‘Suriye’ye savaş iç barışı da bozar’

‘Suriye’ye savaş iç barışı da bozar’

0
PAYLAŞ

Türkiye’nin eski Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz, Türkiye’nin Suriye’ye olası askeri müdahalesini ağır bir dille eleştirdi. “Türkiye’nin demokratikleşen, çağdaşlaşan ve uluslararası sistem içinde yapıcı tavırlarıyla önemli bir ortak olarak görülmesine yol açan algı tüm dünya kamuoyunda hızla değişmekte. Yeni algı çok farklı” diyen “7 Haziran seçimlerinden sonra karşı karşıya kaldığı çaresizlik içinde ülkeyi bir savaşa taraf etme hazırlığı içinde. Üstelik bunun “meşru ve haklı bir davranış olacağı” sözde gerekçelerle kabul ettirilmeye çalışılıyor” dedi.

Eski Büyükelçi şöyle devam etti: “Suriye’nin kuzeyinde bir devlet oluşumuna asla izin verilmeyeceği, dünyanın beş’ten büyük olduğu, meşru müdafaa hakkı doğurmak için Türkiye topraklarına birkaç roket attırılması gibi düşünceler yukarıdaki uluslararası hukuk kuralları ve BM sistemini oluşturan ilke ve prensipleri değiştirmez, Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalesini de haklı ve meşru göstermez. Savaş üzerine bugün dahi güncelliğini yitirmeyen en güçlü kuramsal açıklamalar Carl von Clausewitz (1780-1831) tarafından yapılmıştır.

Clausewitz ilkel şiddet, kin ve düşmanlığı savaşın eğilimlerinden biri olarak tanımlar ve bu eğilimin daha çok halkı ilgilendirdiğini vurgular. Suriye’ye karşı bir müdahale Türkiye halkının bütününü ilgilendirir. Türkiye halkı ise içinde barındırdığı tüm etnik, dini, mezhebi unsurlarıyla bütündür ve Suriye halkının hiçbir unsuruna karşı kin ve düşmanlık duymamaktadır. Dolayısıyla Türkiye Suriye ile savaşa sokulursa, bu savaş Türkiye halkının savaşı olmayacaktır.”

“OLASI SAVAŞ İÇ HUZURU DA BOZAR”

Çeviköz, “Peki kimin savaşı olacaktır?” sorusuna da şöyle yanıt aradı: *Türkiye bir yandan jeopolitik konumunu kendi tanımladığı şartlarda dayatmaya çalışan ve eskiyi özleyen bir aktör olarak görülmekte, bir yandan da farklı değer yargılarının dayatılmasıyla toplumsal dönüşümünün ve evriminin ideolojik biçimde yönlendirildiği düşünülmekte.

Öte yandan ülkede ekonomik gelişme ve büyüme yavaşlıyor, yabancı yatırımlar Türkiye’de hukuk devleti anlayışının giderek aşınmakta olduğu endişesiyle azalıyor ya da artan bir ihtiyatla planlanmaya başlıyor. Ekonominin kendi dinamikleri ve serbest piyasa anlayışı ile işlemesinin önüne çıkarılan siyasi engeller ve yönlendirmeler Türkiye’ye olan bakışın daha da olumsuzlaşmasına yol açıyor. Hem içeride hem dışarıda oluşan algı Türkiye’de artık sadece belli bir zümrenin çıkarlarının gözetilmeye başlandığı, bu çıkarların da geniş kitlelere milliyetçilik güdülerini körükleyecek bir üslupla pazarlandığı şeklinde gelişiyor. Ekonomik ve siyasi kadroların, silahlı kuvvetlerin, istihbarat ve güvenlik organlarının da bu amaca yönelik biçimde hizmet verecek şekilde yapılandırıldığı ya da buna zorlandığı düşünülüyor. Bu algı kaçınılmaz olarak Suriye’ye yapılmak istenen bir müdahalenin söz konusu dar görüşlü çıkar çevrelerinin ve belli bir zümrenin güç ve iktidar hırsının yansıması olduğu düşüncesine yol açıyor.”

“Ülkemizin uluslararası toplum içinde daha fazla ayrıştırılmasına izin verilmemelidir” diyen Çeviköz şöyle devam etti:

“Türkiye halkı 7 Haziran seçimlerinde kendi adına karar verecek temsilcilerini seçerken bu gidişe dur demek için oy kullanmış olduğunu ve bu sonucun da kendi geleceğine en iyi biçimde yansıtılmasını beklediğini açıkça göstermiştir. Suriye’de bir savaş macerası bu bütünlüğü, uyumu ve dengeyi bozacağı gibi, Türkiye’nin kendi toplumsal iç barışını ve huzurunu da bir daha onarılması mümkün olmayacak şekilde olumsuz etkileyecektir.”

BİR CEVAP BIRAK