Taşeron işçilerine kadro

PAYLAŞ

Seçimlere 10 gün kaldı ve AK Parti, ülkenin sorunlarına ve çalışanlarla ilgili konulara, önem vermeğe başladı. Olmaz dediği söylemlerine ilişkin, yeni politikalar üretmeğe başladı.

Asgari ücretin bin beşyüz lira olması söylemine, önce sert bir şekilde karşı çıktı. Şimdi bin üçyüz olsun diyor. Şimdi yap peki. Yasa çıkarmağa gerek yok. Yok seçimlerden sonra.

Emekliye bayramlarda iki maaş ikramiye söylemine de, nerden bulacaklar diye sert çıktı. Şimdi yeni bir ödeme söylemine yöneldiler.

Ama en şaşırtıcısı, “Taşeron işçilere KADRO. Tek başına işbaşına” sloganı ile Başbakan Davutoğlu’nun gülümseyen fotoğrafları her tarafda. Neye gülümsüyor acaba bize bakarak.

Yapılanlar, yaşananlar bir yana, hiç bir şey yokmuş gibi, bu sonuç yaratılmamış gibi, bu açıklamalar her gün, yeniden yeniden üretilerek bizlere aktarılıyor ve bizde bakıyoruz. Düşünmeden kendimi alamıyorum. Bizi ne yerine koyuyorlar.

Unuttuysak hatırlamağa çalışalım. AK Parti 13 yılı aşkın süredir iktidarda ve de tek başına. Şimdi tek başına iktidara gelince, gelinen noktalarda ki sorunları artık tek başına çözecek vaadleri, vaadler.

Yine hatırlamağa çalışalım. Şu an yürürlükte olan, 4857 sayılı İş Yasas, tek başına iktidar olan AK Parti Hükümeti döneminde 2003 yılında çıkarıldı. O gün, bu gün uygulanıyor.

Taşeronluk tanımı, bu yasa ile “alt işveren” olarak yeniden tanımlandı. İşveren – Taşeron ilişkileri, “asıl işveren – alt işveren” ilişkileri olarak yeniden düzenlendi.

13 yılda gelinen nokta, taşeronluk yani alt işvren ilişkilerinin sorunları, her geçen gün giderek arttı ve işin içinden çıkılmaz hale geldi. Bu sürede AK Parti, TEK BAŞINA İKTİDAR.

Sistemin sınırları içinde, gerekliliklerden kaynaklanan, bu sınırlı taşeron ilişkileri, 13 yılda adeta yeni bir TAŞEONLUK SİSTEMİ haline getirildi. Bu süre de, uygulamaları ile bunu oluşturan, 13 yıldır kim iktidar da. AK Parti, TEK BAŞINA İKTİDAR.

İşverenlerin bazı işler için, sınırlı ve bütün içinde az bir yer tutan belirli işkollarında ki bu ilişkiler, 13 yılda adeta kamu işverenliğinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Ve Hükümet en büyük taşeron çalıştıran konumuna ulaştı. Devletin en büyük taşeron çalıştıran olduğu 13 yılda, tek başına iktidar olan kimdi acaba! 13 yıldır kim iktidar da. AK Parti, TEK BAŞINA İKTİDAR.

AK Parti Hükümeti döneminde çıkartılan, 4857 sayılı İş Yasası’n da, güya asıl işveren – alt işveren ilişkilerinin istismar edilmemesi, gerekli ve zorunlu alanlarda kullanılması için, “MUVAZAA” tanımı getirildi. Yani eğer asıl işverenin, alt işveren ilişkisi kurduğu sistem, bu yasal düzenlemeler uygun değilse, yargıya yapılan başvuru sonucu, yargı “MUVAZAA” kararı verirse, bu ilişki yok sayılacak ve işçiler asıl işverenin işçisi kabul edilecek.

Durun. Bitmedi. Yaşanılan yıllarda, yani bu 13 yıllık süreç de, yargı kararları ile devletin asıl işveren olarak, alt işverenlerle yaptığı sözleşmelerin, “MUVAZAA” olduğu kararı verildi. Yani yasal değil. Taşeron işçileri, asıl işverenin işçileridir dedi. Taşeronluk ilişkisi yoktur. Asıl işveren olan Devlet’in işçisidir dendi. Ben değil. Yargı bu kararı verdi.

