Talat Paşa’dan Cumhurbaşkanı Sezer’e

Talat Paşa’dan Cumhurbaşkanı Sezer’e

0
PAYLAŞ

her ülkede çok az olmuştur.


Kendini farklı yazar konumunda gören, ancak uzun süreden beri internette yazmış olduğu halde, ne yazık ki değerli varlığından haberimiz olmamış olan ve tesadüfen bir sitedeki son yazısına rastlamak şerefine nail olduğumuz(!) bir muhterem; meğer yazmış olduğu sitede ki yazılarıyla kafayı bize takmış da, yazılarını hiç okumadığımız için, şahsımıza karşı olan bu yüksek alakasından   haberimiz olmamış.   
Muhteremin derdi şuymuş: Neden köşemizde sürekli vatan millet yazıları yazmıyormuşuz da,  mal varlıkları vs. gibi sıradan güncel olayları yazı konusu yapıyormuşuz. Ülke elden gidiyormuş da, biz hala boş işlerle uğraşıyor, yazarak hobimizi tatmin edici günler geçiyormuşuz. Niçin her gün kendisi gibi, çalakalem “savaş tamtamları” içeren yazılar yazmıyormuşuz.
Köşesinde kendisi, nasıl yazılarıyla vatanı kurtarıyorsa, biz de onu örnek alıp sabah akşam, vatan kurtaran yazılar yazmalıymışız…
Bu yaşımıza geldik, bunca yılın yazarıyız, inanın böyle bir durumla karşılaşmadık. Güler misin, şaşırır mısın?…


Muhteremin önerisini bugün de yerine getirmeyeceğimizi belirtip, şu “önem taşımayan” ve sıradan konu olan “mal varlıkları” gibi güncel konuya yeniden girmenin yanlışlığına düşeceğimizi, muhterimin yüce makamına üzülerek iletmek istiyoruz.
Umarız bizi bağışlar(!)


                                                            x


Talat Paşa, Türk milletinin tarihinde adı her zaman minnet ve şükranla anılan “dürüstlük abidesi bir devlet adamıdır”. Tıpkı görev süresi bittiğinde adını her zaman millet olarak, sevgiyle ve saygıyla anacağımız bugünkü Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer gibi…


 Talat Paşa’dan; günümüz siyasetçileri ile ülkeyi yönetenlerine ve gelecekte yöneteceklere, gerçek devlet adamlığı adına örnek ve ibret alınacak, işte muhteşem bir mal beyanı…


Talat Paşa’nın, yıllarca sadrazamlık makamında olmasına karşın, asla parası olmamıştır. Memleketten ayrılmak zorunda kaldığı gün, Sadrazam Müşir İzzet Paşa’ya yazmış olduğu mektup, şahsı adına tarihe mal olmuş bir “onur belgesi”dir… Böyle bir mektup, ancak namuslu ve şerefli kalmayı yaşamının her döneminde ve her zaman erdem saymış bir devlet adamının kaleminden çıkabilirdi…


Günümüzde her devlet dairesinin duvarında asılı durması gerekecek denli önem taşıyan mektubu, yüreği gerçek vatan sevgisi ile dolu, yaşamında her mevki ve makamda dürüst olmayı ve kalmayı ilke edinmiş herkes adına, aşağıda aynen aktarıyoruz.


Lütfen sonuna kadar okuyun.


“Memleketin bir müddet ecnebi nüfuz ve tesiri altında kalacağını anladım Buna rağmen memlekette kalmak ve millet muvacehesinde muhakeme olmak fikrinde idim.  Bütün dostlarım bunu atiye talik etmek (geleceğe ertelemek) için ısrar ettiler. Zatı fahimaneleriyle iştişar edemedik (büyük varlığınızla… görüşemedim).  Müşkil mevkide kalacağınızı çok düşündükten sonra bundan sarfınazar ettim. (vazgeçtim) Bütün Hayatı siyasiyemde memlekete namuskarane hizmet etmekti.
Bütün servetim, zatı şahanenin hediye ettiği otomobilin bedeli ile, her ay artırmış bulunduğum yirmişer liradan iki bin altı yüz liralık istikrazı dahili ( iç borçlanması) bedelinden ve bir de dört arkadaşımla birlikte isticar ettiğimiz (kiraladığımız) çiftliğin icarının devrinden hasıl olan paradan ibarettir. Bundan başka hiçbir nesneye malik değilim.
Millete karşı hesap vermek ve muhakeme olarak tayin edilecek cezayı kemali cesaretle çekmek isterim. İşte zatı fahimanelerine söz veriyorum. Memleketin ecnebi nüfuz ve tesirinden azade kaldığı (kurtulduğu) ilk gün telgrafınıza itaat edeceğim.” ( Talat Paşayı nasıl vurdular – Cemal Kutay – İklim yayınları syf:65)


Devam ediyoruz.


Yakın bir arkadaşı diyor ki:
“Sadrazam olduğu zaman da Selanik’teki Talat kalmıştı. Hatta alışırız, belki sonra çıkmak güç olur, diye Sadaret konağına bile taşınmamıştı. Kendi evinde   kalmıştı. Belki bir gün paramız da bulunmayacağı günler olur diye de ARABAYA BİNMEZ TRAMVAYA BİNERDİ.” (Talat Paşa’yı nasıl vurdular – syf: 104)


Sevgili okurlar bir de bugünlerle kıyaslayın.


“Nazır olduğu vakit, seyahat için aldığı paradan artanı vezneye iade ederdi. Halbuki kanun mucibince, alması icap eden paralar iade edilmezdi (onun hakkıydı). Bunu hatırlatan veznedara; ‘ben hakkım olmayan parayı almam’ derdi. (Talat Paşa’yı nasıl vurdular –syf: 103)


Talat Paşa’dan 82 yıl sonra, Türkiye Cumhuriyet’inin Cumhurbaşkanlığı’na  seçilen Ahmet Necdet Sezer, dürüst devlet adamlığı’nın bayrağını Çankaya sırtlarında 6 yıldır gururla dalgalandırıyor.


Devletin tek kuruşunu dahi boşa harcamadan, ülkeyi yönetenlere ibret olacak biçim ve hassasiyette; “muhteşem bir devlet adamlığı” örneğini sergiliyor.
Oğlunun düğününde, Çankaya Köşkü’nde, birkaç saatlik elektrik sarfiyatını dahi cebinden ödeyecek ve bulunduğu makamdan ötürü, düğün için hediye kabul edilmeyeceğini davetlilere önceden bildirecek denli, her konuda örnek alınacak saygın bir tutum sergileyen Sayın sezer, 2007’nin Nisan ayında makamına veda ederken, döneceği yer olan;
TÜRK MİLLETİNİN SİNESİNDE Kİ, SEVGİ, SAYGI VE ŞÜKRAN VİLLASINDA, ALKIŞLARLA YERİNİ ALACAKTIR!


Nur içinde yat Talat Paşa!
İyi ki Bu millet sizin gibi bir Cumhurbaşkanı tanıdı Sayın Ahmet Necdet Sezer!..



burhanaozbey@yahoo.com      


 


 


 

BİR CEVAP BIRAK