İSVEÇ’TEN… Uğur Mumcu için

Çocuklar en gelişmiş cinsinden MP3 dinliyor.Benim yaşamıma CD  yeni yeni giriyor.Evde, babadan kalma torbalardolusu teyp  kaseti var.Onlardan  vaz geçmem mümkün değil. Çok  eski olduklarından CD’leri  de yok zaten..

Sabah sabah onlardan  birini   kasetçalara  koydum, evin içinde dolaşarak davudi sesimle eşlik ediyorum:

Doğrusu ben seni pek fazla tanımıyorum
İç güdüsel olarak kendimi savunuyorum
Dolayısıyle bilemiyorum
Dolayısıyle bilemiyorum
Arka sokaklarda neler oluyor
Arka sokaklarda neler oluyor

Çocuklar okula gitti. Eşim işe gitmeye hazırlanıyor. Ben biraz ekabirim,  geç gidiyorum:

Arka sokaklarda  neler oluyor
Arka sokaklarda neler oluyor..

Eşim tam kapıdan çıkmak üzereyken dayanamadı:

“İyi misin sen?”

İşi pişkinliğe vuruyorum:

“Yeni bir yazı yazma hazırlığındayım.”

Böylesi hiç duyulmuş,  görülmüş şey değil…

Kapıyı tam çekerken ardından sesimi  duyurmaya çalıştım:

“İlham bekliyorum,ilham!”

Nasıldı o, Uğur Mumcu’nun, İlhan Selçuk- Hasan Cemal ilişkisini özetleyen tümcesi:

“Herkes ilham bekler, Cemal İlhan bekler..”

Kafamda, Süleyman Demirel ve Ertuğrul Özkök’ün bazı sözleriyle ilgili bir yazı hazırlamayı düşünüyordum.Burnuma, bir yerlerden yine “düğmeye” basıldığı,yeni bir “post modern aayarı” hazırlıklarına girişildiğine ilişkin bazı kokular gelmişti.

Ancak, bilgisayarı  açmak bir türlü gelmiyor içimden…

Biliyorum şimdi açsam,yine  yazılarımı  beğenmeyen  densizin  birinin küfür ve hakaret dolu iletileriyle karşılaşacaktım.Uzun süredir  benim de artık bir “bilgisayar sapığım” var artık.Hiçbir yazımı beğenmiyor. Her yazıdan  sonra hakaret dolu iletiler  yağdırıyor. Çoğunu okumadan siliyorum. Ama yılmak nedir bilmiyor. Her sabah yaptığı ilk iş bu. Klinik bir vaka…

Ama açmak zorundayım bilgisayarı, işim bu.

Açar açmaz da  birden yüreğim  cızz! ediyor.

Bugün Uğur Abinin(Uğur Mumcu) ölüm yıldönümüymüş..

Teypin düğmesine basarak susturuyorum…

Uğur Abi’yi, 1973’ten beri, Yeni Ortam Gazetesi Ankara Bürosu’nda Mustafa Ekmekçi’nin yanında mesleğe çırak olarak başladığım yıllarda  tanıyordum. Bir de onun öncesi var. Yeni Ortam, gazete olmadan önce haftalık dergi olarak çıkıyordu. Orada  Asistan Uğur Mumcu imzasıyla yazılar yazıyordu.

Uğur Abi, bir gün öğle saatlerinde Büroya kısacık saçlarıyla  geldi. 12 Mart sonra, cezaevi  günlerinin ardından askere almışlardı, Patnos’ta “Sakıncalı Piyade” idi..

Bazı günler Yeni Ortam Bürosu ağzına dek dolup taşardı: İlhami Soysal, Emil Galip Sandalcı, Mümtaz Soysal, Sevgi Soysal(Sabuncu) ,Erol Toy ve Oya Baydar   gazetenin yazarları arasındaydı. Genel Yayın Yönetmeni Aydın Engin İstanbul’dan Ankara’ya geldiğinde, büro, ana- baba gününe dönerdi.Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil büronun sürekli konukları arasındaydı…

Uğu Abi’yi en son Meclis Basın Bürosu’ndaki uzun masanın  başında  otururken anımsıyorum. 12 Eylül’ün birkaç ay öncesi. Masanın bir ucunda  o zamanlar Hürriyet Gazetesinde çalışan Cüneyt Arcayürek, diğer ucunda Uğur Mumcu. Milletvekilleri başlarına toplanmış. Uğur Abi, kalın gözlüklerinin ardından sakin sakin onlara  bir şeyler anlatıyor. Cüneyt Abi’nin  kahkahaları koridorları çınlatıyor. Bakmayın Cüneyt Abi’nin öyle akıllı, uslu yazılar yazdığına. Aslında  Kasımpaşalı’lara rahmet okutacak derecede  küfürbazdır. Milletvekillerinin yüzlerine  karşı,  “Abicim, bu gidişle sizin  lidere haşırt!” diyerek el kol işaretleri  yapmaktan sakınmıyordu…

Uğur Abi’yi sonraki yıllarda zaman zaman  televizyonlarda açık oturumlarda izliyordum.

Ölüm haberini aldığımda yine böyle karlı bir gündü.

İsveç’te o yıllarda sadece TRT İNT’i izleyebiliyorduk.

Bir gün, akşam saatlerinde televizyonu açtığımda ekrandan resim  ve yazılar akıtılarak ölüm haberi veriliyordu…

***

Aradan 13 yıl geçmiş…

Daha diğer gazetelere bakmadan,Açık Gazete’nin manşetinde Uğur Abi’nin ölüm yıldönümüyle ilgili haberi okuduktan sonra bugün kendi adıma ne yapabileceğimi düşündüm.

Hemen giyinip  sokağa çıktım. Yolumun üzerindeki ilk çiçekçiden Uğur Mumcu ve sevenleri için üç karanfil aldım..

Taze karlara gürp gürp  basarak,e Uğur Abi’nin  çok sevdiği o 68 kuşağının gençlik şarkısını söyleye söyleye sert adımlarla yürüdüm:

Gün doğru hep uyandık
Siperlere dayandık
Bağımsızlık uğruna da
Al kanlara boyandık

Yolumuz devrim yolu
Gelin kardaşlar gelin
Yurdumuza yanki dolmuş
Vurun kardaşlar vurun…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.