Talabani cumhurbaşmanlığı ile yetinmez…

1990’lı yıllarda Ankara’da muhabirlik yaptığım sıralarda Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) Lideri Celal Talabani ismi çok popülerdi. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Kuzey Irak’a ilişkin politikalarda yeni açılımları getirdiği günlerde, Talabani’nin de Türkiye’ye gizli ziyaretler yaptığı, kendisine kırmızı pasaport verildiği söylenirdi. Ancak bu bilgiler doğrulanamazdı.


O dönemde Kuzey Irak’ta bulunduğum bir sırada, sınır kasabası Zaho’da, IKYB’nin karargahında Talabani’ye şans eseri rastladım. Türkiye’ye gittiğini söyledi. Gazetecilik açısından heyecan verici bir olaydı. İlk kez Türkiye’ye girişini resmen açıklıyordu. Talabani’nin konvoyunu takip ederek, Habur sınır kapısına geldik. Kürt heyeti karşılamak üzere Türk güvenlik güçleri de gelmişti. Arabadan inerek fotoğraf çekmek istediğimde güvenlik güçlerinin şiddetine maruz kalmaktan gazeteci olduğumu söyleyerek kurtuldum ancak fotoğraf makinesine el konuldu.


Talabani daha sonra Türkiye’yi çok sık ziyaret etti. Her gelişi de Ankaralı diplomasi muhabirleri arasında heyecan yarattı. Çünkü gelmeden önce yaptığıaçıklamalar genellikle Türkiye ile ilişkilerini gerginleştirirdi.


Ancak Talabani, Türkiye’ye ayak basar basmaz yaptığıyeni bir açıklama ile Gazetelerin manşetine ‘Gaf’ başlığı ile geçen haberin ‘’Yanlış anlamadan’’ kaynaklandığını, aslında söylemek istediğinin ‘’O’’ Değil, ‘’Bu’’ olduğunu belirtirdi.


Örneğin, Türkiye’nin çok duyarlı olduğu bir dönemde ‘’Türk askerini Kuzey Irak’ta istemiyoruz’’ demişse, bunun aslında ‘’BM kararlarıya da koalisyon çerçevesinde’’ olabileceğini ifade ederek, yeni bir birinci sayfa haberine olanak sağlardı.


Talabani’nin konuştuğu coğrafyaya göre açıklama yapma alışkanlığı zamanla diplomasi muhabirleri tarafından da anlaşıldığından, açıklamalarına temkinli yaklaşılmaya başlandı. Her açıklamasının da kendisi açısından bir nedeni olduğu, bir yönlendirme içerdiği de bilinirdi


Yıllardır Kuzey Irak’ta bazen Irak yönetimine karşı, bazen de bölgedeki diğer Kürt gruplarına karşıyürütülen savaşın cephesinde yer alan, derin savaş deneyimine sahip Talabani’nin ABD askerlerinin Iraklıesirlere işkence yapmalarına ilişkin ‘’Abartmayın, her orduda olur’’ sözleri de Türk kamuoyunda yoğun ilgiyle karşılanmıştı.


***


Talabani’ye, bundan sadece 10 yıl kadar kısa bir süre önce ‘’Yakın zamanda Irak’a cumhurbaşkanı’’olacaksın deseler büyük ihtimalle inanmaz, söyleyene de güler geçerdi…


Gerçi Talabani’nin kendi tercihine bıraksalar, Irak’ın sembolik cumhurbaşkanı olmak yerine, bağımsız bir Kürt devletinin gerçek başkanıolmayı tercih edeceği, uzun vadeli hedeflerinden de anlaşılabilecek bir gerçek.


Celal Talabani’nin, bölge ülkeleri tarafından çok iyi bilinen bir lider olması yeni Irak yönetimi ile ilişkiler açısından tabi ki bir avantajdır. Ancak, galiba Talabani’nin doğu diplomasisinin günü kurtaran ‘’Tilki’’ söylemi alışkanlığı ilişkilerdeki en önemli tedirginliği oluşturacaktır.


Unutulmaması gereken de Talabani gibi askeri deneyimlerinin yanısıra yönetim ve diplomasi deneyimleri ve hedefleri olan bir liderin sadece sembolik bir statü ile yetinmeyeceğidir.


Elindeki yetkileri sonuna kadar kullanmaktan kaçınmayacak olan Kürt lider, büyük ihtimalle kendisini bağımsız bir Kürt devletine daha yakın hissetmektedir. Kuzeydeki de facto oluşumu güçlendirmeye çalışacağı, gelecekte kendisinin de son kertede gideceği yerin orasıolduğunu bildiğini ve istediğini tahmin etmek zor değildir.


Sembolik de olsa Irak devletinin başında Talabani vardır ve bu sembolün anlamının gerçekten anlaşılması, geleceğe ilişkin gerçekçi öngörülerde bulunmak için gerekli ve zorunlu koşuldur.


Alikocak2002@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.