İSVİÇRE’DEN… Rezaletin bedelini kim ödeyecek?

Sizi bilmiyorum ama biz İsviçre’de yaşayan Türkler hemen ödemeye başladık. Kuralar çekilip de İsviçre bize rakip olarak çıktığında çok sevinmiştim. Ne yazık ki aynı şeyleri bugün düşünemiyorum. Aradan on gün gibi bir süre geçmesine rağmen Medya’nın gündeminden düşmüyoruz. Evet dayanılacak, tahammül edilecek gibi değil, her saat başı aynı şeyler tekrarlanıyor, lanetler yağdırılıyor adeta olanlar beynimize zorla sokuluyor.

Muhabirler sokaklarda önüne gelenle röportaj yapıyor, gazeteler, dergiler, TV, Radyo ve özellikle de internet siteleri hep bir ağızdan koro halinde yangına körükle gidiyor. Türk işçisi yok diye demeç veren iş sahiplerinden tutun da, bir daha kebap yemeyeceğim, tatilimi iptal ediyorum, Türkiye’ye gitmeyeceğim gibi demeçler yazılar bir fırtına  gibi esiyor. İsviçre’de yüzde 4 olan işsizlik oranı Türkler arasında zaten yüzde 20 lerde dolaşıyor. Kim ne derse desin İsviçre’de gizli bir ırkçılık ve insanların kafasında barbar Türk izleri hep vardı. Biz burada bunları silmek için hep mücadele ediyor savaşıyorduk. Bunun tekrar hortlaması için elimizden geleni yaptık, yıllarca bırakmış olduğumuz iyi izlenimleri bir kalemde silip atıldı. Zürih’de her köşe başında görünen dönercilerde verdikleri demeçte bu işten en büyük zararı biz gördük diyerek yakınıyorlar.

İsviçre’de kayak, buz hokeyi tenis hep ön planda olduğu için futbol derbilerinde bile, o küçük stadyumlarını doldurmakta güçlük çekerler. Derbi harici maçlarda genelinde 10-15 binlik stadlarına 4-5 bin izleyici gider.  Konu milli takım ve oynanan maçda Dünya kupasına katılım maçı olunca ilgi aşırı oldu. Benimde giderek izlediğim 33 bin kişilik Bern Swiss(Wangdorf) stadyumu tamamıyla doldu

İstanbul’da olan olaylar sonrası, medyası, politikacısı, hakemi, antrenörü, bileni bilmeyeni herkes bu konuya sahip çıktı, büyük bir kamuoyu oluşturularak gündem her akşam televizyonlara taşındı.Oysa ki küçücük İsviçre’de Milli takımda oynayan oyuncuların bile, öyle bizdeki gibi popiliteleri yok, hergün sokak aralarında gördüğümüz sıradan insanlar. Eski Milli oyuncuları Beat Studer bizim mahallenin takımını çalıştırıyor, hergün selamlaştığım futbol turnuvalarında, eğlencelerde bira tokuşturduğum biri.

Gelin görün ki bu konu o kadar çok konuşuldu tartışıldı ki ben bile gözlerime inanamadım. İsviçreli’lerde artık imaj değiştiriyor demekten kendimi alamadım. Ama ben bu açık oturumlardan bir tanesini sizinle paylaşmak istedim.

3 tane Türk’ün de katıldığı bir açık oturum da benim dikkatimi çeken isim Werner van Gent oldu. Bilmem bu isme bir göz aşinalığınız oldumu? Bu kişi aslen Hollandalı olup bütün bir Avrupa’nın güneydoğu siyasi experti olarak adlandırılan bir gazetecidir. Almanya, Avusturya, İsviçre farketmez nerede bir Türkiye, İran, Irak veya Kürtlerle ilgili bir olay açıkoturum olsa bu kişi mutlaka görünür ve bunu Avrupa’da bütün siyasiler iyi tanır. Ağzı laf yapar oldukça birikimli ve Türkçe’sinin olduğunu tahmin ediyorum. İsviçre’deki açıkoturumda Vatan gazetesinin federasyon ve mafya ilişkilerini dile getiren yazılarını örnek verdi. Özellikle Türkiye’de polisin haberi olmadan bir olay ve yürüyüşün çok zor olacağını iddia etti. İsviçre kafilesinin uçaktan inişi, küfürlü pankartlar, pasaport kontrolünde 2 saat beklemeleri, bavulların geç gelmesi ve gecikme dolayısıyla o günkü antremanın iptalini tamamıyla devlet organizesi olarak değerlendirdi. (aslında bu görüşler benim kafamda da soru işaretleri bıraktı, polis kendiliğinden keyfi olarak bu oyalamayı yapamaz, havaalanı içerisinde sadece görevliler var) Ayrıca Fatih Terim’in kişi olarak aşırı sağcı olup Mehmet Ağar’la yakın dostluğunu dile getirdi. Fatih Altaylı ile konuşmaları Foto maç gibi spor gazetelerindeki aşırı ırkçı ve tansiyonu yükseltici yazılardan örnekler verdi.

Katılımcılardan Türk asıllı İsviçre’li pop star Emel’de yapılanların sporla ilgisi olmadığını vurgularken yapılan hataların burada çok kişinin geleceğini etkileyeceğini söyledi. İsviçre’de binlerce Türk, İsviçre vatandaşı olmak için sırada beklemekteler. Bütün gerekli formaliteleri yerlerine getirselerde çoğu mahallelerde neticede  meclis oylamasına başvuruluyor. Böyle bir ortamda İsviçreli’lerin oylarının negatif olacağını dile getirdi.

Benim de hiç anlayamadığım bir konu, bir yetkili çıkıp da beni aydınlatırsa çok sevineceğim. 15 Kasım’ da İsviçre Milli takımını küfürlerle, cehenneme hoşgeldiniz pankartlarıyla karşılayanlar, bir hafta sonra Italya’nın Milan takımını çiçeklerle Cennet’e hoşgeldiniz pankartıyla karşıladılar. Acaba bir haftada ülkemizde neler değişti?

Biri yapar biri bozar, böyle gelmiş ama artık böyle gitmemeli. Sorumlulardan hesap sorulmalı.. Avrupa’da yaşayan gurbetçiler şuana kadar yeterince bedel ödedi, bundan sonra da sizin hatalarınızdan dolayı bedel ödemek istemiyorlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

thirteen + 4 =