İSVEÇ'TEN… Yolsuzluklarda Mona Sahlin ölçütü…

İsveç' te, hemen bütün parti liderlerinin uymaya özen gösterdikleri etik bir kural var: Liderler, iki veya üç dönem yaptıktan sonra, kendi  istençleriyle yerlerini parti içindeki diğer kadrolara bırakıyorlar. Kendileri de, "artık benim işim bitti!" diyerek bir kenara çekilip oturmuyorlar. Politikadaki etkinliklerini milletvekili, bakan veya büyükelçi olarak sürdürüyorlar. Daha önce başbakanlık ve parti liderliği yapmış olmalarına karşın, partideki yeni liderin buyruğunda görev yapmayı yüksünmüyorlar. Sosyal Demokrat Parti lideri İngvar Karlson, başbakanlıktan ayrıldıktan sonra, sıradan bir bakan olarak hükümette görev aldı. Sağcı partinin eski  lideri ve Başbakanı Carl Bild, daha sonra büyükelçilik yaptı; şu anda da sağcı  koalisyonun Dışışleri Bakanlığı görevini yürütüyor.

İsveç sosyal hareketinin mimarlarından Tage Erlander ve Olof Palme'nin yakın çalışma arkadaşlarından İngvar Karlsson, iki dönem başbakanlık ve parti liderliği yaptıktan sonra, görevi bırakmaya karar verdi. Yerine geçecek en şanslı aday kendisi gibi parti gençlik örgütünden yetişmiş, kadın başbakan yardımcısı Mona Sahlin'di. Sosyal demokrat parti liderliğine seçilmesine kesin gözüyle bakılan Mona Sahlin'in siyasetteki geleceği,1995 yılında yaşadığı şanssız bir olayla karardı. O sıralar başbakan yardımcısı olan Mona Sahlin, kendisine bakanlık göreviyle ilgili harcamalarda kullanılmak  üzere verilen banka kredi kartıyla 200 Kronluk (Yaklaşık 40 YTL)  özel alış veriş yapmıştı.Daha sonra, parayı geri yerine koymasına karşın, yakasını denetim çarklarından kurtaramadı. Devlete ait kredi kartıyla yaptığı özel alış- veriş kayıtlara geçmişti. Bir anda kıyamet koptu. Vergi dairesi, kimseden uyarı beklemeden kendiliğinden harekete geçti. Başbakan Yardımcısı Mona Sahlin'in  bütün banka hesapları didik didik incelendi. O parayla, ne satın alındığı da merak edildi. Bir alış-veriş merkezinde dolaşırken birden canı çikolata çeken  Mona Sahlin, yanında özel kredi kartının bulunmadığını fark edince çikolotayı devletin kredi kartını kullanarak Toblerone marka bir çikolata satın almıştı. Ancak, özel kredi kartının yanında bulunmaması mazeret değildi. Devletin, usulsuz harcanan 200 Kronunu ile 200 milyonu arasında bir fark yoktu. Olayın basına yansımasından sonra, Mona Sahlin, olayın üzerini örtmeye, konuyu pişkin bir tavırla geçiştirmeye çalışmadı. Halkın önüne çıktı, büyük bir yanlış yaptığını itiraf etti. İsveç halkından özür dileyerek başbakan yardımcılığı görevinden istifa etti. Daha sonra yapılan Sosyal Demokrat Parti kurultayında da genel başkanlığa aday olmadı. Yerine Göran Persson seçildi.

Bu olay, Mona Sahlin'in  politik yaşamındaki 12 yılına maloldu. Gözden düştü, uzun yıllar "Tobleroneci bakan"  adıyla anıldı. Bu olayın belleklerden silinmesi için yıllarca beklemesi gerekti. Nihayet, geçen yıl, mart ayında, Sosyal Demokrat Parti Genel Kuruluna gidilirken, iki dönem Başbakanlık ve parti liderliği yapan Göran Persson, Mona Sahlin'in gecikmiş hakkını teslim etti; onu kendisinden sonraki genel başkanlığa önerdi. Mona Sahlin'in cezasını yeterince çektiğini düşünen partililerin eğilimi de bu yöndeydi. Genel Kurulda, Mona Sahlin  oy çokluğuyla genel başkanlığa getirildi.

İsveç, halen sağcı partiler koalisyonu ile yönetiliyor. Kamuoyu yoklamalarına göre, 2010 yılında yapılacak genel  seçimde Sosyal Demokrat Partinin iktidara gelmesine kesin gözüyle bakılıyor. Bu seçimle birlikte, 120 yıllık Sosyal Demokrat Parti tarihinde  ilk kez bir kadın olarak genel başkanlığa getirilen Mona Sahlin'e, Başbakanlığın yolu da açılacak. Böylece, Mona Sahlin'in, politikanın uzun ince yollarındaki serüveni de mutlu bir sonla noktalanacak. Gökten üç elma düşecek; biri Mona Sahlin'in, biri okuyanların, biri de ders alması gereken politikacıların başına…

alinergis@yahoo.se

Bu yazi, Cumhuriyet Gazetesinin Pazar Yazilari sayfasinda da yayimlandi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.