Daha bitmedi. Bu yasayı çıkartan Hükümet. Kendi döneminde çıkan yasaya dayanılarak, yargı tarafından verilen bu kararları, yıllarca uygulamadı. Yani, Yargı kararları uygulanmadı. Kimdi bu süreç de, 13 yıldır tek başına ikidarda olan acaba! AK Parti, TEK BAŞINA İKTİDAR.

Günlerce, aylarca değil, yıllarca, sendikalar Hükümet’in kapısını aşındırdı. Yargı kararlarını uygulayın. Taşeron işçileri yargı kararı gereği kadroya geçirilsin dendi. Sonra ne mi oldu. 7 Haziran seçimlerne giderken, büyük bir salona, sendikanın topladığı işçilere hitap eden Başbakan, size bir “müjde” veriyorum dedim. “Taşeron işçileri kadroya alıyoruz” dedi. Dikkat, yargı kararlarını uygulayacağız demedi. Müjde veriyoruz dedi. Alkışlandı. Peki bu durum nasıl, hangi Hükümet döneminde oluştu. Yine hatırlamağa çaşılam mı, 13 yıldır tek başına kim iktidar da. AK Parti, TEK BAŞINA İKTİDAR.

Beni ne yerine koyuyorlar anlayamaıyorum da, o işçileri, alkışlayanları, ne yerine koyuyorlar, onlara sormak lazım değil mi!

Yok bitmedi durun. Taşeronluk isiteminin sorunlarını çözeceğiz diye, yıllardır bu söylem dillerden düşmedi. Muhalefet tarafından değil, bu söylemler, iktidar partisi tarafında söylendi hep.

Ve yeni bir adım daha, Kaosa, karmaşaya, koşar adım. Son torba yasa ile taşeron işçileri, sendikalı olup, sendika yetki alırsa, taşeronun kamu işveren sendikasın üye olmasıyla, toplu iş sözleşmesi yapacakları, yasayla düzenlendi. Yasa uygulama da. Sendikalar üye yaptılar. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sendikalara toplu iş sözleşmesi yapabilmeleri için “yeki” de vardi.

Ama, ilaç için dahi bir tek sözleşme yapılamadı. yapılamıyor. Neden mi. Dilerseniz bu durumu yasal çerçevede, bir başka yazıda aktarmağa çalışalım. Yani sonuç, şimdi yaşanan, bu Hükümet’in çıkardığı, torba yasa da ki düzenlemeler de uygulanmıyor. Peki 13 yıldır tek başına iktidar olan kim. AK Parti, TEK BAŞINA İKTİDAR.

Ve şimdi. Sokaklar da adım başına rastladığımız ilanlar. Reklamlar. “Taşeron işçilere KADRO. Tek başına işbaşına.” Ve Başbakan’ın bize gülümseyen fotoğrafı.

Eyyy, taşeron işçileri, bu ilanlara bakıyormusunuz, ya da görüyormusunuz. AK Parti tek başına işbaşına geldiğinde, kadroya alınacaksınız. Peki 13 ylıdır tek başına iktidarda hangi parti var. Siz hangi dönemde taşeron işçileri olarak bu sorunları, yaşadınız ve yaşıyorsunuz, farkındamısınız. AK Parti, TEK BAŞINA İKTİDAR.

Yaşatılanlar, yaşananlar ve gerçekler. Sonra da yüzümüze gülümseyerek söylenenler. “Taşeron işçilerine KADRO. Tek başına işbaşına.”

Beni ne yerine koyuyorlar, anlamakta ve aktarmak da güçlük çekiyorum. Peki sizi ne yerine koyuyorlar. Daha açıkçası, hepimizi ne yerine koyuyorlar. Bunun yanıtını verebiliyormuyuz, farkındamıyız.

“Taşeron işçilere KADRO. Tek başına işbaşına.”

Bunu muhalefet partisi söylemiyor. 13 yıldır tek başına iktidar da olan parti söylüyor. 13 yıldır bu yaşanılan sorunlar, neden kaynaklanıyor acaba. AK Parti, TEK BAŞINA İKTİDAR.

İlana tekrar bakıyorum. “Taşeron işçilere KADRO. Tek başına işbaşına.” HAYDİ !

Gerçekten tekrar tekrar soruyorum. Bizi ne yerine koyuyorlar.

Şimdi, burada sadece, rahmetli İsmet İnönü’nün sözünü tekrarlamakla yetinelim. “HADİ CANIM SENDE”

Ankara. 20 Ekim 2015. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER