendiğini, bunun bir yararının olmadığının görüldüğünü, yeni bir yasa hazırlığında olduklarını anlattı.


Güney Kıbrıs’ın 2006’da GSMH toplamının 22 milyar dolar olduğunu, ihracatının ithalatının yüzde 10’u, KKTC’de yüzde 13’ü kadar olduğunu aktaran Soyer, bunun ada olmanın getirdiği bir durum olduğunu, bu nedenle Kuzey’in de Güney’in de özellikle hizmet sektörü ile ekonomik gelişme modeline sahip olması gerektiğine işaret etti.


Soyer, enflasyonun 2005’te yüzde 2, YTL’deki dalgalanma nedeniyle 2006’da yüzde 18, 2007’nin ilk ayında ise yüzde 1,9 olduğunu aktardı.


Gelir dağılımının Girne ve Lefkoşe’de 15 bin dolar düzeyinde iken Karpaz, Güzelyurt gibi yerlerde 6-7 bin dolar seviyesinde bulunduğunu dile getiren Soyer, bölgesel dengesizlikleri gidermek için çalışmalar yürüteceklerini söyledi.


Soyer, asgari ücretin 2003’te brüt 303 dolar, 2006’da 610, şimdi 710 dolar olduğunu, özel-kamu çalışanları arasındaki ücret farkını gidermek için ücret artışından çok vergi azaltma yoluna gideceklerini anlattı.


HELLİM PEYNİRİ


Soyer, geçtiğimiz yıl 30 milyon dolarlık hellim ihracatı gerçekleştirdiklerini, ama bunu yaparken 15 milyon dolarlık sübvansiyon uyguladıklarını belirterek, şöyle devam etti: “Bunu ticaret olarak görmüyorum. Bunun en önemli nedeni izolasyonlardır. Ama hükümetimiz birtakım açılımlar yaptı. Örneğin KTHY Gaziantep’e bir hat koydu, böylece Arap ülkelerine girmeye yönelik bir politika uyguladık. Ve şimdi önemli miktarda Arap ülkelerine ürün yolluyoruz. Fakat siyasi pozisyon peşimizden gelmekte. Hemen Kıbrıs Rum tarafı Arap ülkelerine nüfuz etti, hellimin Kıbrıs Rum ürünü olduğunu, isminin de hallumi olduğunu söyledi. Halbuki hellim halumdan gelir. Bu da eski Mısır’da mısır demektir. Bu, Arapçaya hellumi olarak girdi.


Türkiye’de hellim, Rumcada da hallumi diye şekillendi. Orijini Araptır. Bunu Arap ülkelerine izah ettik. Sonuçta hellim ihracatımızın önünü kesmeye çalıştılar. Şimdi Brüksel’de büyük bir kavga devam ediyor. Rum tarafı Brüksel’de hellimin patentini ‘bölgesel ürün’ olarak almaya çalışıyor. Türkçe hellim ifadesi yalnızca Yunanca hallumi diye kullanılabilir diye patent hakkı almaya çalışıyorlar. Biz de bunu Yunanca yazamayacağımız için bizim Avrupa’ya ihracatımızın önünü kesmeye çalışıyorlar. Halbuki bu, bu coğrafyanın kollektif bir ürünü. Dolayısıyla bizim ihracatımızın bu tür siyasal noktalarla ciddi problemi var.”


SU SORUNU   


Soyer, su sorununa ilişkin bir soru üzerine, bir zamanlar Türkiye’den balonla su getirildiğini, şimdi o balonların iskele boğazında, denizin içinde sönmüş bir şekilde durduğunu belirterek, “Demirel helikopterle geldi, sular fışkırtıldı, milyonlarca dolar gitti, sonuç fiyasko” dedi.


Bu konuda birtakım alternatiflerinin bulunduğunu, Türkiye’nin ciddi bir projeyi geliştirmekte olduğunu belirterek, “Bu konuda konuşmayı tercih etmiyorum. Çünkü yıllardır Kıbrıs’ta ‘Türkiye’den su gelecek’ diye o kadar çok konuşuldu ki… Dönemin iktidarları mesela 1998 yılındaki seçimlerde sayın
Denktaş’ın partisinin bütün propagandası ‘su geldi geliyor, borularla, oluklarla akacak’ şeklindeydi ve oylar alındı. Bu konu o kadar çok yalama oldu ki… Ama bilmenizi isterim ki fizibilite çalışmaları devam ediyor. 3-4 yıl sonra belli bir sonuç verebilecek bir konudur” diye konuştu.


Soyer, deniz suyu arıtılmasıyla kullanım suyu sağlama projelerinin bulunduğunu söyledi.
Rum tarafından su ve elektrik almadıklarını, KKTC’nin kullandığı elektiriğin tümünü kendisinin ürettiğini aktaran Soyer, 1974-1994 yılları arasında elektriği Güney’den ücretsiz aldıklarını, daha sonra elektriği kestiklerini, Türkiye’den gelen destekle bir santralı devreye soktuklarını anlattı.


YENİ SANTRALLAR


Soyer, Mart ayında 70 mw’lık bir santral açacaklarını, Girne’de 100 mw’lık bir santralı yap-işlet-devret modeliyle devreye sokacaklarını kaydederek, santralların tümünün fuel-oil ile çalıştığını, daha sonra rüzgar enerjisi alanına gireceklerini ifade etti.


