Suçlu kim?

PAYLAŞ

Bir suça ya da olumsuz duruma bir ya da birkaç suçlu ararsanız nasılsa bulursunuz. Görünür suçlular ortadadır. Ya görünmez suçlular? Şu suçu şu yarım pabuçlu yarım yamalak adam mı işledi? Bir suçun kaç suçlusu olabilir diye sorana sayılmayacak kadar çok yanıtını versek yanlış olur mu? Dünyaya gelişigüzel bakanlar her olayın altında ancak bir ya da birkaç neden görürler. Gündelik konuşmalarda kendini belli eder bu. Kadın kocasından ne diye ayrılmış? O efendi görünen hain adam bir başka kadını seviyormuş, onun için. Oldu işte, çözümlediniz gitti. Dedikodu için bu tek neden yeterlidir. Çekiştir dur ondan sonra. Gerçeklerin dünyasına girdiğinizde sorunun bu kadar basit olmadığını görürsünüz. Görünür görünmez daha başka nedenler olmalıdır. Örneğin adamı durup dururken başka kadına iten nedir? Bunu anlamak ve açıklayabilmek için nedenler çokluğunda gerilere gitmek gerekir.
Sorun banka memuresi Ayla Şengönül Durduroğlu hanımefendinin iskele amiri Sadık Durduroğlu beyden ayrılması sorunuysa iş kolay, çekin kuyruğunu gitsin. Bu onların sorunudur, bizim bunu burada konu etmemiz bile hoş değildir. Anahtar deliği gözlemciliği bizi bozar. Canı sıkılan kedi kuyruğuyla oynar, canı sıkılan adam da başkalarının sorunlarıyla eğlenir. Bizim canımız sıkılmıyor çünkü çok işimiz var. Sıkılacak vakti bulursak sıkılacağız. Sorunumuz falanca kişinin yaşam biçimi değil bir toplumun yaşam koşullarıdır. Her toplum bireylerinin özyapıları ya da bireylerinin bilinç koşulları çerçevesinde davranır. Birçok toplumbilimcinin belirttiği gibi, toplumsal bilinç bireysel bilinçlerin toplamından daha başka bir şeydir. Gene de bireylerin bilinç koşullarıyla toplumsal bilinç arasında bir bağ olmadığı söylenemez.
Bir toplumda bireylerin bilinç yapıları doğal olarak birbirlerinden çok ayrıdır. İnsan insana hem benzer hem benzemez. Önünü göremeyen adamla üst düzeyde düşünen adam aynı koşullarda katılırlar topluma. Her kişi toplumsal yaşamdan aynı ölçüde sorumludur. Hiç de biryapılı olmayan toplumsal yaşam kendi kişiliğini dönüşümlerle sürdürürken ne yalnızca yetersiz kimselerden ne de yalnızca üst düzeydeki bilinçlerden oluşmuştur: bir de orta düzeyde son derece kargaşık ve oldukça bulanık bilinçler kalabalığı vardır, toplumsal bilincin oluşmasında belki de en büyük katkı onlarındır. Şu maskeliler dünyasında üst düzeyde bilinçli görünen bir birey ortalama bir bilinçle hatta ortalamanın altında bir bilinçle yaşamını sürdürüyor olabilir. Özellikle uygarlaşmada sıkıntılar yaşayan ve bu çerçevede hiç de iyi eğitilmemiş olan insanların dünyasında bilgece ya da aydınca üretimlerin bile yetersizlik belirtileri göstermesi olağandır. Bilinç düzeyi aşağıya doğru indikçe maskeler kalınlaşmaya başlar.
Toplumsal düzeyde yaşanan olumsuzlukların nedenini tek tek bireylerde aramak olası değildir, asıl kaynak orası olsa da. Toplumun tümünü ilgilendiren sorunlarda yeterli ya da yetersiz tüm bireyler yani toplumun kendisi sorumludur. Sorumluluğu yönetici sıfatıyla en önde duran üç kişinin sırtına yıkıp çıkmak olmaz. Onlar sorumluluğun simgeleri olabilirler ancak. Bazı yaygın ve önemli olumsuzluklardan bütün bir toplumu sorumlu ya da suçlu saymak doğru mu? Soruna daha ılımlı bakmak ve ne yapalım bu toplum ancak bu kadarını becerebildi demek daha doğrudur. Suç daha çok bireysel düzeyde geçerlidir. Bireylerin olumlu olumsuz tüm davranışlarında toplumun değerleri alttan alta işler. Toplumsal yapıdan kaynaklanan olumsuzluklara ya da yetersizliklere kişilerin verdiği tepkiler başka başkadır. Haşim Daryelek bir sabah kahvaltı hazırlamayan ve kendisini yekten çüş diyerek aşağılayan karısını kurşuna dizdiyse suçludur. Oysa asıl sorumlu toplumdaki yalan yanlış değerlerdir. Toplumsal bilinç tek tek bilinçlerin toplamından daha başka bir şey de olsa iki tür bilinç arasında bir bağ olmalıdır. Haşim Daryelek karısını kurşuna dizerken aynı anda bir başka semtte tüccardan Selim Gürdal Gürdöl benzer nedenlerle kendisini höst diye aşağılayan karısına öfkelenip evden çıkar. Koşup sevdiği kadının kapısını çalar, “Canım sevgilim bir sabah birlikte kahvaltı edelim diyordun ya, koy bakalım çayları” der. O böylece işi tatlıya bağlamıştır. “Sicilli” hanım öfkesini alamamış olarak evde cam çerçeve temizliğe giriştiği anda “kadro karşılığı” hanım bir sabah olsun sevdiği erkekle baş başa kahvaltı etmenin hazzını yaşar. Toplumsal değerler kişilerin dünyasında başka başka yorumlanır. Her davranışımızda toplumsallığın gücü apaçık bir biçimde olmasa da herhangi bir biçimde kendini ortaya koyar. Ancak toplumsal bilincin üstüne çıkabilenler toplumsal değerler dizgesini eleştirmek gücünü gösterebilirler.

CEVAP VER