Stratejik Derin(lik)sizlik…

Mizaç, karakter, yaradılış, yetişme tarzı, eğitim, görgü, bilgi ve siyaset deneyimi açısından birbirlerine hiç benzemeyen sayın Erdoğan ve Davutoğlu’nun, bazen birbirine tamamlayan ve bazen “paralel”leşen meydan konuşmalarını günlerdir dinliyoruz.
Bazen “ters köşe” oldukları zamanları yaşadık.
Ama aynı hedefe kilitlendikleri kesin.
İktidarı sürdürmek, seçimlerden 330 ve üstü milletvekilini TBMM’ye taşıyabilmek tek gayeleri.
Sonuç: “Anayasa” değişikliği. ..
Benim tahminim, AKP ister 330 veya ister bu rakamın altında milletvekili ile dördüncü kez iktidara gelirse, 2023yılına nasıl ulaşacağını planlayarak zamanı geçirecek.
Yerel hizmetlere hız verecek.
Başlanan büyük projeleri cilalayarak halka gösterecek.
Ama ekonomide ve dış politikada bir milim iyileştirme çabası gösteremeyecek.
İki ana eksen üzerindeki politikalardan en önemlisi dış ilişkiler. Önce tabii ki yakın ve çevre ülkeler.
Önce bu alana göz atalım.
Stratejik Derinlik kitabının müellifi Prof. Dr. Davutoğlu Ahmet, Dışişleri Bakanlığı koltuğunu işgal ettiği dönem içinde, dış siyasetimiz dip yaptı.
Davutoğlu “Komşularımızla sıfır sorun” dedi.
Gerçekten sıfırı gördük.
Hatta fazlasıyla gördük.
Davutoğlu’nun izlediği politikalar nedeniyle sorunlar tavan yaptı.
Yani yakın komşularımızla olan ilişkileri yüzde 100 sorunlu hale getirmeyi becerdi sayın Davutoğlu.
Amerika ile papaz olduk.
Avrupa, artık bizim umurumuzda değil.
Avrupa Birliği tarafından bakılınca onlara göre, “Türkiye uzak komşu” sınıfında debelensin dursun…
Asya ve uzak doğudaki ülkelerin yönetimlerle ilişkimiz renksiz.
Müslüman ülkelerde iyiyiz yani.
Kimilerinde deprem olunca yardım ediyoruz.
Deprem olmayan ülkelerde de cami inşaa ediyoruz.
Dış politika alanında aldığımız mesafe, cumhuriyet döneminin en kötü dönemi olarak tarihe geçecek seiyede.
Bu işi tarihçilere bırakalım. Onlar önce “Stratejik Derinlik” adlı kitaba gözatsınlar yeter.
Fazla araştırma yapmalarına gerek yok.

Önümüzdeki ikinci sorun ise ekonomi.
Bu alanda geleceğe yönelik iyimser olmak için elimizde olumlu hiçbir veri yok. İşaret de yok.
Derviş dönemi programları bitti. Yeni bir program ve proje ele alınmış değil.
Gayri safi milli gelir açısından devamlı geriye gidiş var.
Dış ticaret ortada.
Enflasyon ve faiz kıskacına berdevam.
2015-2019 yılları herkes için zor yıllar olacak.
Ah şu anayasa değişikliği sihirli değnek olsaydı da kapkara tablolar çizmek zorunda kalmasaydık.
Şu yeni ve ilk sivil Anayasayı “başkanlık sistemi” tartışmaları dışında tutup geçtiğimiz yıllarda çıkarsak ve yürürlüğe koysaydın ne iyi olurdu.
Ama olmadı.
“Önümüze bakalım” diyeceğim ama…
İleriye bakınca hiçbir şey görülmüyor ki…
Sadece Aksaray…
“Aksaray’a, Aksaray’a bir ikiiii.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.