“ŞU SAZIMA BİR DÜZEN VER, TELLER DE MURADIN ALSIN”

SEDAT YILDIRIM SARICI – Bağlamayı hakettiği gibi tanımlayabilmemiz ve tanıtabilmemiz için önümüzde “uzun ince bir yol” var. “Bilmiyorum ne haldayım” da tam da bizim hallarımızı anlatır. Hallarımızı yazının sonuna bırakıp, bağlamayı uluslararası sertifika (Grade) sistemine bağlamaya çalışacağız ama önce bir sazımıza hakkını teslim edelim.

Şu koca dünyada hemi çalıp, hemi söyleyebileceğin, beste yapıp türkü yakarken sana yarenlik edebilen sadece 3 çalgı var. Bunlar gitar, piyano ve bağlamadır.

TRT sanatçısı Tuğba Ger, Yaren’le

Ud (Kuzey Afrika’dan Orta Doğu’ya) ve akordeon da (Kafkaslar’dan Güney Amerika’ya) besteleme ve şarkıya eşlik için çok uygun çalgılar ama tek başına müziksel ifade bahsinde ille de gitar, piyano ve bağlama kalplere kazınmıştır.

Piyano ele avuca ve de kucağa sığamayıp, hantallığıyla birlikte biraz da soğuk durduğundan, geriye gitar ve bağlama kalır bağrımıza basılacak “sesimizi sesine katıp, gizli sırlarımızı aşikar etmeyecek”.

Çorum Hüseyindede’de bulunan Hitit arkeolojik kalıntılarda bulunup M.Ö. 15. yüzyıldan kaldığı belirlenen vazolarda resmedilen sazın, Orta Asya’ya da uzanan 3500 yıllık tarihsel derinliği var. Müziksel diliyle beraber kültürel bir seslenişin de simgesi olmuş, binlerce ozanın milyonlarca ölümsüz mısrasına tercümanlık da yapmıştır. Öyle ki, bir inanışın, felsefenin bazen de başkaldırışın ifadesini üstlenmiş, rehberliğiyle “Telli Kur’an” diye de anılmıştır.

Özay Gönlüm ve Yaren

Kopuz’la başlayıp tar ve bağlamayı doğuran yolculuk, bugün cura, kısa saplı, uzun saplı (Divan Sazı), bas bağlama, üç saplı (Yaren – Özay Gönlüm), bağlama saplı gitar gövdeli (Di-Tar – Ahmet Aslan) ve elektro aksamlı gibi modelleriyle çok geniş bir aile oluşturmuştur.

Halk Müziği’mizin baş çalgısı olmakla birlikte senfonik çalışmalardan caza, popdan rock’a, belgesellerden film müziklerine hemen her türlü müziksel alanda varlığını kanıtlamıştır. Tezene (mızrap – pena) ile çalma tekniğinin yanı sıra şelpe (parmakla perdelere vurarak çalma) tekniğiyle ritmik ve armonik olarak farklı boyutlarda egemenlik kurmuştur.

Di-Tar ve Ahmet Aslan

Bütün bunlara rağmen çok yazık ki, bağlama üzerinde “ülkesel ölçekte” ortak bir öğretim metodunu kuramamışız. Akademik eğitim kurumlarımızdaki öğrenim çalışmalarından binlerce özel dershanedeki milyonlarca bağlama öğrencimize çok geniş bir alandan söz ediyoruz. Yine de, öğretmen ve öğrencilerimizi yönlendirebilecek, ortak bir eğitim sistemi ilkeleri ve kriterleri doğrultusunda eğitim sürecini aşamalandıracak bir yöntem oluşturamamış durumdayız. Musa Eroğlu üstadımızın, doğru dürüst bir tek bağlama metodunun olmayışıyla ilgili sitemi de Youtube üzerinde kayıtlı durumdadır.

