SİVİL TOPLUMDAN… Kaş yaparken göz çıkarmak

PAYLAŞ

Birleşmiş Milletler Eğitim, Kültür ve Bilim Örgütü (UNESCO) Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan İstanbul için 2004 yılında bir uyarı yaptı ve iki yıllık bir süre tanıdı. Eğer bu süre içinde listede yer alan Tarihi Yarımada’daki kültür mirasının korunması için taahhütler yerine getirilmezse, İstanbul ‘Tehdit Altındaki Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girecek.  2006 Temmuz ayında iki yıllık süre tamamlanmış olacak ve İstanbul’un konumu değerlendirilecek. Dolayısı ile önümüzde çok kritik bir altı ay var. Türkiye’nin imzacıları arasında bulunduğu bir konvansiyon ve kendi başvurusu ile uygulanan bir BM programında İstanbul’un liste dışına atılması, tamiri çok zor bir sonuç yaratabilir. Özetle sorun bu. 

Şimdi bu iki yıllık sürecin kısa bir değerlendirmesini yapalım: UNESCO bu iki yıllık süre içinde ne yapılmasını talep etti? Yaklaşık on yıldır yapılamayan Tarihi Yarımada koruma planlarının tamamlanması, uygulamalardan sorumlu olan bir kurumun oluşturulması, kültür mirası için ayrılan fonların kullandırılması ve mevzuatta düzenlemeler ve surlarda olduğu gibi özensiz restorasyon uygulamalarına son verilmesini istedi. Kamu tarafı ne yaptı? 2005 yılında bir çok itirazlara konu olan ve “Tarihi Yarımada Koruma Planı” adı verilen bir çalışmayı onayladı. ‘Müze Kent’ başlığı altında bir belediye şirketi (Bimtaş) içinde görünüşte ilgili kurumların koordinasyonunu sağlamayı amaçlayan bir organ oluşturdu. Kültür mirası için çeşitli mali destek programları geliştirdi, mevzuatta düzenlemeler yaptı. Tarihi Yarımada Planları’nın Koruma Kurulu tarafından onaylanmasından sonra da ‘restorasyon’ adı altında yeni uygulamalara girişti. Bunlar arasında Sulukule’den Çingenelerin atılması, Süleymaniye’de ‘Türk Mahalleleri’ gibi uygulamalar var. Bu gelişmelerden çıkarılacak sonuç şu: İstanbul’un Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan bölgelerinin öngörülen koşullara uygun olarak korunması için karar almak, kaynak ayırmak hatta yüzlerce insana iş vermek yetmiyor. Çünkü bugün tespit edilen sorunlar, dar bir perspektiften kamunun daha çok kaynak ayırması, daha çok uygulama yapması gibi önlemlerle çözülecek sorunlar değil. Tam tersine bugünkü kıstaslar çerçevesinde yapılan bu tür uygulamalar -İstanbul Surları ve Türk Mahalleleri projelerinde görüldüğü gibi- daha çok kaynak israfına ve kültür mirasının daha hızlı tahrip edilmesine yol açıyor. Bu nedenle sorun basit bir restorasyon ya da inşaat işi sorunu değil, kent yönetimlerinin çok kuruluşlu programlar oluşturma, amaçlara uygun kamu işlevlerini yerine getirme konusundaki deneyim eksikliği. Daha da açık söylemek gerekirse karşımızdaki sorun kamu işlevlerinin nesnel koşullara ve programlara bağlanmasını ve yönetimlerin stratejik bir vizyonla hareket etmesini sağlayacak olan profesyonel deneyimlerin eksikliği.