Soyer, halen çalışr durumdaki iki eski santralın 1 kw elektriği üretme maliyetinin 45 kuruş olduğunu, yeni santralların devreye girmesiyle bunların devreden çıkacağını ve yeni santralda maliyetin 7 cent’e düşeceğini söyledi.


Enerji tasarrufu yaptıklarını, halkı elektrik tasarrufu için teşvik ettiklerini kaydeden Soyer, “Elektrik yerine gaz yağı kullanımının artması için lamba suyu dediğimiz gaz yağı ile çalışan sobalar dağıttık. Yakında da tasarruflu lambaları yurttaşa beleş vereceğiz” dedi.


“KKTC BAŞBAKANI” OLARAK ALINAN DAVET


Başbakan Soyer, Almanya’nın bir eyaletinden “KKTC Başbakanı” sıfatıyla aldığı davetin hatırlatılması üzerine, hem kendisinin hem de Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın bu tür uluslararası temas ve ilişkilerde çok dikkatli ve ketum davrandığını, ancak daveti yapanların ısrarla bunu açıklamak istediğini anlatarak, “Bunun üzerine Rum tarafı büyük gürültü ve şamata çıkardı, gerginlik oldu. Çünkü bu ne demektir, Kıbrıs’ta Türk varlığının açığa çıkması demektir” diye konuştu.



Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) olarak 10 yıldır Sosyalist Entarnasyonel’e üye olmaya çalıştığını ve sonunda olduklarını dile getiren Soyer, Avrupa’da sosyalistlerin, yeşillerin, liberallerin yanı sıra muhafazakarların da kendilerini anladığını, desteklediğini söyledi.


Rum tarafının “sahte başbakan”,  “sahte cumhurbaşkanı” söylemini hatırlatan Soyer, “Diğer birçok ülke ‘Siyaseten KKTC’yi tanımıyoruz, ama onlar başbakandır, cumhurbaşkanıdır, çünkü Türk halkının serbest iradesiyle seçilmişlerdir’ diyor. Yani Rum tarafı başını kuma gömüyor” dedi.


Soyer, Cumhurbaşkanlığı forsuyla ilgili bir soru üzerine de, “Cumhurbaşkanı Denktaş, yıllarca ‘Devletler arası görüşürüm’ dedi. Ama sonra ne oldu? Toplum lideri sıfatıyla görüştü. Dolayısıyla biçime değil, içeriğe önem vermeliyiz. Bir Avrupa lideri bizimle görüşecekse, ben normal bir uçakla gidip görüşürüm. Çünkü bu içerikle görüşme, sonra o biçimi de bize getirecek yolları açabilir” diye konuştu.


FUTBOL KARŞILAŞMALARI


KKTC Başbakanı Soyer, mülkiyet sorununun bütünlüklü çözümün bir parçası olduğunu, ama bu sorunun Rum meselesi gibi algılandığını, Güney’de kalan Türkler’in de bu sorunu yaşadığını söyledi.


Uluslar arası futbol karşılaşmalarının KKTC’de de yapılmasını isteğini aktaran Soyer, “En büyük hayalim Fenerbahçe’yi tekrar burada görmek.  Galatasaray’ı, Beşiktaş’ı da burada görmek istiyoruz” dedi.


Soyer, Rum tarafının petrol aramaya yönelik girişimlerinin hatırlatılması üzerine de “Biz adanın bütününün ortağıyız. Bütün yer altı kaynaklarında bizim de hakkımız vardır” görüşünü aktardı.


Yabancı mülkiyetine ilişkin soruya Soyer, KKTC’de arazilerin yüzde 2’sinin yabancılara satıldığını ifade ederek, “Bu insanların buraya gelmesi bizim için iyi bir şey” dedi.


“KIBRIS İKİ HALKIN ORTAK YURDUDUR”  


Başbakan Soyer, bir soru üzerine solun, sosyalist değerlerin temelinde insanın olduğuna inandıklarını, devleti insanın hizmetkarı olarak gördüklerini söyledi.


Güney Kıbrıs’taki AKEL partisinin Kıbrıs’a yaklaşım biçiminin Stalin’in Sovyetler’i çökerten, tek bir halkın diğerlerini hegemonya altına alma politikasına benzediğini ifade eden Soyer, “Zaten sloganları da ‘tek halk, tek ülke, tek parti’ idi. Bu Hitler’de de var. Halbuki Kıbrıs bizim ortak yurdumuzdur, yan yana yaşamak durumundaki iki halkın ortak yurdudur” diye konuştu.


Farklı ulusların demokratik birlikteliğinin altını çizen Soyer, “Dönem dönem Türkiye’deki yoldaşlarımızla da çelişkiye düşüyoruz. Bu noktada garip bir dünyada yaşıyoruz. Güney’deki AKEL ile tartışıyoruz, ama liberal eğilimli parti ile de çok iyi ilişkiler yürütüyoruz. CHP ile tartışıyoruz, ama siyasi geleneğimiz farklı olan AK Parti ile gayet olumlu bir diyalog içinde bulunuyoruz” dedi. 

CEVAP VER