GRADE SINAVLARI 

Ülkelerarası ölçekte” ise durum özetle şöyle. Akademik denklik sağlayan “Grade” -Seviye Belirleme sınav sistemi Türkiye’nin de içinde olduğu 93 ülkede geçerli hale geldi. Associated Board of the Royal Schools of Music yani Britanya – Kraliyet Müzik Okulları, İşbirliği Kurulu adlı kurum bu işi 1889’dan (131 yıldır) beri yürütüyor.

Sadece bu kurum da değil, Trinity College LondonRockshool, London College of Music, Victoria College of Music and Drama, The National College of Music  gibi bu tür sertifika sistemini yürüten farklı kurumlar da var. Bu kurumların en eskisi olan (1887) Trinity College London her yıl 850,000’in üzerinde öğrenciye Grade sınavları hizmeti sunuyor.

Sınavlarda klasik, akustik, elektrikli, bas gitar, piyano, org, keman, viyola, viyolonsel, kontrbas, flüt, klarnet, davul (bateri seti ve percussion), trompet, büyülü, saksafon, kornet, trombon, tuba, obua benzeri bir çok enstrümanın ve ayrıca müzik teorisi sınavları düzenleniyor ama aralarında bağlama yok. Yurdumuzda da bağlama dışındaki diğer enstrümanların Grade sınavları İngiltere merkezli 3 farklı kurumla koordineli bir çok özel dershanede yürütülüyor.

BU SERTİFİKALAR BİR İŞİMİZE YARAR MI? 

Elbette. Çocuklarımız, üniversite, lise ve ortaokullara kabul aşamalarında fazladan krediye sahip oluyorlar.

Grade sınavları 8 aşamadan oluşuyor ama bir de “initial” adlı hazırlık amaçlı “ilk” sınav var. London College of Music gibi bazı kurumlar bu hazırlığı da üç aşamada gerçekleştiriyor. İki adım (Step) sonra, hazırlık (initial) ardından 8 Grade derken 11 ayrı seviyeyi belirleyen sertifika elde edilmiş olunuyor. Bu sertifikaların Grade 4’e kadar olanları çok etkili değilse de, Grade 5 iyi bir ortaokula kabul aşamasında öğrenciye burs kazandırabiliyor. Grade 5 ve üstü liseye ve üniversiteye kabul aşamalarında ciddi katkı sağlayabiliyor.

Sonuç olarak; “bizim çocuk sazını canavar gibi çalıyor” gibi “kendinden menkul” bir seviye iddiası yerine mesleki uzmanlığı yetkili kurumlarca onaylanmış bir heyetin, kriterleri önceden belirlenmiş bir sistemde hangi aşamaya denk düştüğü tescil edilmiş oluyor. Böylelikle mesleki uzmanlığı kanıtlanmış kurullardan alınmış sertifikalar sanatsal alanlarda özel dersler veren bütün özel kurumlara da saygınlık kazandırmış oluyor.

Bir başka yararı da, kendi kendine bir enstrümanı öğrenen veya özel ders alan öğrencilere akademik denklik kazandırmasıdır. Köyünde, kasabasında kapanıp bir enstrüman üzerinde güzel bir gelişme kaydedebilen gençler, gerekli nota okuma ve teorik bilgileri de edinip Grade sınavını geçtiklerinde sertifika elde edebiliyorlar. Sanki köyümüzden, uluslararası denkliği olan müzik akademisi diploması almış gibi oluyoruz.

Böylelikle sazımız hakettiği saygınlığa ulaşacağı gibi, eğitim sistemimizin evrensel düzeyde yeterliliği de yükselmiş oluyor.

