Sözün bittiği yerde değil, başındayız

Sözün bittiği yerde değil, başındayız

0
PAYLAŞ

İkisi arasında derdimizi anlatmaya, sözü çoğaltmaya ve acıyı, acıları damıtmaya çalışıyoruz. Söz çoğalsın ki acıyı tüm topluma yükleyenler, yaptıklarının yanlarına kalmayacağını duysunlar. Söz hiç bitmemeli; sözün, cümlelerin geriye çekildiği yerde, ne sanat, ne edebiyat, ne de bilinç kendine bir yol açabilir.

En ağır koşullarda bile, hayatı savunmanın nedenlerini çoğaltmak zorundayız. Aramızdan yaşamı alınanların, aşklarını, inançlarını, ideallerini, sözsüz, yazısız, cümlesiz nasıl anlatabiliriz ki? Nasıl çoğaltabiliriz susarak? Sözü çoğaltamazsak eksik kalacak yaşadıklarımız, çektiklerimiz. Sözü çoğaltamazsak hep yarım olacak bir yanımız. Sözü çoğaltamazsak, şiddetin ve zulmün arasında ezilecek hep öteki yanımız.

Sözün bittiği yerde olmamalı aklımız, vicdanımız. Yaşadıklarımızı, ısrarla yazıya, edebiyata, sanata, müziğe aktarıp, yarınları görecek ve yaşayacak olanlara bir iz, bir ses bırakmalıyız. Umudu kolektif bir bilinçle donatıp emanet etmeliyiz.

Sözün bittiği yerde olmamalı konuşmalarımız, sloganlarımız, yazılamalarımız. İç ve dış duvarlarımıza yığdığımız sloganlardan, bilin ki anlaşılmıyor hayatın kendisi. Mimiğini görmediğimiz, dokunamadığımız, hissedemediğimiz her şey, kendini anlatırken yoruluyor. Daha baştan kaybediyoruz sözün, kelimelerin ve bilginin gücünü.

İri kelimeler ve sloganlarla kurulan her cümle, birden anlamını kaybediyor ve anlıyor ki insan, en büyük sorunumuz ezber. Kuşaklardan kuşaklara devredilen cümlelerin üstüne hiçbir şey koymadan, eklemeden, yenilemeden devredebilme enerjisi, tersinden yapılabilseydi eğer, bir başka bilgeleşecekti gelecek. Dünün kalıpları ile bugünü tarif etmenin, dünün sesiyle bugüne seslenmenin, dünün cümleleriyle bugünü tarif etmenin oluşturduğu düşünce kaosu, öyle sekter, öyle sekterdi ki birbirimizi anlamakta zorlanıyorduk düne kadar.

Artık biliyoruz, birbirimizin benzerlerini yaratarak çoğaltamayız hayatı, düşünceyi. Biliyoruz, bize benzemeyenleri, benzetmeye çalışmanın, bir başka muktedirliğin kendisi olduğunu.

Biliyoruz, “Sözün bittiği yer” tarifi, acımasız olanı tarif etmekten çıkıp, kendi acımasızlığımızı onaylar hale gelirse eğer, mücadele ettiklerimizle benzeşmenin kaçınılmaz olduğunu
Benzeşmeden üretebilmeliyiz sözümüzü. Benzetmeden var edebilmeliyiz umudu. Benzeşmeden, benzetmeden yaşayabilmeli, düşünebilmeli, özgürlüğü koruyabilmeliyiz.

İçimizdeki adalet duygusunu, eşitlik, bir arada yaşama, özgürlük gibi tüm kavramları yeniden, hepimizin yaşayabileceği prensipler üzerine kurmak zorundayız. Kurduk… Artık biliyoruz, bir başkasının özgürlük alanını tehdit eden her düşüncenin, yarının zorbası olmaktan kurtulamayacağını.

“Sözün bittiği yere” sürüklemeye çalışanlar, elbette ki biliyorlar sözün ve cümlelerin gücünün ne kadar etkili olduğunu. Hepimizi “bittiği yere” çekip, orada yok etmek istiyorlar. Söyleyecek sözünüz yoksa kimseler duymaz yok edildiğinizi ve en acısı, insanlar söylediklerinize değil, elinizdekine bakarak, ölümü defalarca hak ettiğinize iman etmiş cellada döner yüzünü…

İşte bu yüzden sözün, cümlelerin ve kelimelerin gücünü asla terk etmemeliyiz. Eylemi, mücadeleyi ve direnişi anlatacak, yayacak, yaşadıklarımızla güçlendirecek tek şey, sözümüzü söylemeye devam etmektir.

Tüm bu anlattıklarımıza en iyi örnek iktidarın kendisidir.

İktidar, sözün gücünü kaybetti. Söyleyebilecekleri hiçbir şey yok. Karşılığı yok, duygusu yok, etkisi yok… Silah, baskı, zulüm ve katliamlarıyla konuşuyor artık. Hayata ve geleceğe dair, tek bir söz kuramazlar, kuramıyorlar. Dillerine, yüzlerine bakın; tek bir insani ifade göremezsiniz, göremeyeceksiniz. Bu yüzden, sesimizi kesmek, sözsüz bırakmak için katlediyor, moral değerlerimize saldırarak, kendi istedikleri alana çekmeye çalışıyorlar. Tüm muhalifleri, demokrasi güçlerini içine battıkları yere doğru çekip, benzeştirmek istiyorlar bu yüzden.

Artık sözün sahibi bizleriz.

Bu yüzden, Demirtaş her konuştuğunda, hepimizin sesi, sözü, duygusu, ifadesi kendine bir yer buluyor.

Bu yüzden sözün bittiği yerde değil, tam başındayız şimdi.

Şimdi, biz konuşacağız.

Sözün gerçek değerini ve anlamını, hayatın her alanında yeniden var edeceğiz.

BİR CEVAP BIRAK