Bu süreçteki önemli bir gelişme ise STK’ların bu sürecin başında İstanbul’un Kültür Mirasını İzleme Komitesi oluşturması. Bu izleme komitesi ilgili kurumlarla yaptığı görüşmelerle, plan ve projelerle ilgili yaptıkları değerlendirme toplantıları ile İstanbul’un bu listede kalması için çaba gösteriyor. İstanbul’un yalnızca Dünya Kültür Mirası Listesi’nden çıkarılmasını engellemeyi değil, aynı zamanda kültür mirasının uluslararası normlara uygun olarak korunmasını, kentlilerin de bu süreçte daha aktif hale gelmesini ve kültür alanında kalıcı gelişmelerin yaratılmasını sağlamayı amaçlayan bu komite, gerek plan ve projelerle ilgili yaptığı değerlendirme toplantıları ile, gerek uluslararası katılımlı atölye çalışmaları ile bu sürece ilişkin beklentilerini ve önerilerini İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne iletti. STK’lar UNESCO ve belediye yetkilileri ile yaptığı değerlendirme toplantılarında kent yönetiminin yükümlü olduğu plan, program ve projeleri çok aktörlü, çok katmanlı, farklı perspektifleri davet edici bir şekilde yönetmesini talep etti. Bu toplantılarda geliştirilen öneriler arasında bölge için yetkilendirilmiş bir yönlendirici kurul oluşturulması, profesyonel hizmet alımlarında kamu AB müktesebatına göre hareket edilmesi, merkezi otorite ve yerel yönetim tarafından ayrılan fonlar, gerçekleştirilecek mali desteklerin öngörülen programlar çerçevesinde ve nesnel koşullara göre, amacına uygunluğu denetlenerek kullandırılmasının amaçlanması, İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti adaylığı için olan sürecin bu yönetim modelini desteklemek için kullanılması, Avrupa Komisyonu ve UNESCO desteği ile yürütülen Fener Balat Projesi’nin uygulama normları ile ilgili bir deneyim sağlamak için kent yönetimi tarafından örnek olarak değerlendirilmesi yer aldı. Bu önerilerin başarıya ulaşmasının garantisinin ise proje yönetim sürecine, işin en başından, sonuna kadar, bütün ilgili aktörlerin aktif katılımlarının ve katkılarının sağlanmasının olacağı belirtildi. Katılım konusunun daralan bir modelle erişim imkanı olan kesimlere değil, kamu işlevlerinin normlara ( profesyonel hizmet alımlarını düzenleyen koşullar, bilgi paylaşma, şeffaflıkla ilgili sorumluluklar, normlara uygun program oluşturma yükümlülükleri, vb.) uygun olarak düzenlenmesi önerildi. İstanbul’un Kültür Mirasını İzleme Komitesi bu öngörülere göre bir uygulama yapılması konusunda kent yönetimi ile bir mutabakat oluşturulmasına ve UNESCO organları tarafından değerlendirmenin bu uygulamanın sonuçlarına göre yapılmasının teklif edilmesine karar verdi.

İstanbul’un UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nden çıkarılmasına karşı yapılması gerekenlerle ilgili öneriler:
1. İstanbul ‘Müze Kent’ projesinde başlangıçta öngörüldüğü gibi, bir yönlendirici kurul oluşturulmalı. Bu kurul uygulamadan bağımsız olmalı ve yönetmelikle tanımlanmış bir görev üstlenmeli. Kurulun yönetmelikte belirtilen esaslara göre değerlendirmesinden ve onayından geçmeyen hiçbir uygulama yönetim organlarına teklif edilmemeli.
2. Profesyonel hizmet alımlarında AB müktesebatına göre hareket edilmeli. Merkezi otorite ve yerel yönetim tarafından ayrılan fonlar, gerçekleştirilecek mali destekler öngörülen programlar çerçevesinde, kamu yönetimlerinin açıklık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun olarak ve ilgili müktesebatta yer alan nesnel koşullara göre, amacına uygunluğu denetlenerek kullandırılması amaçlanmalı.
3. İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti adayı olması deneyim paylaşımı için bir fırsat olarak değerlendirilmeli. Kent yönetimi Dünya Kültür Mirası Listesi kapsamındaki bölge için uygulamaları bu programın kıstaslarına göre gerçekleştirmeli ve önümüzdeki 4 sene içinde proje yönetiminin doğru bir şekilde yapılması suretiyle/koşuluyla iyileşmeler sağlamayı hedeflemeli.
4. Avrupa Komisyonu ve UNESCO desteği ile yürütülen Fener Balat Projesi, uygulama normları ile ilgili bir deneyim sağlamak için kent yönetimi tarafından örnek olarak değerlendirilmeli. Burada izlenen proje yönetim modeli İstanbul’da uygulanan somut bir örnek olarak, tarihi kentin hangi yöntemlerle, nasıl korunup yeniden işlevlendirileceği sorunsalına ışık tutacak şekilde incelenmeli.
5. Tarihi bir dokunun nasıl korunacağına dair vizyon-politika ve uygulamaların, yeniden işlevlendirme, yerel halkın bu süreçle güçlendirilmesi, yeni ve yaratıcı bilgi, değer ve varlıkların yaratılması, alanın çok boyutlu yaşanırlığı ve sürdürülebilirliğinin planlanması gibi temel ilkelerin gözetilmesi gerekli.
6. Bu tür geniş perspektifin başarıya ulaşması için proje yönetim sürecine işin en başından sonuna kadar, bütün ilgili aktörlerin aktif katılımlarının ve katkılarının sağlanması amaçlanmalı. Ancak aktif katılım deyince kamunun işlevleri ile profesyonel hizmet sağlayıcılarının işlevleri ve her iki kesimin de gözeticisi konumundaki STK’ların işlevlerinin birbirine karıştırılmaması gerekli.
7. İstanbul’un Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan bölgelerindeki kötü uygulamaların sona erdirilmesi amacıyla kent yönetimi ve ilgili taraflar yukarıdaki öngörülere göre uygulama yapılması ve sonuçlarının değerlendirilmesi için aciliyetle bir mutabakat oluşturmalı.

Korhan Gümüş

CEVAP VER