Bu konuda bilgi almak üzere Londra’da bir çok okulda bağlama eğitmeni olarak çalışmış, The School of Oriental and African Studies (SOAS) University of London’da “Anatolian Collective” topluluğuyla birlikte bağlamayı tanıtıcı konserler vermiş Hüseyin Kaplan hocamızı aradım. Bağlamanın Grade sertifika sistemine dahil edilebilmesi için bir kaç yıl önce çalışmaya başladıklarını, yakında Londra’ya gelecek İstanbul Teknik Üniversitesi – Dr. Erol Üçer Müzik İleri Araştırmalar Merkezi (MİAM)’da araştırma görevlisi olarak çalışmış, bağlama icrası ve şelpe tekniği üzerine doktora eğitimini tamamlamış Dr. Ahmet Ozan Baysal ile bu çalışmalarına devam edeceklerini anlattı.

Ozan Baysal

Hemen Dr. Ahmet Ozan Baysal ile irtibat kurdum. “Sosyokültürel Kimliğin Korunması, Sosyal Bütünleşme Süreci ve Kültürlerarası Etkileşim Açısından Birleşik Krallık’ta Bağlama Eğitimi” konularında SOAS University of London’da misafir öğretim görevlisi olarak (visiting scholar) araştırmalar yapmak üzere Londra’ya geleceğini açıkladı. Araştırmaları dahilinde, bağlama eğitimi sunan kurumlara aktif gözlemci olarak katılıp bağlamanın sosyo-kültürel uyum ve bütünleşme çabalarına katkılarının değerlendirileceğini söyledi. Bu bağlamda bağlamanın Grade sistemine göre müfredat, repertuar tespiti ve teorik açıklamalar için de heyecanla katkıda bulunmaya hazır olduğunu belirtti.

MÜFREDAT VE REPERTUAR OLUŞTURMA

Grade sınavlarındaki aşamalara uygun eser seçimi ve her aşamaya uygun müziksel nazariyat (teori) bilgisini ölçebilecek soruların hazırlanmasında elbette deneyimli hocalarımıza ihtiyacımız var. Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Erol Parlak böyle bir müfredat ve repertuar belirlenmesinde en başta danışılması gereken hocalarımızdandır. Araştırma, inceleme ve deneyimleriyle Şelpe tekniğini öğreten 4 ayrı kitabın yazarı üstadımızın Grade sertifika çalışmalarına öncülüğü yurdumuza ve bağlamaya çok şey kazandıracaktır. Bu amaca yönelik akademik destek, devlet resmiyeti ve güvencesi uluslararası kurumsal denklik tanınmasında kritik derecede önemlidir.

Prof. Dr. Erol Parlak

Arif Sağ ve Erdal Erzincan hocalarımız, albüm kayıtları ve engin repertuar hakimiyetleriyle yürüttükleri eğitmenlik çalışmalarının yanı sıra MESAM – Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği’ndeki yöneticilikleri sebebiyle çok geniş bir mesleki çevreye sahipler. Böylesine geniş olanakların birleşiminden doğabilecek repertuar ve teorik bilgi birikimiyle oluşturulacak müfredatla birlikte sınav heyetlerinin oluşturulması gibi konulardaki destekleri de büyük gedikleri kapatır.

Arif Sağ Trio

Ağustos ayında yapmış olduğumuz Erkan Oğur & İsmail Demircioğlu söyleşiyle açılacağının müjdesini verdiğimiz Erkan Oğur Müzik Okulu’nun açıldığını duyurmuş olayım. Binlerce yıllık birikimi önümüze seren, geleneksel müziğimizin ölümsüz makamlarını doğaçlamalarıyla geleceğe taşıyan, perdesiz gitarı keşfedip, kopuzu yeniden zenginliğimize ekleyen Erkan Oğur hocamızın böyle bir çalışmadaki teorik ve pratik katkılarını tanımlamak ve saymak beni aşar.

Bu arada konunun önemi ve resmiyeti nedeniyle bu yazımızda mizahla müziği birleştiremedik. Rahmetle ve şükranla andığımız, akordeon sanatçısı Celal Şahin ustamız, bizim yerimize müzikal mizahı tamamlıyor.

N’ideyim, n’ideyim / nerelere gideyim / halimi arzettim / yer gösterin öleyim.  

https://www.youtube.com/watch?v=jp2NVQZ1r6c

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.