İtaat

İtaat ise tartışmayı ortadan kaldırır, tartışmanın olmadığı yerde doğmaların olması doğaldır.
 
Sürekli itaat ederek yaşıyoruz ve kendimizi daha rahat hissedebilmek için itaat eden birilerine ihtiyaç duyuyoruz. Kaybettiğimiz kendimize saygının yerini alıyor itaatin yapay saygısı.
 
Tek tanrılı dinlerin kitapları “sıradan bir göz ile okunduğunda, okuyana verdiği tarihsel bilginin ve seslendiği topluma getirdiği bir takım yaptırımların dışında, çelişkili, mantık hatalarıyla dolu bir metin gibi gelir. Tarihin en eski zamanlarından beri, bir çok din bilgini, bu çelişki ve mantık hataları ile dolu metnin, ardında ya da altında saklı, gizemli bir mesaj olması gerektiğini düşünerek üzerine çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmalardan bir kısmı akılsal olurken daha çok kısmı, mistik dediğimiz, içe dönük, özel ritüeller içeren çalışmalar olmuştur.” (Yahudi Kadim Mistik Öğretisi Kabala, A. Ekrem Ülkü, Yeni İnsan Yayınevi, İstanbul, 2008, sayfa 14)
 
Bütün din kitapların özünde tümden itaat vardır. ‘Emirler sorgulanmaz, onun aklı gizlidir.’ (Kâfir, Ayan Hirsi Ali, Çeviren: Mustafa Karabiber, Altın Kitaplar, İstanbul, 2008, sayfa:142)
 
–          Alıntı yaptığım çalışmalarda tek bir dini ele alıyordu, fakat yargıları genelleyerek almayı uygun gördüm, çünkü genel olarak baktığımızda kutsal kitaplar vardır ve onları açıklayan milyonlarca kitaptan söz ederiz.–
 
İtaat sadece dini yapılar için geçerli değildir, kendilerini sosyal/politik olarak gören değişik yapılar içinde geçerlidir. Eğer bir yerde tümden itaat var ise, orada sorgulanamayacak bir şeylerin varlığını peşinen kabul etmek zorundayız.
 
İtaat korku ile ikiz kardeştir. İtaat edenin korkusu vardır, eğer o korku olmaz ise itaat olmaz. George Orwell 1984 adlı çalışması kesin itaatı günlük yaşama aktarması açısından müthiş bir çalışmadır.
 
İtaat olan yerde yönetenler tek egemen güçtür. İnsanlar yöneticilerin korkusu ile sinmiştir, özgürlükler kaldırılmıştır, ahlâki ve insani duygular yok edilmiştir, düşünme ve düşündüğünü söyleme yasaklanmıştır, yaşam tüm güzelliklerini yitirmiştir. Hiç kimse birbirine güvenememektedir. Çoğu kişiler casustur. En yakınlarını yönetime gammazlama bir ödev haline getirilmiştir. Bireylerin kişilikleri tamamen silinmiştir.
 
İtaatkar olmayanın başına gelenler tarih defterinin içinde bol bol durmaktadır. Onlar sürekli olarak örnek olarak önümüze getirilir. Onların sonuçları beynimizin bir yerine kazınır, bir hareket yaparken, oradan uyarı alırız ve davranışlarımızı düzenleriz. Çünkü bizler eğitime ilk adım attığımız günden itibaren itaatkar olmak öğretilmiştir, öğretilmeye de davam eder. Her uyarıcı bizi bir şeylere itaatkar olmaya zorlar. (Sende mi Brutus? Sözü neden günlük konuşmalarımıza kadar girmiş ve yaşamaya devam etmektedir?)
 
Kendi vücudunu silah olarak kullanımı bir itaat sonucu doğmuştur. Hasan Sabah’ın tarihe bıraktığı bir armağan gibidir, fakat orada dikkat edilen şey karşılıksız itaatdir. Almış olduğu birikim ondan öncesi de vardır, fakat o sistematik hale getirmiştir. Günümüzde bir çok devamcısı olması şaşırtıcı değildir. Fedailik düşüncesi temelinde itaat vardır.
 
İtaat bir vaat ile olur, eğer insanlara bir şey vaat edilmez ise, onların itaatkar olacağı düşünülemez, o yüzden itaat edene dinler bu dünyada ulaşılamayanı ve imkansızı sunar. “Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, onu orada ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar.” Nisa: 13
 
Sadece vaat değil, ceza vardır. Ceza genelde bu dünyada yaşarken karşılanır. Fakat bu yeterli görülmez ve ölüm sonrası da cezaların varlıkları beyinlere işlenir.
 
İtaat kavramının olduğu yerde özgürlük sınırlıdır, o özgürlük sınırları da itaat edilen yaşam biçimi ve düşünce belirler.
 
“Liberal bakış açısından, bireyin din seçme ve seçtiği din içinden de seçmelerde bulunma özgürlüğü vardır. Bu tartışılamaz. Dinî hükümlerin bir kısmını benimser; bir kısmını reddeder; bir kısmını benimser, ama gereklerini yerine getirmek istemeyebilir, bu onun özgürlüğüdür. İslamiyet bu özgürlüğü ve serbestliği tanımıyor. İslamiyet’i seçen hükümlerini de kabul eder: Artık onun için alkollü içki, zina, kumar, şans oyunları, faiz, bedenin teşhiri haramdır. Zira “Allah ve Resulü bir işe hükmetti mi artık mümin erkek ve mümin kadınlara bunlara aykırı seçme hakkı kalmamıştır.” (33/Ahzab, 36) İnsan günahı göze alarak, yani dünyevi ve uhrevi cezalara katlanarak bu yasakları ihlal edebilir ancak. “Ben hem içki içerim, hem başımı açarım, hem de plaja giderim; beni kimse eleştiremez” dersen; bu liberal özgürlük tanımı açısından mümkündür ama İslam açısından mümkün değildir.” ( Ali Bulaç, Zaman Gazetesi, 14 Mart 2009, Cumartesi)
 
Sürekli kendine yabancı, kolaylıkla itaat eden, kendiyle barışık olmayan insanlar sokakları doldurmaya devam ediyor.



http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × three =